AĞUSTOS BÖCEKLERİ ASAL ve ÇİFT SAYIYI NASIL AYIRT EDİYOR ?

Her yazın sonuna doğru ortaya çıkan ağustos böcekleri böcekler arasında en gürültücü sese sahipler. Peki bu böceğe has o sesi sadece erkek ağustos böceğinin çıkardığını biliyor muydunuz ? Bunun nedeni; dişilerin dikkatini çekerek yerlerini belirlemektir. Çünkü ağustos böceklerinin çiftleşmek için toprağın altından çıktıktan sonra maksimum 3 hafta kadar kısa bir süreleri vardır. Bu süre içerisinde dişilerin dikkatini çekerek çiftleşecek ve ardından öleceklerdir.

Dişiler çiftleşmeden sonra ince dallara ve ağaç gövdelerine yarıklar açarak yumurtalarını bırakırlar. Yumurtadan çıkan yavrular yere düşer düşmez hızlıca toprağın alt kısımlarına gömülürler. Larva halindeki böcekler yeraltında uzun yıllar kalarak kendilerini sellerden ve su basmasından koruyacak yuvaları inşa ederler. Bu yuvaların inşasında ise özel malzeme olarak kendi dışkılarını kullanırlar. Burada yıllar boyu ağaç köklerini emerek sağ kalırlar. Bu dönemden sonra ani bir mucize gerçekleşir: yaklaşık 20 ysene toprak altında kalan yavruların hepsi aynı anda topraktan yüzeye doğru çıkarlar.

>> Daha da ilginci hep aynı anda yeryüzeyine çıkan ağustos böcekleri bunu doğumlarını takip eden sadece asal sayılı yıllarda yaparlar ! (11, 13, 17, 19 yılları gibi)…

Yani, ağustos böcekleri çok ilginç kılan, sayı saymayı bilmeleridir. Bu minik canlıların yıllık yaşam döngülerini nasıl bir asal sayıya denk getirdiklerini hala hiç kimse bilemiyor. Bu matematiksel zamanlamanın diğer birçok canlıda olan çift sayılı çiftleşme döngülerine rastlamamak, böylece olası avcı potansiyeline denk gelmemek için olduğu tahmin edilmektedir. Çünkü ağustos böcekleri trilyonlarla ifade edilecek sayılarda aynı anda ve tek gecede topraktan çıkar. Ancak bunu diğer canlıların çift sayılı döngülerinde yapmış olsalar ve rastgele günlerde yapmış olsalar diğer canlılara yem olur ve nesilleri büyük tehlike altında olurdu. Bu asal sayı döngüsüyle mükemmel zamanlama ve popülasyonunun azalmasını engellemiş oluyorlar.

Ağustos böcekleri, çekirgelerin yaptığı gibi bacaklarını birbirine sürtmek yerine karınlarındaki bir çift zarı titreştirerek ses çıkarırlar. Seslerini ıssız bir gecede yaklaşık 2 km uzaktan duyabilmek mümkündür. Bazı türlerde ses şiddeti 120 desibele, yani bir rock konserini ön sıradan dinlemeye denk düşecek bir yüksekliğe ulaşır.

Genellikle şarkılarını kalabalık korolar halinde söylerler. Böylece avcı kuşların tek tek konumlarını belirlemesi imkansızlaşır.

Her türe özgü ayırt edici bir çağrı dizisi bulunur, dişilerin kulakları da bu ayrıma duyarlıdır. Bu 3 haftalık kısa ömürleri süresince sürekli şarkı söyleyecek, dişilerini bulacak, çiftleşecek ve öleceklerdir..

Ve toprağın altında uzun süre kalacak olan yeni nesiller, tıpkı diğer ataları gibi sayı saymayı bilecek, ve mucizevi bir şekilde toprağın adlından yıllar sonra aynı anda çıkmayı başaracaklardır..

Kuşkusuz biz insanların dahi mükemmel bir organizasyon ve iletişim sistemleri olmadan asla vakıf olamayacağı bu özelliğin, hiçbir düşünme yetisi ve donanımı olmayan bu minik canlılara yaratan Allah tarafından ilham ettiği aşikardır..

————————-
“Göklerin ve yerin yaratılması ile onlarda her canlıdan türetip-yayması O’nun ayetlerindendir…” [Şura Suresi, 29.ayet]

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir