“ANOSMİ” – KOKU DUYUSU YİTİMİ HASTALIĞI

“Hmmm… Nefis Kokuyor!”
Herbirimiz şu ya da bu şekilde bu tepkiyi mutlaka vermişizdir.

Peki hoşunuza gidecek veya gitmeyecek herhangi bir kokuyu alamaz durumda da olabileceğinizi ve bu durum olursa neler yaşayabileceğinizi düşündünüz mü hiç ?

Çiçek kokusu yok, yağmur sonrası toprak kokusu yok, mantının üzerindeki tereyağın kokusu yok, kahvenin kokusu yok, yok, yok… Yangını ihbar edecek yanık kokusu da yok, çocuğunu koklayabilmek yok…

Kokusuz bir hayat, karanlık ya da sessiz olanı kadar zor ve tehlikeli. Belki çok farkında değiliz ve duymuyoruz ama mesela ABD’de yapılan bir araştırmaya göre, Amerikan nüfusunun % 1’ine ve 50 yaş üstü kişilerin %24’üne yakını kısmi de olsa koku alamıyor. Kim bilir kendi aramızda bzim frkında olmadığımız kaç insan var kokusuz dünyalarında yaşayan.

Koku alamamak aynı zamanda tat duyumuza da set koyuyor. Dil dört temel tadı almaya devam etse de koku duyusu olmadan yediğimiz hiçbir şeyin tadını algılayamaz durumda oluruz.

Koku hafızayla da yakından ilgilidir! Beyin, insan yaşamını sürdürebilmek adına önemli sayması gerektiği kokuları “unutmaz”. Bu beslenebilmek, zehirlenmemek, anne, eş ve çocuk bulmak ve tehlikelerden kaçmak adına beynin teknik görevlerindendir. Beynin ilgili bölümleri kokuyu algılayamaz duruma gelirse, koku hafızası da etkilenmiş olur.

Koku alabilmek, sağlık ve sosyal bir yaşam için de gerekli. Duman, gaz sızıntısı ya da bayatlamış yiyeceklere karşı koku duyusu vücudumuz için bir erken uyarı sistemiyken, yokluğu durumunda farkına varamayacağımız vücut kokuları sosyal felaketleri de engeller. Dahası kokunun eş seçiminde çok önemli bir rolü vardır. Her insan genetik olarak belirlenmiş, feromon dediğimiz sadece kendine ait bir koku taşıyor. Etkileri kesin olarak henüz anlaşılamamışsa da çiftleri birbirine yaklaştırdığı, uyum ve mutluluk halini arttırdığı bugün bilimin kabul ettiği bir gerçek.

Anosmiyi anlamak için önce nasıl koku aldığımızı da incelemek lazım. Koku duyusu burun boşluğu tavanında yerleşmiş bir pul büyüklüğündeki koku bölgesine (Olfactory Epithelium) hava içerisindeki koku moleküllerinin ulaşması ile başlıyor. Burun içerisindeki bu koku bölgesinde beş milyon kadar koku alıcı hücre (epithelial cells) var. Bu hücrelerin sayısı farede on, tavşanda yirmi milyon iken bir av köpeğinde 200 milyona kadar çıkıyor. Koku molekülleri burun içerisinde dolaşan hava ile beraber koku bölgesindeki sadece kendilerine uyan koku reseptörlerine bağlanmayı başarabildiklerinde koku algılanması başlıyor. Bu uyarı 3-4 cm.’lik bir sinir iletimiyle (olfactory nerves ve olfactory tract) beyindeki koku merkezine ulaştığında beyin belirlenmiş olan şifreleri çözerek kokuyu tanımamızı sağlıyor. Tüm diğer sinirlerden farklı olarak koku sinir uçları kendisini uyaranla doğrudan kendisi karşılaşıyor, bir başka deyişle beynin kafatasından dış ortama açık olduğu tek yer burun içerisindeki koku sinirleri bölgesi.

>>> PEKİ NASIL BİR HİSSİZLİKTİR KOKU ALAMAMAK?
Aslında test etmesi çok basittir: burnunuzu tıkayın ve birşeyler atıştırın. Hiposmilerin dünyasında bulursunuz kendinizi. “Hiposmi” koku duyumunda azlık anlamına geliyor. Yani yediğiniz şeylerde iyi kötü tat alabildiniz; ama şimdi buna gripli iken içinde olduğunuz ruh halini ekleyin ve bu durumu limitsiz sürekli yaşadığınızı düşünün. İşte bir anosmik hasta bunu hergün yaşamak zorunda.

Anosmi, doğuştan olabileceği gibi herhangi bir zamanda da meydana gelebileceğinden dikkat edilmesi gereken bir konudur. En yaygın sebepleri sigara içmek, uyuşturucu kullanmak, viral üst solunum yolları enfeksiyonu, polipler, ender olsa da burun ameliyatları ve şiddetli kafa travmaları sayılabilir.

Ama en önemlisi duyu yitimi, Kallman sendromu, Alzheimer veya Parkinson gibi ciddi hastalıkların bir işareti olabilir. Dolayısıyla belli bir yaştan sonra koku duyusunda bir azalma hissedilmesi halinde bir doktor görmek gerekmektedir.

Anosmi hastalarının aşağıdaki maddeleri uygulamasında fayda vardır:

• Özellikle mutfağa ve diğer odalarda eğer herhangi bir ateş kaynağı varsa buralara duman dedektörü yerleştirilmesi
• Gaz kaçaklarına karşı ya gaz dedektörü kullanılması ya da elektrikli ısıtıcıların tercih edilmesi
• Zehirlenme ihtimaline karşı yiyeceklerin son kullanma tarihlerine dikkat edilmesi
• Toksik kimyasalları kullanırken ayrı bir özen gösterilmesi (örnek, tuz ruhu, vb.)
• Araba gibi %40’ı plastik türevi olan araç ve cihazlarda yanma ve ısınma problemlerini genelde koku yoluyla algıladığımızdan, bunların kontrollerinin yapılıp, dikkatle kullanılmaları, ve
• Sosyal facialardan kaçınmak için aile ve arkadaş çevrelerini konudan haberdar etmeleri önerilir.

————————–
“Kafile (Mısır’dan) ayrılmaya başladığı zaman, babaları dedi ki: “Eğer beni bunamış saymıyorsanız, inanın Yusuf’un kokusunu (burnumda tüter) buluyorum.” [Yusuf Suresi, 94.ayet]

“Ey insan, ‘üstün kerem sahibi’ olan Rabbine karşı seni aldatıp-yanıltan nedir? Ki O, seni yarattı, ‘sana bir düzen içinde biçim verdi’ ve seni bir itidal (ölçü) üzere kıldı.Dilediği bir surette seni tertib etti.“ [İnfitar Suresi, 6-8.ayetleri]

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir