ARILAR İNSANIN GÖREMEDİĞİNİ NASIL GÖRÜYOR ?

Arılar üzerinde araştırmalar yapan bilim insanları, arıların güneşin ultraviyole ışınlarından bulutlu havada bile yararlanarak bulunduğu yeri belirleme, yön bulma ve diğer arılara besinlerin bulunduğu yeri tarif etme özelliği ve bilgisine sahip olduklarını keşfetmişler. Üstelik arılar bunu, tüm gün değişen güneş konumuna rağmen yapabilmekte, yani güneşten yararlanarak hesap yapabilmekteydi…

Arıların Güneş’ten faydalanabilme özelliklerini fark eden bilim insanları, yön tayinleri konusunda araştırmalar yapmaya başlamışlardır. İlk olarak arıların göz yapısı incelenmiş ve gözlerinin bu hesaplamaların yapılmasını sağlayacak bir tasarıma sahip olduğu bulunmuştur.

Arıların çok özel bir göz yapıları vardır. Arı gözlerinde “ommatidia” adı verilen, 6.900’er adet birbirinden ayrı görme işlemi yapan bölüm vardır. Bu bölümlerin her biri kendi başına bir göz gibi hareket eder. Bunlar bir kutudaki kamışlar gibi biraraya toplanmışlardır. Ayrıca her biri dışta küçük konveks ve şeffaf bir lensle biter. Bu lensler de gözün cam gibi elips biçimindeki dış kabuğunu oluştururlar. Arıların başlarının iki yanında bulunan birleşik gözlerinin dışında, kafalarının üzerinde de 3 basit gözleri bulunur. Kafa üzerinde yer alan bölümlerin ışığın şiddetinin ölçülmesi için kullanıldığı tahmin edilmektedir.

Ayrıca bu binlerce “gözcük” sayesinde arılar yüzlerce görüntüyü yakalayarak 360 derecelik etrafının tamamını görür. Tüm gözler arının beynine her saniye 70.000 kadar görüntü gönderir ve burada bulunan optik sinir merkezi bu görüntüleri değerlendirerek, arının yön ve yeri konusunda karar vermesine karar verir. Arının bu sistemi insanın görme sisteminden 10 kat daha üstündür.

Arı gözünün insan gözüne göre iki üstünlüğü daha vardır:

1- ultraviyole ışınlarını görme
2- ışığın polarizasyonunu ayrıştırma

İşte bu özellikler, arıların hem etrafının tamamını görmelerini hem de Güneş’in yerini ve açısını tespit etmelerini sağlayan özelliklerdir. Bu sayede arılar, Güneş ilerledikçe kovanda diğer arılara yapacakları tarifin yönünde düzeltme yaparak hedefin yönünü hatasız olarak belirleyebilirler.

—————–
“Dağlarda, ağaçlarda ve onların kurdukları çardaklarda kendine evler edin. Sonra meyvelerin tümünden ye, böylece Rabbinin sana kolaylaştırdığı yollarda yürü-uçuver..” [Nahl Suresi, 68.ayet]
_

>>> EK BİLGİLER:
İnsanlar, çıplak gözle ‘görülebilen ışık’ dışındaki dalga boyuna sahip ışıkların farkında değildir; oysa bizim göremediğimiz fakat bazı deniz ve kara hayvanları tarafından görülebilen ışık çeşitleri de mevcuttur. Başka bir ifadeyle, insan için görünmeyen ışık, başka canlılar için ‘görünen ışık’ olabilmektedir.

İnsan gözü, radyo ve televizyon dalgalarını göremediği gibi, mor ötesi (ultraviyole) ışığı da göremez. Oysa nasıl ‘yeşil renk’, ‘kırmızı renk’ vardır ve dünyanın her bir köşesinde bize değişik renk ve tonlarıyla kendini gösterir, öyle de ‘ultraviyole ışık’ da bir renk oluşturmaktadır. ‘Ultraviyole renk’ birçok canlı türü tarafından, mesela arılar görülürken, insan onu çıplak gözle göremez.


Hayvanların da bizler gibi renkli görme kabiliyetine sahip olduğu yakın bir tarihte anlaşılmıştır. Buna göre hayvanların renkli görme kabiliyetleri birbirlerinden farklıdır. Tabiatta binlerce renk, üç ana renk olan kırmızı, sarı ve yeşilin sonsuz sayıdaki kombinasyonuyla ortaya çıkarılmaktadır. Bu renk zenginliğini algılayabilmeleri için, renkli gören canlıların gözlerinde üç ana rengi algılamak üzere üç çeşit koni şeklinde hücre (kırmızı, yeşil ve mavi) vazifelendirilmiştir. Diğer renkler bu üç rengin karışımı olarak algılanır. Meselâ bal arılarında, insanlarda da olduğu gibi ‘üç renkli görme’ vardır. Fakat arıların renkli görme sistemi yeşil, mavi ve ultraviyole renkleri algılayan hücrelerden oluşur. Bu yüzden bal arıları ‘kırmızı rengi’ göremez; ama ‘ultraviyole rengi’ görür. İnsan göz retinasına zararlı olduğu için gözün ön yapıları tarafından süzülen ve retinaya ulaşması engellenen ‘ultraviyole ışık’ enteresan bir şekilde arıların renkli görme sisteminin temelini oluşturur. Hatta arılar yalnızca ultraviyole ışığın varlığında renkli görebilir. Arıların renkli görme sistemi; kovanına giden yolu bulmada, bal özü taşıyan bir çiçeğin yer ve yönünü tespit etmede kullanılır.

Güneş ışığının parlak yüzeylerden yansıması da canlılar tarafından ‘polarize ışık’ şeklinde görülür. Mesela çok güneşli bir havada denizden veya asfalt yoldan gözümüze yansıyan ve ‘parıldamalar’ şeklinde algılanarak görme netliğimizi azaltan ışık da, polarize ışıktır. Biz bu ışıktan korunmak, asfalt yolda ve deniz kenarında çevremizi daha net görmek için, polarize ışığı süzüp azaltan güneş gözlükleri kullanırız. İnsanoğlu çıplak gözle, yeryüzündeki polarize ışığın çok ufak bir bölümünü algılar; fakat bu bir eksiklik değil, aksine bizim için bir nimettir. Polarize ışığı daha iyi algılayabilseydik, çevremizdeki yoğun ışık parlamaları sebebiyle hiçbir nesneyi net göremezdik.

Arı göz sisteminde durum ise şöyledir: ‘polarize ışık’ gözü kamaştırıp görme netliğini azalttığından, bal arısının polarize ışığı görme kabiliyetine sahip hücrelerini, gözünün arka ve üst kısmına yerleştirmiştir. Bu sayede bal arısı, gözünün çiçekleri görmesini sağlayan aşağı kısmıyla polarize ışığı görmez ve ışık parlama ve yansımalarından etkilenmezken, gözünün arka ve üst kısmıyla da havada yansıyan polarize ışığı görür ve yön tayini yapar.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir