Admin tarafından yazılmış tüm yazılar

Bügün İstanbulun FETH’inin 558.Yıl Dönümü

Sultan 2. Mehmet’in 21. yaşında iken ‘Fatih’ unvanını alarak Fatih Sultan Mehmet olarak anılmaya başlamasına, Osmanlı devletinin imparatorluk olmasına, Bizans İmparatorluğu’nun yıkılmasına ve Orta Çağ’ın kapanıp Yeni Çağ’ın başlamasına neden olan, ‘Peygamber müjdesi’ olarak da nitelendirilen İstanbul’un fethinin 558. yıl dönümü kutlanıyor.

İstanbul’un Fethinin 558. yıl dönümü
İSTANBUL (A.A)
İstanbul’un Fethinin 558. yıl dönümü 29 Mayıs Pazar günü Fatih Sultan Mehmet’in Fatih Camisi avlusundaki türbesini saat 10.00’daki ziyaretle başlayacak. Ardından Fatih İtfaiye Meydanı’ndaki Fatih Anıtı, Bayrampaşa’daki Fatih Anıtı ve Beşiktaş’taki Fatih Anıtı’nda tören düzenlenecek.

Fetih kutlamaları kapsamında Belgratkapı’daki tören ise 10.30’da gerçekleştirilecek. Yedikule-Topkapı arasındaki 10. Yıl Caddesi’nde yapılacak törende, tarihi birliğin surlara hücumu ve sancakların surlara dikilmesi de canlandırılacak.

İSTANBUL’UN FETHİ

O zamanki adıyla Konstantinopolis, Müslümanlar tarafından ilk olarak, Hazreti Muhammed’i Hicret döneminde evinde misafir eden sahabe Eyub El-Ensari tarafından 668-669 yıllarında kuşatıldı. Daha sonra birçok farklı kuşatmaya sahne olan İstanbul, Osmanlılar tarafından ilk olarak Yıldırım Bayezid döneminde kuşatıldı ve başarısız olundu.

Sultan 2. Mehmet tahta geçtiği dönemde, İstanbul’un fethi için öncelikle deniz yardımının kesilmesi gerektiği düşüncesiyle Yıldırım Bayezid’in yaptırmış olduğu Anadolu Hisarı’nın karşısında Rumeli Hisarı’nı yaptırdı. Bu hisar, Tuna Nehri ile Karadeniz’den gelecek yardımı önlemeyi amaçlıyordu. İstanbul’un yüksek ve kalın surlarını yıkmak amacı ile Edirne’de, devrin önemli mühendisleri Musluhiddin, Saruca Sekban ile Osmanlılar’a sığınan Macar Urban’a iri toplar döktürüldü.

Sultan 2. Mehmet, 1452 yılında Bizans İmparatorluğu’na savaş ilan etti ve 28 Haziran 1452’de Rumeli Hisarı’ndan 50 bin kişilik ordu hareket etti. İstanbul surları karşısında çadırlar kuruldu. 31 Ağustos’a kadar ordu İstanbul’da kaldı. Ancak 31 Ağustos’ta Edirne’ye geri döndü.

Sultan 2. Mehmet, Şubat 1453’de dökülen iri topların İstanbul önlerine götürülmesini emretti. Karaca Paşa komutasındaki 10 bin kişilik ordu İstanbul yakınındaki Vize, Silivri ve Ayestefanos kalelerini kuşattı. Nisan ayına gelindiğinde ise 2. Mehmet, eyalet ve sancaklara orduya katılmaları için haber gönderdi ve 5 Nisan 1453’de Osmanlı ordusu, 2. Mehmet’in komutasında İstanbul’a hareket etti.

Osmanlı ordusunda önemli hocalardan Akşemseddin, Akbıyık ve Molla Gürani de bulunuyordu. 6 Nisan 1453’de 10 bin sipahi Maltepe civarını tuttu. Sultan 2. Mehmet de Anadolu ve Haliç’i tutmuştu. Zağanos Paşa da Beyoğlu’nu fethederek, Galata üzerine yürüdü. Aynı gün Sultan 2. Mehmet, Mahmut Paşa’yı elçi olarak Bizans İmparatoruna gönderdi. Ancak barış teklifi kabul edilmedi.

6 NİSAN 1453’TE İSTANBUL KUŞATMASI BAŞLADI

Sultan 2. Mehmet, 6 Nisan 1453 tarihinde İstanbul kuşatmasına başladı. Osmanlı ordusu kenti karadan ve denizden kuşatma altına alırken, ordu surlarda gedikler açtıkça Bizanslılar surları yeniliyor, Türklerin şehre girişine izin vermiyordu. Osmanlı donanmasının da Bizans’a yardıma gelen Ceneviz ve Venedik gemilerine engel olamaması savaşın seyrini değiştirmeye başladı. Haliç ile Karaköy arasına çekilen zincirden ötürü Osmanlı donanmasının Haliç’e girememesi savaşın seyrini Osmanlı aleyhine çeviriyordu. Bu gelişmeler üzerine Sultan 2. Mehmet, 21 Nisan’ı 22 Nisan’a bağlayan gece 72 parça kadırganın karadan yürütülerek Haliç’e indirilmesi emrini verdi. Dolmabahçe üzerinden Haliç’e indirilen gemilerle savaşın seyri değişmeye başladı.

Kaynaklara göre, Sultan 2. Mehmet, ‘Biz Peygamber müjdesini gerçekleştirmeye geldik. Biz Sultan Murad Han oğlu Mehmed Han’ız. Allah’ın izni ve yardımı ile imkansızı mümkün yaparız. Davranın, amele bulun, usta bulun. Dolmabahçe’den Beyoğlu sırtlarına doğru geniş bir yol açın. Yol boyunca kızakları döşeyin. Cenevizliler’den yağ alıp kızakları yağlayın. Amma çok gizli tutun. Bizans bu durumu fark etmemeli’ dedi.

Bir gece içerisinde donanma Haliç’e indirildi. 22 Nisan’da donanma Haliç’ten ateşe başladı. Bizans Başkumandanı olan Giustiniani ise, donanmanın Haliç’e indirilmesine inanamıyordu.

Osmanlı Donanması’nın Haliç’e indirilmesi ile birlikte savaşın seyri Osmanlılar’a döndü. Sultan 2. Mehmet, 29 Mayıs’ta büyük taarruz için emir verdi. 29 Mayıs’ta günün ilk ışıkları ile başlayan taarruz sonucu, Ulubatlı Hasan’ın Bizans Surları’na çıkarak Osmanlı sancağını dikmesi ile Osmanlı ordusu moral kazandı.

Konstantinopolis, 29 Mayıs 1453’te Sultan 2. Mehmet’in önderliğindeki Osmanlı birliklerine teslim oldu. Konstantinopolis’in alınması ile birlikte topların deldiği surlardan içeri giren Sultan 2. Mehmet, halkın sevgi gösterisi ile karşılandı. Bu fetihten sonra Sultan 2. Mehmet, ‘Fatih’ unvanını aldı ve Fatih Sultan Mehmet olarak anılmaya başladı.

İstanbul’un fethi ile Doğu Roma İmparatorluğu (Bizans) yıkıldı, Osmanlı devleti imparatorluk oldu, Orta Çağ kapanarak, 1789 Fransız İhtilali’ne kadar sürecek olan Yeni Çağ başladı.

MİLLİ ZIRHLI MUHAREBE ARACIMIZ PARS 8X8

Türk mühendislerince tasarlanan taktik tekerlekli zırhlı personel taşıyıcı olan Pars, 500-600 beygir gücünde, dizel motorlu, saatte 120 kilometre hız yapabiliyor. Suda da ilerleyebilen 12 kişi kapasiteli Pars, yüzde 70 meyilli yerlere tırmanabiliyor. 8 metre uzunluğunda 2,7 metre genişliğinde ve 2,17 metre yüksekliğinde olan araç, 8,3 ton yük taşıma kapasitesine sahip.

Milli Zırhlı Muharebe Aracımız ARMA 6X6

Milli Zırhlı Aracımız Arma

Tamamen Milli İmkanlarla Tasarımı ve üretimi gerçekleştirilen 6X6 ARMA Zırhlı Muharebe Aramcımız 10 Personel taşıyor.Suda yüzüyor, Mayına karşı etkilenmiyor, her türlü silah ile desteklenebiliyor. 

Patlayan lastiklerini kendisi şişiriyor.Ve Patlak lastiklerle 40 KM yol alabiliyor.Üretici Firma 10.6 Milyarlık İhracat bağlantısını bile yaptı..

 

Allah’ın varlığını nasıl anlarız?

şimsek

Çevremize baktığımızda gördüğümüz bitkiler, hayvanlar, denizler, dağlar, insanlar ve hatta göremediğimiz mikro alemdeki canlı cansız herşey kendilerini var eden üstün bir aklın apaçık delilleridir. Aynı şekilde tüm evrende var olan denge, düzen, kusursuz yaratılışyine kendilerini kusursuzca var eden üstün bir ilim sahibinin varlığını kanıtlar. İşte bu üstün aklın ve ilmin sahibi Allah’tır.

Biz Allah’ın varlığını, yarattığı kusursuz sistemlerden, canlı cansız varlıkların hayranlık uyandırıcı özelliklerinden anlarız. Bu kusursuzluğa Kuran’da da dikkat çekilmiştir:

O, biri diğeriyle ‘tam bir uyum'(mutabakat) içinde yedi gök yaratmışolandır. Rahman (olan Allah)ın yaratmasında hiçbir ‘çelişki ve uygunsuzluk’ (tefavüt) göremezsin. İşte gözü(nü) çevirip-gezdir; herhangi bir çatlaklık (bozukluk ve çarpıklık) görüyor musun? Sonra gözünü iki kere daha çevirip-gezdir; o göz (uyumsuzluk bulmaktan) umudunu kesmişbir halde bitkin olarak sana dönecektir. (Mülk Suresi, 3-4)