feyzanur54 tarafından yazılmış tüm yazılar

Üniversite öğrencisi . Sakaryalı ve sakarya, kitap, şiir hastası

Vatan ki;

05052012579Şehitlerimiz ruhlarınız şad olsun. Sizler artık baba ocağına değil, vatan kucağına emanetsiniz. Bu topraklar yüzyıllar geçse de sizi gözyaşı içinde fakat gururla anacaktır. Bizler; gelecek yeni nesile sizi anlatarak onur duyacağız. Bebelerin üstlerine örtülen bu şanlı Türk Bayrağımız ilelebet sizin için ayakta kalacaktır. Bayrağımızı, vatanımızı korumak boynumuzun borcudur. Bu millet var oldukça hiç bir düşman altında ezilmeyeceğiz. Gerekirse başımız bu topraklara düşecek ama tek bir toprak tanesi bu vatandan çıkmayacaktır.

Selam dur ay yıldıza bayrak bizimdir.

Selam dur vatana her karışı milletindir…

Selam sana ey şehidim bu toprak senin yerindir.

Feyzanur Çetin

Ruhum şiirdir benim..

11855873_976524899076506_2124728661960789588_n

İnsan kaç şiir yazar ömrü boyunca bilmiyorum. Şiirlerini kime, kimlere yazar bir fikrim de yok. Şiir hangi ilham kaynağının ürünü anlamış değilim. Tek bildiğim hissettiklerimizin kalemin yardımıyla kâğıtta satırlaşmış halidir şiir. Ama bazen kâğıda dökmediğimiz de olur hissettiklerimizi. Ben bazen içimden geçenleri yazmıyorum içimde kalsınlar diye. Uzun yıllardır yazıyorum ama nerede yazdıkların diye sorsanız bende bilmem. Ben galiba hislerimi biriktirmekten kaçınıyorum. Özel günlerde, törenlerde yazdığım çok şiirlerim var. Ama hislerimi döktüğüm kağıtlar nedense kayboluyor veyahut bilerek kaybediyorum. Ruh halim neden bilinsin ki zaten. Kalemle kağıtla haşır neşir olursam bir tık mutluluk geliyor bana. Aslında yazılanları biriktirmek gerek. Bu konuda üstümde çok baskı var ama kalsın diyorum nedense. İnsanların beni tanımasından mı korkuyorum acaba? Bunları niye yazıyorum bilmiyorum ama rahatlatıyor. Herhangi bir yere harf koymak, kelimeler akıtmak güzel oluyor..

CUMHURİYET

12063785_1258150714202098_4978831815291375340_n

Eli kalem tutan kız çocuğudur Cumhuriyet.
Anadolu’nun en ücra köşesinde tahtaya yazılan harftir Cumhuriyet.
Sazın ince telinden çıkan memleket türküsüdür Cumhuriyet.
Dedelerin, ninelerin “ bu topraklar bizim “ deyişidir Cumhuriyet.
İstiklal marşını haykıranların gür sesidir Cumhuriyet.
Mustafa Kemal’dir, Mehmetçik’tir, Bayrak’tır Cumhuriyet.
Feyzanur ÇETİN
Cumhuriyet Bayramımız kutlu olsun.

TEBESSÜM YÜREĞE DEĞDİ, EMANET SİZSİNİZ

“ Hayata tutunmak “ . Hem de bütün olumsuzluklara rağmen sıkıca sarılmak en sevdiğine sarılır gibi. Bir umut taşımak yaşamaya dair kocaman tebessümlerle. . . Hayata tutunmak bir kolunu kaybettiğinde diğerinin sağlam oluşuna sevinmektir ve başına ne gelirse gelsin daha kötüsünün de olabileceğini bilmektir. Ya da bir gözünü kaybettiğinde tek kalan gözüyle çocuklarıyla korsancılık oynayabilmektir hayata tutunmak. Konuşamadığında kaleme dökmektir hislerini imzanı atmaktır sayfasına ve paylaşmaktır hayranlarınla. . Hayata tutunmak gidemesen de sevdiğine onun gelişinde kollarınla kocaman sarılabilmek, kokusunu hissetmek onu ne kadar çok sevdiğini defalarca aynı dilde tek bir aşkla dile getirmektir.

Peki, elleri olmadan ayağıyla, ağzıyla resim çizebilen ve sergisini açabilen varken, sapasağlam olan yeteneğini nasıl görmezden gelebiliyor? Ya da yatağa bağlı yaşayanla arabasını sürerken lastiği patlayan ve “ neden en kötüsü hep benim başıma geliyor “ düşüncesine kapılan arasındaki tek fark ne biliyor musunuz?

Onlar bütün olumsuzluklara rağmen “ hayata tutunmayı “ başarabilmiş, hayata küsmek yerine savaşmış ve geleceğe giden o yolu tekerlekli sandalyede, koltuk değneğinde de olsa yürümeye devam etmişlerdir. Onlar bardağın dolu tarafında olanlar. Onlar bir damla su;  çölün, toprağın ve biz insanlığın muhtaç olduğu.

“ Hayata sımsıkı tutunan o güzel insanların yanında olalım ve o elleri biz de tutalım “.

(Geliri otizm vakfına bağışlanacak olan BİZ VARIZ kitabımızda ki bana ait olan yazım. Kitapta emeği geçen herkese teşekkürler.11102775_10153183908825349_2891842941234093479_n

Yeni Nesil – Feyzanur Çetin

YENİ NESİL

Küçük bir çocuktum yıllar önce. Ne çok oyuncağım vardı önümde, ve ne kadar çok oynardım onlarla. Ne bilgisayar ne telefon elimde, dışarıdaki çamur, evde ki hamur vazgeçilmezimdi aslında. Şimdi öyle mi? Çocukların önlerinde bilgisayar, elinde telefon unuttular asıl eğlenceyi öğrenmeyi. Sihirli kutunun içinde takılı kaldı minik beyinler ve çıkamadılar dışarıya uzanamadılar hayal güçlerinin götürdüğü yerlere. Saatler akıp gitti ama gözler bakmadı asıl hayata. Sonra yeni neslin dilleri değişti. “ATATÜRK Batının teknolojisini alın” dedi. biz dilini örnek aldık İngilizceden geçilmedi sokaklar ve dilimizden düşmedi okeyler … Ne olacak bilinmez ama düzelir inşallah bu neslin gözleri… Arkadaşım gitti panpa, kanka, oturdu en baş köşeye. Ne olacağını bilmiyoruz ama evladının kahroluşunun farkında ağlar durur analar,babalar. Kitapları okumak tarihte kalmış belli ki kimse almıyor eline bir sayfa. Oysa demiş ya düşünür, “kitap okumak geçmiş yüzyılların en iyi insanlarıyla sohbet etmek gibidir” diye . Onu da duyan yok sanırsam hala.Bir kitap okusak aslında bu zamanda ne güneşler doğacak ve ne fikirler çıkacak dillerden kulaklara. Kimsenin kimseyi dinlediği de yok herkes kendi derdine düşmüş kendini kurtarma çabasında. Biz duymuyoruz bizi kimse duymuyor susuyoruz. Sustukça daha fazla gözyaşı akacak gözlerden ve birilerinin canı yanacak her damlamızda. Damlalar göl oldukça yüreklerde geç kalınacak belli birilerini kurtarmaya. Biz bir şeyler yapmazsak eğer yaralı yaralı dolaşacağız sokaklarda. Akrabalar bile aranmaz oldu artık sosyal paylaşım siteleri çıktığından beri. Gidilemez oldu iki adım ötede ki büyüklere.Bayram ziyaretleri kısaldı telefondan mesaj çekildi bayramınız mübarek olsun diye.Evet değişiyoruz, hatta değiştik ne kadar değişmedik desek te bende değiştim herkes değişti. Yol yakınken dönebilir miyiz kimse bilinmez ama bizden sonrakiler için önlem almak beki düzeltir bazı şeyleri.Belki bilir yeni nesil Mevlana’yı Şems-i.Olur ya belki fatihin aklıyla kanuninin adaletiyle besler beynini. Biz barış Mançonun şarkılarıyla büyüdüysek büyümesin yeni nesil yabancı şarkılarla.Zaman o eski zaman değil kabul ama bir tutam dahi getirilemez mi bazı şeyler geri. En azından küçük bir kıvılcım kim bilir neleri değiştirir bilinemez mi.

Feyzanur ÇETİN