BALIKLAR YÜZMEK İÇİN ENERJİYİ NEREDEN ALIRLAR ?

Balıkların Yüzme Tekniği Ne Kadar Verimlidir?
Bir grup bilim insanı, bir sualtı kamerasıyla yaptıkları gözlemlerle bu soruya yanıt aramışlardır. Gözlemler, sualtında sakin duran bir balığın korkutulduğunda inanılmaz bir hızla harekete geçebildiğini ortaya koymuştur. Bu araştırmaya göre; küçük bir tatlı su balığı, durağan haldeyken 1 saniyede 10 vücut boyu kadar ileri fırlayabilir. 20 cm. boyundaki bir balığın ulaşabildiği hız ise saatte 8 km. kadardır. Balık büyüdükçe hızı da artar.

Gözlem sırasında ayrıca, 32 cm. boyundaki bir balığın uzunca bir süre saatte 13 km. hızla hareket ettiği görülmüştür. Bu hız, balığın kuyruk sallama sıklığı ile doğru orantılıdır. Bir balık, kısa sürede ne kadar çok kuyruk sallarsa hızı da o kadar artar.


Ani hızlanmanın balıklar için hayati bir anlamı vardır; çünkü hem avlanmak hem de avcılardan kaçabilmek için bu ani atağa ihtiyaçları bulunmaktadır. Bazı küçük balıklar, durma noktasından maksimum hızlarına saniyenin 20’de biri kadar kısa bir sürede çıkabilirler. Bu sırada ürettikleri itme kuvveti kendi ağırlıklarının 4 katı kadar olmaktadır.

Bu verilerin ne anlam ifade ettiğini tam olarak anlamak için şöyle bir karşılaştırma yapalım: Spor arabalar sıfır kilometreden 100 kilometreye, 4 ila 6 saniye arasında çıkarlar. Maksimum hızlarına ulaşabilmeleri için daha da fazla zamana ihtiyaçları vardır. Oysa balıklar için bahsettiğimiz süre, tekrar hatırlatmak gerekirse, saniyenin 20’de biridir.

Günümüzde modern denizaltı gemilerinin yapımı için ileri teknolojiler kullanılmakta, çok sayıda uzman mühendis ve bilim insanı bu konu üzerinde çalışmaktadır. Amaç su altında daha fazla kalabilen, daha az enerjiyle, daha fazla hareket kabiliyeti olan makineler üretmektir. Ne var ki bütün çalışmalara ve seferber edilen imkanlara rağmen bu gemilerde başarılabilen sadece geminin su altında ilerleyebilmesi, gerektiğinde yükselip alçalması ile sınırlıdır.

Bütün bunların yanı sıra denizaltıların derinlerdeki basınçtan etkilenmemeleri için çok sağlam metallerden imal edilmesi gerekir. Ayrıca deniz dibinde bu araçlarda yaşamın sürdürülebilmesi için geminin oldukça fazla bir bölümünün ihtiyaç malzemeleri ile doldurulması da gerekmektedir. Dolayısıyla denizaltıların, su altındaki hareket kabiliyetleri sınırlıdır.

Denizin altında yaşayan çok sayıda ve çeşitte canlı vardır. Bu canlılar da basınca maruz kalmakta, beslenme, korunma gibi ihtiyaçlarını deniz altında karşılamaktadırlar. Ancak yukarıda denizaltılar için saydığımız konulardan hiçbiri deniz canlıları için problem oluşturmaz.

En küçük balıktan en büyük balinaya kadar tüm deniz canlıları üstün bir manevra kabiliyeti ile rahatça hareket eder, vücut ağırlıklarını ustaca kullanarak en yüksek verimle yüzer, rahatça beslenirler. Bunun nedeni her cins balığın yüzme sistemlerinin mükemmel şekilde yaratılmış olmasıdır. Yüzgeçlerinin yeri özel seçilmiş, kuyruk şekli, solungaç büyüklükleri, derilerindeki girinti ve çıkıntılar bu canlıların ihtiyaçlarını en mükemmel şekilde sağlayacak niteliklerde yaratılmıştır.

Hemen hemen tüm makineler sabit bir eksen etrafında, sabit bir dönme hızında hareket eden ve şaft denen parçalar aracılığı ile güç üretirler. Hayvanlar da güç üretirler, ancak onların çalışma sistemi makinelerden çok farklıdır. Onlar, makinelerden çok daha mükemmel bir sisteme sahip olan ve ileri-geri hareket eden manivelaya benzeyen motorlar sayesinde enerji elde ederler. Canlıların motorları ise, büzülüp esneme özelliğine sahip olan kaslarıdır.

Bu motorların bir örneğine su canlılarında rastlamak mümkündür. Balıklardaki her bir manivela birbirine öyle bir biçimde bağlanmıştır ki, hareket tek bir düzlemde gerçekleşir. Bu nedenle balığın omurgası, yerde kıvrılıp giden bir yılan gibi devamlı olarak sağa sola kıvrılır.

Bir balığın yüzebilmesi için kuyruğunu sallaması yeterlidir. Normal şartlar altında kuyruk bir yöne büküldüğünde, balığın ön tarafının, arka tarafın tam tersi yönde ve aynı şiddette savrulması gerekir. Ancak böyle olmaz. Çünkü balıkların vücutlarının ön tarafı bu etkiyi ortadan kaldıracak biçimde yaratılmıştır. Aynı zamanda su, hareket esnasında baş tarafa dikey bir kuvvetle etki eder. Tüm bunlar baş kısmın su içindeki salınımının, kuyruk kısmındakinden daha küçük olmasına neden olur. İki taraf arasındaki bu farklılık, balığın su içindeki hareketini sağlar.

Balığın ileri doğru hareket hızı aynı zamanda, yüzgecin balığın omurgasından geçen eksenin sağına ve soluna gidiş geliş hızı ile doğrudan bağlantılıdır. Yüzgeç eksene yaklaştığında hız artar, uzaklaştığında da azalır.

Bütün bunların yanı sıra göz ardı edilmemesi gereken çok önemli bir nokta vardır. Balıklar bu üstün performanslarını suyun içinde, hatta bazen akıntıya karşı göstermektedirler. Suyun direncinin havadan daha fazla olduğu düşünüldüğünde, balıkların küçümsenmeyecek bir performansa sahip olduğu rahatlıkla anlaşılacaktır.

Bu konudaki en güzel örnek hiç kuşkusuz ki somon balıklarıdır. Açık denizlere açılan somon balıkları, ancak doğdukları nehre varabildikleri takdirde nesillerini devam ettirebilirler. Çünkü burada yumurtalarını bırakmaları gerekmektedir. Bu nedenle somonların yumurtlama yerlerine varabilmeleri için, devamlı olarak nehir yukarı yani akıntıya karşı yüzmeleri gereklidir. Bu arada karşılarına çıkan şelale gibi engelleri de aşmalıdırlar. Somon balıkları bunu da sıçrayarak başarırlar. Bir somon balığı bulunduğu yerden 4 m. ileriye, su seviyesinden 2 m. yukarı sıçrayarak ulaşabilir. Böyle bir atlayış sırasında somonların sudan çıkış hızları saatte 24 km.’yi bulur. Bu atlayışın sonundaki düşme pek çok canlı için ölüm demektir. Somon balıkları da eğer bu atlayışları yapabilecekleri bir kas ve iskelet yapısına sahip olmasalardı elbette yaşamaları mümkün olmazdı.

Görüyoruz ki, balıkların yaratılışındaki bu mühendislik Allah’ın yaratma sanatının sayısız örneklerinden birisidir ve bizler için aynı şekilde sayısız örnekler oluşturmaktadır…

——–
“Kendi rızkını taşıyamayan nice canlı vardır ki onu ve sizi Allah rızıklandırır. O, işitendir, bilendir.” [Ankebut Suresi, 60.ayet]

“Şüphesiz, mü’minler için göklerde ve yerde ayetler vardır.Sizin yaratılışınızda ve türetip-yaydığı canlılarda kesin bilgiyle inanan bir kavim için ayetler vardır.” [Casiye Suresi, 3-4.ayet]
_

MAKİNELER MOTORLAR SAYESİNDE GÜÇ ÜRETİRKEN, BALIKLAR YÜZMEK İÇİN GEREKEN ENERJİYİ NASIL ÜRETİRLER, NASIL HIZLANIR VE YAVAŞLARLAR? VE BALIKLARIN YÜZME TEKNOLOJİSİNE NEDEN ULAŞILAMIYOR ? Düşündünüz mü hiç…

>>> Balıkların Yüzme Tekniği Ne Kadar Verimlidir?
Bir grup bilim insanı, bir sualtı kamerasıyla yaptıkları gözlemlerle bu soruya yanıt aramışlardır. Gözlemler, sualtında sakin duran bir balığın korkutulduğunda inanılmaz bir hızla harekete geçebildiğini ortaya koymuştur. Bu araştırmaya göre; küçük bir tatlı su balığı, durağan haldeyken 1 saniyede 10 vücut boyu kadar ileri fırlayabilir. 20 cm. boyundaki bir balığın ulaşabildiği hız ise saatte 8 km. kadardır. Balık büyüdükçe hızı da artar.

Gözlem sırasında ayrıca, 32 cm. boyundaki bir balığın uzunca bir süre saatte 13 km. hızla hareket ettiği görülmüştür. Bu hız, balığın kuyruk sallama sıklığı ile doğru orantılıdır. Bir balık, kısa sürede ne kadar çok kuyruk sallarsa hızı da o kadar artar.

Ani hızlanmanın balıklar için hayati bir anlamı vardır; çünkü hem avlanmak hem de avcılardan kaçabilmek için bu ani atağa ihtiyaçları bulunmaktadır. Bazı küçük balıklar, durma noktasından maksimum hızlarına saniyenin 20’de biri kadar kısa bir sürede çıkabilirler. Bu sırada ürettikleri itme kuvveti kendi ağırlıklarının 4 katı kadar olmaktadır.

Bu verilerin ne anlam ifade ettiğini tam olarak anlamak için şöyle bir karşılaştırma yapalım: Spor arabalar sıfır kilometreden 100 kilometreye, 4 ila 6 saniye arasında çıkarlar. Maksimum hızlarına ulaşabilmeleri için daha da fazla zamana ihtiyaçları vardır. Oysa balıklar için bahsettiğimiz süre, tekrar hatırlatmak gerekirse, saniyenin 20’de biridir.

Günümüzde modern denizaltı gemilerinin yapımı için ileri teknolojiler kullanılmakta, çok sayıda uzman mühendis ve bilim insanı bu konu üzerinde çalışmaktadır. Amaç su altında daha fazla kalabilen, daha az enerjiyle, daha fazla hareket kabiliyeti olan makineler üretmektir. Ne var ki bütün çalışmalara ve seferber edilen imkanlara rağmen bu gemilerde başarılabilen sadece geminin su altında ilerleyebilmesi, gerektiğinde yükselip alçalması ile sınırlıdır.

Bütün bunların yanı sıra denizaltıların derinlerdeki basınçtan etkilenmemeleri için çok sağlam metallerden imal edilmesi gerekir. Ayrıca deniz dibinde bu araçlarda yaşamın sürdürülebilmesi için geminin oldukça fazla bir bölümünün ihtiyaç malzemeleri ile doldurulması da gerekmektedir. Dolayısıyla denizaltıların, su altındaki hareket kabiliyetleri sınırlıdır.

Denizin altında yaşayan çok sayıda ve çeşitte canlı vardır. Bu canlılar da basınca maruz kalmakta, beslenme, korunma gibi ihtiyaçlarını deniz altında karşılamaktadırlar. Ancak yukarıda denizaltılar için saydığımız konulardan hiçbiri deniz canlıları için problem oluşturmaz.

En küçük balıktan en büyük balinaya kadar tüm deniz canlıları üstün bir manevra kabiliyeti ile rahatça hareket eder, vücut ağırlıklarını ustaca kullanarak en yüksek verimle yüzer, rahatça beslenirler. Bunun nedeni her cins balığın yüzme sistemlerinin mükemmel şekilde yaratılmış olmasıdır. Yüzgeçlerinin yeri özel seçilmiş, kuyruk şekli, solungaç büyüklükleri, derilerindeki girinti ve çıkıntılar bu canlıların ihtiyaçlarını en mükemmel şekilde sağlayacak niteliklerde yaratılmıştır.

Hemen hemen tüm makineler sabit bir eksen etrafında, sabit bir dönme hızında hareket eden ve şaft denen parçalar aracılığı ile güç üretirler. Hayvanlar da güç üretirler, ancak onların çalışma sistemi makinelerden çok farklıdır. Onlar, makinelerden çok daha mükemmel bir sisteme sahip olan ve ileri-geri hareket eden manivelaya benzeyen motorlar sayesinde enerji elde ederler. Canlıların motorları ise, büzülüp esneme özelliğine sahip olan kaslarıdır.

Bu motorların bir örneğine su canlılarında rastlamak mümkündür. Balıklardaki her bir manivela birbirine öyle bir biçimde bağlanmıştır ki, hareket tek bir düzlemde gerçekleşir. Bu nedenle balığın omurgası, yerde kıvrılıp giden bir yılan gibi devamlı olarak sağa sola kıvrılır.

Bir balığın yüzebilmesi için kuyruğunu sallaması yeterlidir. Normal şartlar altında kuyruk bir yöne büküldüğünde, balığın ön tarafının, arka tarafın tam tersi yönde ve aynı şiddette savrulması gerekir. Ancak böyle olmaz. Çünkü balıkların vücutlarının ön tarafı bu etkiyi ortadan kaldıracak biçimde yaratılmıştır. Aynı zamanda su, hareket esnasında baş tarafa dikey bir kuvvetle etki eder. Tüm bunlar baş kısmın su içindeki salınımının, kuyruk kısmındakinden daha küçük olmasına neden olur. İki taraf arasındaki bu farklılık, balığın su içindeki hareketini sağlar.

Balığın ileri doğru hareket hızı aynı zamanda, yüzgecin balığın omurgasından geçen eksenin sağına ve soluna gidiş geliş hızı ile doğrudan bağlantılıdır. Yüzgeç eksene yaklaştığında hız artar, uzaklaştığında da azalır.

Bütün bunların yanı sıra göz ardı edilmemesi gereken çok önemli bir nokta vardır. Balıklar bu üstün performanslarını suyun içinde, hatta bazen akıntıya karşı göstermektedirler. Suyun direncinin havadan daha fazla olduğu düşünüldüğünde, balıkların küçümsenmeyecek bir performansa sahip olduğu rahatlıkla anlaşılacaktır.

Bu konudaki en güzel örnek hiç kuşkusuz ki somon balıklarıdır. Açık denizlere açılan somon balıkları, ancak doğdukları nehre varabildikleri takdirde nesillerini devam ettirebilirler. Çünkü burada yumurtalarını bırakmaları gerekmektedir. Bu nedenle somonların yumurtlama yerlerine varabilmeleri için, devamlı olarak nehir yukarı yani akıntıya karşı yüzmeleri gereklidir. Bu arada karşılarına çıkan şelale gibi engelleri de aşmalıdırlar. Somon balıkları bunu da sıçrayarak başarırlar. Bir somon balığı bulunduğu yerden 4 m. ileriye, su seviyesinden 2 m. yukarı sıçrayarak ulaşabilir. Böyle bir atlayış sırasında somonların sudan çıkış hızları saatte 24 km.’yi bulur. Bu atlayışın sonundaki düşme pek çok canlı için ölüm demektir. Somon balıkları da eğer bu atlayışları yapabilecekleri bir kas ve iskelet yapısına sahip olmasalardı elbette yaşamaları mümkün olmazdı.

Görüyoruz ki, balıkların yaratılışındaki bu mühendislik Allah’ın yaratma sanatının sayısız örneklerinden birisidir ve bizler için aynı şekilde sayısız örnekler oluşturmaktadır…

——–
“Kendi rızkını taşıyamayan nice canlı vardır ki onu ve sizi Allah rızıklandırır. O, işitendir, bilendir.” [Ankebut Suresi, 60.ayet]

“Şüphesiz, mü’minler için göklerde ve yerde ayetler vardır.Sizin yaratılışınızda ve türetip-yaydığı canlılarda kesin bilgiyle inanan bir kavim için ayetler vardır.” [Casiye Suresi, 3-4.ayet]

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir