Beton Çatlaklarını Tamir Eden Mucize Bakteri “BACILLAFILLA” İnşaat Sektörü İçin bir Devrim Olabilir…

En iyi inşa edilmiş yapılarda bile zaman içinde çatlaklar oluşur. İnşaat mühendisleri binaları sağlam ve dayanıklı olmaları için demir iskeletler ile güçlendirirler. Fakat deprem, yağmur gibi doğa olayları ile betonlarda oluşan çatlaklar binaların güvenliğini tehdit ederler. Bu çatlakların tamir edilmesi ise büyük miktarlarda para ve zaman gerektirir. Oysa “BacillaFilla” adlı bir bakteri, betonu onarma görevini fazla masraf ve zaman gerektirmeden gerçekleştirebilmektedir.

>>> BACILLAFILLA ÇATLAKLARI NASIL ONARIR?
“BacillaFilla” betonarme yapılardaki çatlaklar içinde çoğalan ve bir çeşit yapıştırıcı üreterek çatlağın kapanmasını sağlayan bir bakteri türüdür. Bu bakteri türü aslında bu yapıştırma işlevi için gerekli özellikleri içinde barındıran “Bacillus Subtilis” adlı başka bir bakterinin genlerinin değiştirilmesi ile üretilmektedir.

“Bacillus Subtilis” toprak, su, hava ve çürüyen bitkiler gibi ortamlarda doğal olarak bulunan bir bakteridir. Uygun ortam koşullarında lifli bir yapı oluşturarak çoğalırlar. İşte beton çatlaklarının kapatılmasında bakterinin ürettiği bu lifli yapıdan yola çıkılmıştır.

Genetik olarak değiştirilmiş BacillaFilla ise, daha sert olan betonlardaki çatlaklarda adeta yüzer gibi hareket eder. Beton içine yerleştikten sonra, betonun pH’ı ile etkileşime girerek çimlenmeye başlar. Daha sonra kalsiyum ve karbonat karışımı olan ipliksi bakteri hücreleriyle birleşerek, yapışkan bir madde üretir. Çimlenen bakteriler, betondaki çatlakları sararak hızla tırmanırlar ve çatlağın sonuna ulaştıklarında kümeler oluştururlar. Bu aşamada hücreler 3 tipte farklılaşırlar ve üç farklı kalsiyum karbonat kristal türüne; yani çatlakları tamir etme özelliğine sahip özel bir beton yapıştırıcısına dönüşürler.

Bu 3 tipteki hücreler:
1) Kalsiyum karbonat kristalleri üreten tür,
2) Lifleri kuvvetlendirerek örgü şeklinde hareket eden hücre,
3) Yapıştırıcı üreterek boşluğu dolduran hücreler.

Bir başka çok ilginç özelliği de şu: Tıpkı bir duvar ustası gibi çalışıp duvarı tamir ettikten sonra betondan uzaklaşınca genetik yapısından dolayı da kendi kendisini yok eder.

Bakteriler, bitkilerden ve hayvanlardan farklı olarak hızlı çoğalan ve biyokimyasal etkileri bakımından canlılar aleminin dengesini sağlamada çok büyük önem taşıyan bir grubu oluştururlar. Hemen hemen her yerde yaşayabilirler. Bu nedenle de herhangi bir tür organizmadan çok daha fazla sayıdadırlar. Bu canlılar, dünyanın en fazla sayıdaki üyeleridir. Tüm ekosistem, bakterilerin faaliyetlerine bağlıdır ve bakteriler insan yaşamını da pek çok şekilde etkilemektedirler. Nitekim hastalıklara sebep olmalarının yanısıra fotosentez, fermantasyon, azot döngüsü ve yeryüzündeki demir yataklarının çözünmesi gibi pek çok çok yararlı özellikleri var.

Bugün giderek artarak çoğalan farklı bilimsel keşiflerin bir kısmını incelediğimizde, insanların pek çok konuda doğada gördükleri canlıları ve bunların arasındaki kusursuz sistemleri, kendilerine örnek aldıklarını görürüz. Örneğin yunusların burun çıkıntısı, modern büyük gemilerin pruvasına model olmuştur. Radarların çalışma prensibi yarasaların ses dalgaları yayarak çalışan algılama sistemi ile aynıdır. BacillaFilla da bu örneklerden biridir.

BacillaFilla inşaat mühendislerinin gelecekte binaların inşaatı ve onarımında kullanacakları önemli bir organik yapı malzemesidir. Çünkü enerji tasarrufu, kusursuz işlevsellik, sağlamlık gibi mimari bir tasarımda olması gereken özellikler bu canlıda mevcuttur. BacillaFilla’nın inşaat teknolojisinde faydalı olacak özellikleri şöyle sıralanabilir:

• Deprem sebebiyle hasar görmüş binaların duvarlarını tamir etmede kullanılabilir.
• Betonla aynı kuvvette sertleşen BacillaFilla, inşası pahalı olan yapıların ömrünün uzatılmasını sağlayabilir.
• Çevreye katkı sağlayabilir. Bu ekonomik yönden olduğu gibi, çevre kirliliğini azaltma yönünde de olabilir. Çünkü insanların ürettiği betonların yapımı sırasında atmosfere %5 oranında karbondioksit karışmaktadır.

Tüm bunlar, bize gösteriyor ki, eğer doğayı ve en minik canlıları bile incelersek, onarın yapılarındaki eşsiz mühendislik, kimya, matematik, fizik ve daha farklı birçok sistemlerden o kadar çok ders alabilir ve bilgi öğrenebiliriz ki.. Ve şunu da düşünmek gerekir, bunlar bu kadar bilgiyi ve sistemi kendi kendine mi düşünebildi ve zaman içinde geliştirdi, bu tesadüfen mümkün mü? Bugün bilimin de artık açık açık söylediği gibi, kendi kendine oluşamayacağı, üstün akla sahip Yaratıcı’nın var olması gerektiği aşikardır, bizim ve bilimin öğrendiği de zaten Allah’ın öğrettiği ilimdir..

———————
“Şüphesiz göklerin ve yerin yaratılışında, gece ile gündüzün ardarda gelişinde temiz akıl sahipleri için gerçekten ayetler vardır. Onlar, ayakta iken, otururken, yan yatarken Allah’ı zikrederler ve göklerin ve yerin yaratılışı konusunda düşünürler. (Ve derler ki:) “Rabbimiz, Sen bunu boşuna yaratmadın. Sen pek Yücesin, bizi ateşin azabından koru.” [Al-i İmran Suresi, 190-191.ayetleri]

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir