– BUĞDAY TOHUMU KORUNMAK İÇİN TOPRAĞI KAZIYOR !

Buğday başağı, püskül biçimindeki kılçıkları ile oldukça estetik bir görünüme sahiptir. Ancak başağın estetik bir görünüm kazanmasında önemli bir payı olan bu kılçıklar sadece dekoratif amaçlı değildir. Bu kılçıkların üstlendikleri çok önemli bir görev daha vardır. Bu görev, tohumların dağılması ve yayılmasını sağlamaktır.
Buğday tohumlarının, elleri, ayakları, kas ve sinir sistemleri olmadığı halde KENDİLERİNİ TOPRAĞIN ALTINDA NASIL HAREKET ETTİREBİLDİKLERİ VE TOPRAĞA GÖMEBİLDİKLERİ bugün birçok araştırmaya konu olmaktadır. Bilim adamları buğday tohumlarının bu hareket etme işlevini anlayabilmek için tohum dokusunun içinde kas sistemine benzeyen veya hareket etmeyi sağlayan herhangi farklı bir sistemin varlığını araştırmışlardır.

Ancak elektron mikroskobu altında yapılan gözlemlerde bütün dokuların aynı olduğunu ve tohumun hareket etme özelliğinin, düşündükleri gibi kas dokusuna benzeyen bir sistemden kaynaklanmadığını anlamışlardır. Fakat kesitte önemli bir detay dikkatlerini çekmiştir. Bu detay, kılçık gövdelerinin sertliğini etkileyen muazzam bir özdirencin varlığıdır. Bir toplu iğne kalınlığındaki buğday kılçıklarının sağlamlık konusunda, sert keresteli bir ağaç olan ladin ağacı ile yarışabilecek kadar dayanıklı olması ise elbette büyük bir mucizedir.

Havadaki nem oranı değiştikçe bu değişikliğin oluşturduğu farklılık, tıpkı termostattaki bobin tellerinin sıcaklığa tepki olarak kıvrılıp gevşemesi gibi buğday kılçıklarının da kıvrılıp düzleşmesini sağlar. Normal koşullarda bu kıvrılıp bükülme sırasında incecik kılçıkların kırılması beklenirken ağaç kadar sağlam olmaları kırılmalarını ve taneden kopup ayrılmalarını engeller. Kılçıkların bu şekilde kıvrılması ise tohuma bir kuvvet verir ve onu toprağın içine doğru iter.

Buğday başağından toprağa düşen tohumlar, TIPKI BİR KAZI MAKİNESİ GİBİ HAREKET EDEREK TOPRAKTA İLERLER. Tohumun bu biçimde ilerlemesinde etkili olan bir diğer mekanizma kılçıklar üzerinde yer alan taşlaşmış tüylerin varlığıdır. Kılçıklar üzerindeki bu küçük tüycükler, havadaki günlük nem oranının değişmesinden etkilenen kılçıkların eğilip bükülmesi sırasında toprak parçalarına mandallanırlar ve yer kazıcı gibi açılıp kapanarak tıpkı bir çarkın dişlileri gibi hareket ederler.

Burada dikkat çekici olan nokta tohumların bu ilerlemeyi toprak yüzeyinde yapmamaları ve toprağın altına indikten sonra taşlaşmış tüycüklerin tohumun tekrar yukarı çıkmasına engel olmalarıdır. Ancak aklı ve şuuru olmayan, insan gözünün güçlükle seçebileceği küçüklükteki tüycükler, toprak yüzeyi üzerinde ilerlemenin tehlikeli olduğunu, burada tohumları yiyebilecek canlıların bulunduğunu, yüzeyde tohumun ateşten ya da kuraklıktan etkilenebileceğini, bu nedenle en güvenli yerin toprağın altı olduğunu nereden bilebilirler?

Tohumlar buğday başağından toprağa düştükleri zaman ölüdürler. Çünkü ana gövdeden ve köklerden ayrıldıkları için dokuları besin maddelerinden uzak kalmıştır. Dışarıdan bakıldığında artık bu tohum için hayatın bittiği ve tohumun bir işlev göremeyeceği düşünülebilir. Ancak bu buğday tohumu, enerjisini havadan alan bir robot gibi hareket eder. Ölü tohum tıpkı bir motor gibi günlük nemden enerji alır. Kılçıklar bu nemi tohumun toprağın derinliklerine doğru ilerleyebilmesi için kusursuz bir mekanizmayla kullanırlar ve TOHUM YÜZEN BİR KURBAĞANIN AYAK VURUŞLARINA BENZER BİÇİMDE TOPRAĞIN İÇİNDE İLERLER. Toprağın derinliklerinde uygun bir yer bulduğunda çimlenir ve tekrar hayata geri döner. Havadaki nemle hareket eden bu mükemmel sistemin varlığı çok mucizevidir.

>> Küçücük bir tohum tanesi nasıl olur da üzerindeki kılçıkların eğilip bükülmesi için gerekli olan elastikiyet katsayısını hesaplayabilir ve aynı zamanda bir çarkın dişlileri gibi hareket edebilen taşlaşmış tüycüklere sahip olur?
>> Taşlaşmış tüycüklerin ana malzemesi olan silisyum, bitki dokularının normal bir parçası olmadığı halde, nasıl olur da tohum büyürken üst deri hücreleri bu maddeyi üretir?
>> Kılçıklardaki lifler bir ağaç kadar sağlam olabilecek özdirenç katsayısını oluşturmak için her zaman nasıl doğru bir şekilde dizilebilirler?

*-*-*
“Taneyi ve çekirdeği yaran şüphesiz Allah’tır. O, diriyi ölüden çıkarır, ölüyü de diriden çıkarır. İşte Allah budur. Öyleyse nasıl oluyor da çevriliyorsunuz?” [En’am Suresi, 95.ayet]

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir