Kategori arşivi: Ahir Zaman Alametleri

Hz.Mehdi’nin gerçekleşen 24 çıkış alameti !

çıkış alametler

DİKKAT BU OLAYLAR 1400 YIL ÖNCEDEN HADİSLERDE BİLDİRİLMİŞTİR.

Hz.Mehdi A.s’ın gercekleşen çıkış alametleri

1 : Hz. Mehdi’nin Çıkış Alametlerinin Arka Arkaya Meydana Gelmesi
2) Fitnelerin Çoğalması
3) Hz. Mehdi’nin Çıkışından Önce Yaygın Katliamlar Meydana Gelir
4 : Dünyanın Her Yerini Karışıklık ve Kargaşaların Kaplaması
5) Kadınlar ve Çocukların Dahi Katledileceği Fitnelerin Yaşanması
6) Hz. Mehdi (a.s.)Yolların Kesildiği Bir Dönemde Çıkacaktır
7) Müslümanlara Baskının Artması
8 : Mescid ve Camilerin Yıkılması
9) Haramların Helal Sayılması
10) Allah’ın Açıkça İnkar Edilmesi (Allah’ı tenzih ederiz) Alenen ve apaçık Allah Teala inkar edilinceye kadar Hz. Mehdi (a.r.) gelmez.
11) İran-Irak Savaşı
12) Afganistan’ın İşgali
13)  Çöle Batan Ordu Hz. Mehdi’nin Çıkış Alametlerindendir.
14) Fırat’ın Suyunun Kesilmesi
15) Ramazan Ayında Ay ve Güneş Tutulmaları
16) Kuyruklu Yıldızın Doğması
17) Kabe Baskını ve Kabe’de Kan Akıtılması
18) Doğu Tarafından Bir Ateşin Görünmesi
19) Sahte Peygamberlerin Çoğalması
20) Dinin Şahsi Çıkarlar İçin Kullanılması
21) Büyük Olayların ve Hayret Verici Şeylerin Meydana Gelmesi
22) Güneş’ten Bir Alametin Belirmesi
23) Büyük Şehirlerin Yok Olması
24) Depremlerin Çoğalması“Depremler çoğalmadıkça, fitneler zahir olmadıkça, cinayetler çoğalmadıkça kıyamet kopmaz. (Kıyamet Alametleri, sf.109)

1945′te büyük şehirlerin yok olması (Hiroşima)
1979′ta kabe baskını, (hadislere tam mutabıktır)
1981′de Ramazan ayında üstüste ay ve güneş tutulması, (hadislere tam mutabıktır)
1986′da halley kuyruklu yıldızının görülmesi, (hadislere tam mutabıktır)
1980-1988 İran-Irak savaşı, (hadislere tam mutabıktır)
1991′de Berehut Kuyusunun yakılması, (hadislere tam mutabıktır)
1999′da son yüzyılın tam güneş tutulması,
2001 Afganistanın İşgali, (hadislere tam mutabıktır)
2000-2011 Depremlerin çoğalması,
Sahte Peygamberlerin çoğalması, (hadislere tam mutabıktır)
Büyük ve hayret verici olayların meydana gelmesi (Devlet Yönetimlerinin çökmesi,tsunamiler,büyük depremler,)
Dini saptıran, menfaati için kullanan yobaz hocaların artması,
Dünya’da fitne ve savaşların birbiri ardına patlak vermesi, (hadislere tam mutabıktır)

DETAYLI ANLATIM İÇİN TIKLAYINIZ

DETAYLI ANLATIM HZ MEHDİ

Hz.İsa nereye inecek ?

beyaz minare sam

Hz.

İsa aleyhisselam’ın yeryüzüne inmesiyle ilgili bir çok hadis mevcuttur. Ehli sünnet alimleri, Hz.İsa’nın yeryüzüne yeniden teşrif edeceği ve deccali öldüreceği konusunda hem fikirdir.

Peki Hz.İsa a.s nereye inecektir ? İşte bu hadis-i şerif bu sorunun cevabını nokta atışı açıklıyor :

Nevvas bin Sem’an (r.a) şöyle rivayet etmiştir: Rasulullah (s.a.v) şöyle buyurdu:
“…Meryem oğlu İsa, Dımeşk’in (Şam) doğusunda bulunan beyaz minarenin yanına inecektir..”
(Ebu Davud’un rivayeti esas alınmıştır. Müslim, İbni Mace, Nesai, Ahmed, Hakim, İbni Hibban)

Hadis’te geçmekte olan Beyaz Minare Şam’daki Emevi Camii’n minaresidir. Ak minare olarak da bilinir. Camii, Hıristiyanların ilk Romalılar döneminde genişletilerek Kilise  olarak inşaa edilmiş.. Emevilerin Şam’ı işgali ile camiye çevrilmiş. Şam’ın en büyük, en eski ve görkemli camisi olarak bilinen ve kilise olarak kullanılırken 705 yılında Emevi Halifesi Velid Bin Abdülmelik tarafından bir kısmı camiye dönüştürülen Emeviye Camiisi, sonraki dönemlerde yapılan tadilatlarla genişletilerek bugün tamamen camii olarak kullanılmaya başlanmış. Caminin ilginç yönlerinden birisi de 4 farklı mezhebi temsilen 4 ayrı mihrap yapılmış olmasıdır.
Ünlü İslam alimi İmam-ı Gazali, meşhur eseri İhya-u Ulumid-din’i bu camide kaleme almış. Camide Yahya Peygamber’in kabriyle İmam Hüseyin’in Kerbela’da Yezid’in adamları tarafından kesilen ve Şam’a getirilen başının defnedildiği bir bölüm yer alıyor. Camii, özellikle İranlı Şiiler tarafından Hz. Hüseyin’in kesilen başının burada gömülü olması nedeniyle yoğun bir şekilde ziyaret ediliyor.
İranlılar, ellerindeki bez parçalarını kesik başın bulunduğu mekana sürüyor ve bölüme paralar atarak dileklerinin gerçekleşeceğine inanıyor.
Emevi Camii’ne kadınlar, girişte 5 Suriye Lirası karşılığında alınan kapüşonlu uzun bir giysiyle girebiliyor.

beyazd minare sam

MİMAR SİNAN ELİ DEĞMİŞ
Müslümanların inanışına göre kıyamete yakın Hz. İsa’nın yeryüzüne ineceği beyaz minare “Ak minare” bu camiide yer alıyor. Emevilerin yaptığı minare, Osmanlılar döneminde Mimar Sinan tarafından Osmanlı tarzı mimari ile uzatılmış. Hz.İsa’nın ineceği minareyi, Mimar Sinan’ın zarif bir eseri olarak Emevi Camii’nde gıpta ile seyredebilirsiniz. Mimar Sinan, Şam’da Süleymaniye Camii ve Külliyesi’ni de inşaa etmiş.
Osmanlı mimarisinin güzel örneklerinden biri olan Süleymaniye Külliyesi, 1554 yılında Kanuni Sultan Süleyman tarafından Mimar Sinan’a yaptırıldı. Külliyeye 1566 yılında Süleymaniye Medresesi eklendi. Son derece yalın ve abartısız bir iç mimari düzene sahip olan ve Mimar Sinan’ın “Kalfalık eserlerimden biridir” dediği külliye, özellikle Türk ve diğer yabancı turistlerin uğrak mekanlarından biri olarak dikkat çekiyor.

emeviye-camii_238790

MASRAFLARI TÜRKİYE’YE AİT
Külliye içinde 1926 yılında İtalya’nın San Romeo kentinde vefat eden son Osmanlı Padişahı Sultan Vahdettin’in mezarı da yer alıyor. Son dönem Osmanlı padişahlarının torunlarından bazılarının mezarlarının da içerisinde bulunduğu bu küçük mezarlığın bakım ve tadilat masrafları ise Türkiye tarafından karşılanıyor. Külliye içindeki Süleymaniye Camii, Türkiye Başbakanlık Vakıflar Genel Müdürlüğü’nce restore ediliyor. Suriye Cumhuriyeti’nin kurulması ile bakımsızlık nedeniyle kubbesi çökme ile karşı karşıya kalan camii için Şam’ı ziyaret eden birçok Türk devlet adamı söz vermesine rağmen camiinin resterasyonu yapılmamış. En son Cumhurbaşkanı Abdullah Gül ve Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın peş peşe yaptığı ziyaretler sonrasında gerekli ödenek buraya çıkarılmış ve daha önce bahçesinde Hafız Esad döneminde uçak müzesi olarak kullanıldığı külliye şimdi Osmanlı müzesi yapılmak üzere camii ve külliye restore ediliyor.

kaynak : herseyogren.com

ŞAM İLE İLGİLİ BU HADİSLER İŞİNİZE YARAYABİLİR yazıya tıklayın..

Kıyamet alametleri nelerdir?


Kıyametin ne zaman kopacağı bildirilmemişse de, alametleri âyet ve hadiste açıkça bildirilmiştir. Süper mezhepsiz olandan başkası bunları inkâr edemez.

Kıyametin büyük alametleri:

Meşhur Cibril hadisinde, bir zat, kıyametin alametlerini sordu. Resulullah da bildirdi. O zat gittikten sonra, Resulullah bize, (Bunları sorup giden, Cebrail aleyhisselam idi. Size dininizi bildirmek için gelmişti) buyurdu. (Müslim, Nesai, Ebu Davud, Tirmizi)

Kıyametin bir büyük alametleri, bir de küçük alametleri vardır. Önce büyük alametleri bildirelim:
Müslim, İbni Mace, Ebu Davud, Nesai, Tirmizi, İ. Ahmed, Taberani, İbni Cerir ve İbni Hibban’daki hadis-i şerifte, şu on alametin çıkacağı bildirilmiştir:

1- Hazret-i Mehdi gelecek,
2- Deccal gelecek,
3- Hazret-i İsa gökten inecek,
4- Dabbet-ül-arz çıkacak,
5- Yecüc ve Mecüc çıkacak,
6- Duman çıkacak,
7- Güneş batıdan doğacak,
8- Ateş çıkacak,
9- Yer batması görülecek,
10- Kâbe yıkılacak.

İsa aleyhisselam, (Deccal’ın çıkması Kıyamet alametidir. Ben gökten inip onu öldüreceğim) dedi. (Müslim, İ. Mace, Ebu Davud, İ. Ahmed, Taberani, İ. Süyuti, İ. Münavi, İ. Nevevi, Kenzil ummal, Mecmul zevaid)

Kıyametin küçük alametleri:

Kıyametin kopmasına yakın önce küçük alametler çıkacaktır. Sonra da büyük alametler çıkacaktır. Kıyametin küçük alametleri ile ilgili hadis-i şeriflerden ikisi şunlardır:
(Kıyamet alametlerinin ilki, güneşin battığı yerden doğması ve kuşluk vaktinde insanlara Dabbet-ül-arzın çıkmasıdır. Bunlardan hangisi önce çıkarsa, diğeri de onun hemen peşindedir.) [Müslim, Ebu Davud]

(Din cahillerinin çoğalması, kıyamet alametlerindendir.) [Buhari]

Bu kadar vesikayı inkâr edene ilim sahibi denebilir mi?

Kıyamet ne zaman kopacak?

Sual: (Bu ümmetin ömrü 1500 yılı geçmez) diye bir hadis olduğu söyleniyor. Bunun için, (10 sene sonra Mehdi, 20 sene sonra İsa ortaya çıkacak. Kıyamet de, hicri 1545 ve miladi 2120’de kopacak) deniyor. Bu doğru olabilir mi?
CEVAP
Böyle bir hadis-i şerife rastlamadık. Böyle bir hadis-i şerif olsa bile, bundan kıyametin ne zaman kopacağı anlaşılmaz. Buna benzer başka hadis-i şerifler de vardır. Birkaç örnek verelim:
1- Abdullah bin Mesud’un haber verdiği hadis-i şerifte, (İslam değirmeni 35 yıl döner. Sonra helak olanlar bulunur. Daha sonra gelenler, İslamiyet’i 70 yıl kuvvetlendirirler) buyuruldu. Şah Veliyyullah-ı Dehlevi hazretleri buyuruyor ki:
Bu hadis-i şerifte bildirilen vaktin başlangıcı, ilk cihadın başladığı, hicretin ikinci yılıdır. 35. yılda, hazret-i Osman şehid edilerek, Müslümanlar arasında ayrılık oldu. Cihad ve İslamiyet’in yayılması durdu. Allahü teâlâ, hilafete tekrar düzen verip, cihad yeniden başladı. Emevi devletinin sonuna kadar devam etti. Abbasi devleti kurulurken, ortalık yine karıştı. Çok Müslüman öldü. Sonra Allahü teâlâ, hilafete düzen verip, Hülagü’nün Bağdat’ı yakıp yıkmasına kadar sürdü. (Kurret-ül ayneyn)

Buradaki tarihleri toplayıp da, İslamiyet 70+35=105 yıl sonra ortadan kalkar denmez. Bunlar, Müslümanların kuvvetli olduğu zamanı bildirmektedir.

2- Sa’d ibni Ebi Vakkas’ın bildirdiği hadis-i şerifte, (Dua ediyorum ki, ümmetimin kuvvetini, yarım günün sonuna kadar sürdürsün) buyuruldu. Yarım gün ne kadar denilince, Sa’d, (500 yıldır) dedi. Yine Şah Veliyyullah-ı Dehlevi, (Bu hadis-i şerif, Abbasi devletinin ömrünü [524 yılı] göstermektedir) buyurmuştur. (Kurret-ül ayneyn)

Bu hadis-i şerife bakıp da, Peygamberimizden 500 sene sonra kıyamet kopar diyen olmamıştır.

3- Bir hadis-i şerifte, (Ümmetim istikamet üzere giderse bir gün [bin yıl] yaşar. İstikamet üzere gitmezse, yarım gün [500 yıl] yaşar) buyuruldu. Buna bakıp da, hicri 1000 veya 500’de kıyamet kopar diyen olmamıştır.

4- (Dünyanın ziyneti, yüz elli yılında kaldırılır.) [Hayrat-ül-hisan]

Büyük fıkıh âlimi Şems-ül-eimme Abdülgaffar Kerderi, (Bu hadis-i şerif, İmam-ı a’zam Ebu Hanife’yi bildiriyor, çünkü o 150’de vefat etmiştir) dedi. (Redd-ül-muhtar)

Hicri 150’den sonra, İslamiyet ortadan kalkar denmez.

5- (Ümmetim beş tabakadır. Her bir tabaka 40 yıldır. Benim ve Eshabımın dönemi, ilim ve iman ehli dönemidir. 80’e kadar gelenler, iyilik ve takva ehlidir. 120’ye kadar gelenler, merhamet ve sıla ehlidir. Bunlardan sonra, 160’a kadar gelenler, sıla-ı rahimden kesilir ve birbirlerine yüz çevirir. Bunlardan sonra, 200’e kadar gelenlerde ise, harpler ve karışıklıklar olur.) [Ramuz]

Burada açıkça, (Ümmetim beş tabakadır. Her tabaka 40 yıldır) deniyor. Buna bakıp da, Peygamberimizden 200 yıl sonra kıyamet kopacak diyen olmamıştır.

Görüldüğü gibi, ümmetim şu kadar yaşar veya ümmetimin ömrü şu kadardır diye bildirilen hadis-i şeriflerin, kıyametin kopmasıyla hiçbir ilgisi yoktur.

Cebrail aleyhisselam, meşhur Cibril hadisinde bildirildiği gibi, (Kıyamet ne zaman kopacak?) diye sorduğunda Peygamber efendimiz, (Bu konuda sorulan, sorandan daha bilgili değildir) buyurmuştur. (Buhari, Müslim)

Dört âyet-i kerime meali de şöyledir:
([Resulüm] Sana, kıyametin ne zaman gelip çatacağını soruyorlar. Onlara de ki: Onu ancak Rabbim bilir, onun vaktini, Ondan başka belirtecek yoktur. Göklerin ve yerin, ağırlığını kaldıramayacağı o saat, sizlere ansızın gelecektir. Sen sanki biliyormuşsun gibi sana ısrarla soruyorlar. Onlara de ki: Onu bilmek ancak Allah’a mahsustur, ama insanların çoğu bu gerçeği bilmez.) [Araf 187]

(İnsanlar senden kıyametin zamanını soruyorlar. Onlara de ki: Onun bilgisi ancak Allah katındadır. Ne bilirsin, belki de zamanı yakındır.) [Ahzab 63]

(Kıyametin ne zaman kopacağı bilgisi yalnız Allah’a aittir. Onun bilgisi dışında hiçbir ürün kabuğundan çıkmaz, hiçbir dişi gebe kalmaz ve doğurmaz. Onlara: “Bana koştuğunuz ortaklar nerede?” diye seslendiği gün: “Sana, buna dair bizden hiçbir şahit olmadığını arz ederiz” derler.) [Fussilet 47]

(Senden kıyametin ne zaman gelip çatacağını sorarlar. [Allah bildirmedikçe] sen onu nereden bilirsin ki? Onu ancak Allah bilir.) [Naziat 42-44]

Şu üç hadis-i şerif bile, hazret-i Mehdi’nin gelmesine, kıyametin kopmasına, daha çok zaman olduğunu açıkça bildirmektedir:
(Küfür, her tarafı kaplamadıkça ve açıktan yapılmadıkça Mehdi gelmez.) [M. Rabbani]

(Kıyamet kopmadan yüz yıl öncesinde yeryüzünde Allah’a ibadet eden kalmaz.) [Hâkim]

(Yeryüzünde Allah diyen Müslüman kaldığı sürece kıyamet kopmaz.) [Müslim, Tirmizi]

Allah diyen Müslüman olduğuna göre, bugün veya yarın nasıl kıyamet kopar?

Peygamber efendimizin ve Cebrail aleyhisselamın kıyametin ne zaman kopacağı bilinemez dediği bir hususta kesin tarih vermek de, ne büyük cüret, ne çirkin bir iştir.

Kıyametin kopması
Sual:
Maya Takvimi’ne göre Kıyamet kopacak dendi. Paniğe kapılanlar oldu. Acaba Kıyametin kopmasını deprem gibi bir şey mi sanıyorlar da bazı yerlere gidenler oldu? 120 yıl sonra kopacak diyenler de var. Kıyamet kopmasının alametleri yok mu?
CEVAP
Kıyametin kopmasına daha çok vardır. Kıyamet alametleri çıkmadan Kıyamet kopmaz. Din kitaplarında şöyle bildiriliyor:
Kıyametin ne zaman kopacağı açıkça bildirilmedi, kimse de anlayamaz. Fakat Peygamberimiz “sallallahü aleyhi ve sellem”, birçok alametlerini ve başlangıçlarını haber verdi: Hazret-i Mehdi gelecek, İsa aleyhisselam gökten Şam’a inecek, Deccal çıkacak. Yecüc ve Mecüc her yeri karıştıracak. Güneş batıdan doğacak. Büyük zelzeleler olacak. Din bilgileri unutulacak. Fısk, kötülük çoğalacak. Haramlar her yerde işlenecek, Yemen’den bir ateş çıkacak. Gökler ve dağlar parçalanacak. Güneş ve Ay kararacak. Denizler birbirine karışacak ve kaynayıp kuruyacaktır. (H.L.O. İman)

Allahü teâlâ, Sur üfürüldükten sonra, Kıyametin kopmasını murat buyurduğu zaman, dağlar uçar, bulutlar gibi yürümeye başlar. Denizler birbirinin üzerine taşar. Güneşin nuru gider, kararır. Dağlar toz hâline gelir. Âlemler [ve gezegenler] birbirine girer. Yıldızlar, dizili incinin kopup dağıldığı gibi dağılır. Gökler gül yağı gibi erir ve değirmen döner gibi deveran eder ki, şiddetli bir şekilde hareket eder. Allahü teâlâ, göklerin parça parça olmasını emreder. Yerde ve gökte diri olarak kimse kalmaz, her canlı ölmüş olur. (Kıyamet ve Âhiret)

İmam-ı Rabbanî hazretleri buyuruyor ki:
Kıyamet kopacağı zaman, yıldızların yerlerinden ayrılıp dağılacağı, göklerin parçalanacağı, yeryüzünün ve dağların param parça olacakları Kur’an-ı kerimde açıkça bildirilmektedir. Birkaç âyet-i kerime meali şöyledir:
(Sura bir kere üfürülünce, yeryüzü ve dağlar, yerlerinden kaldırılıp silkilecektir. O gün Kıyamet kopacak, gök yarılacak ve dağılacaktır.) [Hakka 13-16]

(Güneşin karardığı, yıldızların yerlerinden ayrılıp döküldükleri, dağların dağılıp saçıldıkları, denizlerin kaynadığı zamana…) [Tekvir ilk âyetler]

(Göğün yarıldığı ve yıldızların dağılıp yok oldukları zaman…) [İnfitar 1-2]

(Her şey yok olacak, yalnız O kalacaktır!) [Kasas 88]

Kur’an-ı kerimde, bunlar gibi, daha nice âyetler vardır. Bunların yok olacaklarına inanmamak felsefecilerin yaldızlı yalanlarına aldanmak olur. Mahlûkların yok olacaklarına inanmak, yoktan var edildiklerine inanmak gibi, imanın şartıdır. İnanmak elbet lazımdır. (3/57)

Kıyamet alametleri müteşabih mi?

Sual: (Deccal ve Dabbet-ül-arz ile ilgili hadislere, tevil etmeden inanmak gülünç olduğu gibi, o şekilde inanmak insanları dinden çıkarır, çünkü hadislerde bildirildiği gibi meydana gelmesi mümkün değildir. İmtihana da aykırıdır. Böyle bir şey olursa herkes Müslüman olur. Deccal, gözü kör olan bir insan değil, ateizmdir. Dabbet-ül-arz ise yerden çıkacak bir hayvan değil, telefonlardır) diyenler var. Hadislere inanmak insanı dinden çıkarır demek, Resulullah yanlış söylemiştir demek değil midir?
CEVAP
Hadis-i şeriflere inanmak imandandır, inkâr etmek maksadıyla tevile kalkışmak sapıklıktır. Hele mütevatir olan bir hadis-i şerifi inkâr etmek, küfür olur. Bu hadis-i şeriflere kimse inanmaz demek, asırlardan beri gelen âlimlere ve Müslümanlara çok çirkin bir iftiradır. Bu çirkin tevilin sebebi şudur:
Hazret-i Mehdi gelince, Deccal ve Dabbet-ül-arz da çıkacağı için, Mehdi geldi diyebilmek için bunları tevil etmek zorunda kalıyorlar. Tevil etmezlerse kendilerinin veya hocalarının Mehdi olduğunu nasıl söyleyecekler ki?

Güneşin batıdan doğması, Deccal ve Dabbet-ül-arz gibi alametler, olağanüstü yani harikulade olaylardır. Elbette akılla izah edilemez. Peygamber efendimizin bin kadar mucizesi görülmüştür, ama yine de Ebu Cehil gibiler inanmamıştır. İbrahim aleyhisselamı ateş yakmadığı halde, Nemrut ve avenesi iman etmemiştir. Musa aleyhisselamın âsâsı büyük bir yılan olduğu halde, Firavun ve taraftarları iman etmemiş, sadece sihirbazlar iman etmiştir. İsa aleyhisselamın, birçok mucizesi olmuştur. Körleri iyi etmesi, ölüleri diriltmesi gibi mucizeleri görüldüğü halde, 12 kişiden başka, iman eden olmamıştır. Bu 12 kişi de, sadece mucize gördükleri için değil, Peygamber olduğuna inandıkları için, iman etmişlerdir. Salih aleyhisselamın devesi, her kapıya giderek sütünü sağdırmış ve sütü hiç eksilmediği halde, inanmayıp deveyi kesmişlerdir. Evliya-yı kiramdan da, binlerce kerametler zuhur ettiği halde, bunları gören gayrimüslimlerden, iman etmeyen çoktur. Demek ki, mucize ve keramet gibi olaylar, imtihanı bozmuyor.

Kıyametin bu büyük alametleriyle, (Akıl alacak şey değil) diye alay etmek büyük felakettir. Hem de, Allah böyle şeyler yaratamaz anlamı çıkar ki, onun kudretinden şüphe etmek olur. Harikulade olaylar olduğu için, bu alametleri tevil etmek, çok yanlış olur. Zaten, Dabbet-ül arz, Deccal ve güneşin batıdan doğması gibi, kıyametin büyük alametleri görüldükten sonra, (İman edin) denmiyor ki, aksine imtihan müddetinin bittiği, bundan sonra imanın kabul edilmeyeceği bildiriliyor. Bir âyet-i kerime meali şöyledir:
(Rabbinin bazı âyetleri [alametleri] geldiği gün, önce iman etmemiş veya imanında bir hayır kazanmamış kimseye, o günkü imanı fayda vermez.) [Enam 158]

Bu âyet-i kerimeyi açıklar mahiyetteki iki hadis-i şerif meali şöyledir:
(Şu üç şey ortaya çıkınca, iman etmemiş veya imanından hayır görmemiş olana, imanı fayda vermez: Güneşin batıdan doğması, Deccal ve Dabbet-ül-arz.) [Müslim, Tirmizi, Beyheki] (Bunların peş peşe çıkacağı aşağıda açıkça bildiriliyor. “Deccal ve Dabbet-ül-arz çıktı, ama güneş 100 sene sonra batıdan doğacak” da denemez.)

(Dabbe, âyette ve hadiste bildirildiği gibi hayvan değildir) demek, âyetleri ve hadisleri tevil yoluyla inkâr etmek demektir. Bu Bâtınîliğin bâtıl yoludur. (Bunun Bâtınî mânâsı var) yahut (Bunlar müteşabihtir) demek gerçek mânâsını inkâr etmektir. Nelerin müteşabih olduğunu dinimiz bildirmiştir. Bunlar da, genelde Allahü teâlânın zatıyla ilgili âyet-i kerime ve hadis-i şeriflerdir. Yoksa herkes kendi kafasına göre, bu da müteşabihtir diye, istediği âyet ve hadisi tevil ederse, ortada din diye bir şey kalmaz. Mealci denilen mezhepsizler de, (Salât dua demektir, namaz dinimizde yoktur, dua vardır) diyorlar. Böylece namazı inkâr ediyorlar. Salât dua demektir diyerek salâtın namaz olduğunu inkâr etmekle, Dabbe’nin hayvan olduğunu inkâr etmek arasında fark yoktur.

Mutezile denilen fırka da, Sırat, Mizan gibi akılla anlaşılması zor olan hususları, sahih hadislerle bildirilmesine rağmen, akılları almadığı için inkâr etmişlerdir. Hadis-i şerifte, (Sırat köprüsü, kıldan ince, kılıçtan keskindir) buyuruldu. (İ. Ahmed)

Yine hadis-i şeriflerde, Mizanda amellerin terazide tartılacağı bildirilmiştir. Mutezile fırkası, (Amelin ağırlığı mı olur) diyerek kabul edememiştir.

Deccal ve Dabbet-ül-arzı tevil edenler olduğu gibi, güneşin batıdan doğmasını, Hazret-i İsa ve Hazret-i Mehdi’yi de tevil ederek, (Güneşin batıdan doğması, İslamiyet’in batıdan yayılmasıdır. İsa ve Mehdi de birer akım, şahs-ı manevi olarak gelecektir) diyen bid’at ehli sapıklar da çıkmıştır. Görüldüğü gibi, tevilin yolu açılınca, bunun sınırı olmaz. Herkes her şeyi dilediği gibi tevil edebilir. O zaman ortada din diye bir şey kalmaz.

İbni Abbas hazretleri, Hazret-i Ömer’in şöyle buyurduğunu bildirmiştir:
(Recmi, Deccal’ı, güneşin batıdan doğuşunu, kabir azabını, şefaati ve müminlerin günahları kadar yandıktan sonra, Cehennemden çıkartılmasını yalanlayan kimseler çıkacaktır.) [İbni Abdilberr, Kurtubi]

Hazret-i Ömer, kerametle söylediği bu sözüyle, bunları inkâr eden birçok mezhepsize cevap vermiştir. Tevil yoluyla inkâr, mezhepsizlerin ortak özelliğidir. Tevil ederek, Mirac, Şakkul-kamer gibi birçok mucizeyi inkâr etmişlerdir. Açıkça (Deccal gelmeyecek) veya (Güneş batıdan doğmayacak) diyen yoksa da, tevil yoluyla inkâr eden sapıklar çoktur. Hazret-i Ömer’in de kerametle bunları bildirdiği pek açıktır. Zaten aynı tevilciler, yani kıyamet alametlerini tevil edenler; recmi, şefaati, kabir azabını ve affa, şefaate uğramayan müminlerin, günahları kadar yandıktan sonra Cehennemden çıkıp Cennete gireceği gibi birçok hususu inkâr ediyorlar. İmam-ı a’zam hazretleri de buyuruyor ki:
Yecüc ve Mecüc’ün ortaya çıkması, güneşin batıdan doğması, Hazret-i İsa’nın gökten inmesi, Deccal’ın ve diğer kıyamet alametlerinin hepsinin, aynen hadis-i şerifte bildirildiği gibi, [tevilsiz olarak] zamanı gelince gerçekleşeceğine inanırız. (Fıkh-ı ekber)

Hiçbir Ehl-i sünnet âlimi de bunları tevil etmemiş, müteşabih olduğunu söylememiştir. Hâşâ Resulullah, bilmece gibi mi söz söylüyor? Böyle tevil etmek, çocukların oyunda (Elma dersem çık, armut dersem çıkma) demelerine benzer. (Ben hayvan dersem sen telefon anla, insan dersem ateistliği anla) demek, dini, değiştirmek suretiyle yıkmak olur.

İmam-ı a’zam hazretlerinin bildirdiği gibi, kıyametin bütün alametlerinin, hadis-i şeriflerde bildirildiği şekilde, aynen meydana geleceğini kabul etmeli ve tevil eden inkârcılardan olmamalıdır.

Kıyamette herkes çıplak mı olacak?

Sual: Kıyamet ve Ahiret kitabında deniyor ki: Peygamber efendimiz, (Halk kıyamet günü çıplak haşr olunur) buyurunca, Âişe-i Sıddîka validemiz, (O zaman herkes birbirine bakmaz mı?) diye sordu. Peygamber efendimiz, şu mealdeki âyeti okudu: (O gün herkesin kendine göre derdi vardır.) [Abese 37] Yani kıyametin şiddeti ile insanların birbirlerine bakacak halleri kalmaz.
Yukarıda bildirilen hadis-i şerife göre, evliya ve enbiya da çıplak olarak mı haşr edilecektir?
CEVAP
Aynı kitabın daha önceki sayfalarındaki ifadeler ise şöyledir:
Peygamber efendimiz, (Herkes elbisesiz, hepsi çıplak ve sünnetsiz olarak haşr olunur) buyuruyor. Fakat gurbette elbisesiz olarak vefat etti ise, onlara Cennetten elbise getirilip giydirilir. Şehidler ve sünnet-i seniyyeye, yani dinin emir ve yasaklarına uyup ölenler elbisesiz kalmaz. Çünkü hadis-i şerifte, (Ölülerinizin kefenlerini bol yapın; çünkü benim ümmetim kefenleriyle haşr olunur. Diğer ümmetler ise çıplaktır) buyuruldu.

Yukarıdaki ifadelerden, şehidlerin, dinimizin emir ve yasaklarına riayet edenlerin çıplak olmayacakları, elbiseli olacakları anlaşılmaktadır. Dinin emrine uyanlar çıplak olmayacaklarına göre, evliya ve enbiya elbette elbiseli olarak haşr edileceklerdir. Şair diyor ki:

Mahşerde insanların çoğu çıplak olacak,
Dine uygun yaşayan örtülü olur ancak.

Peygamber efendimiz de buyurdu ki:
(Kıyamette, yalınayak, başı açık ve sünnetsiz haşrolunur. İlk elbisesi giyilmiş olan İbrahim aleyhisselamdır. Allahü teala, “Dostum İbrahim giyinsin ki, insanlar onun faziletini bilsinler” buyuracaktır. Ondan sonra diğer insanlar, amelleri nispetinde giydirilir.) [Ebu Nuaym]

Kıyâmet Alâmetleri

Kıyâmetin kopmasının yaklaştığına dâir Resûlullah efendimizin haber verdiği büyük ve küçük alâmetler, işâretler.
On büyük alâmet görülmeyince kıyâmet kopmaz. Bunlar: Duhan (duman), Deccâl, Dâbbet-ül-erd, güneşin batıdan doğması, Îsâ aleyhisselâmın gökten inmesi, Ye’cüc ve me’cüc’ün çıkması, doğuda, batıda ve Arabistan’da yer batması, bunlardan sonra Yemen’den bir ateş çıkıp, insanları bir araya getirmesidir. (Hadîs-i şerîf-Müslim)
Kıyâmet alâmetleri, büyük ve küçük olmak üzere iki kısımdır. Küçük alâmetlerin sayıları pekçok olup, bir kısmı ortaya çıkmış ve çıkmaya devâm etmektedir. Bâzıları şunlardır: İnsanlardan ilim, emânet kalkar, câhillik artar. Emîn kimse bulunmaz. Oyun v e çalgı âletleri çok kullanılır. Adam öldürmek ve fitne çok olur. İnsanlarda, birbirine karşı sevgi kalmaz. İslâmiyet’e uygun işler ayıp sayılıp, terk olunur. (İbn-i Hacer-i Mekkî, İmâm-ı Süyûtî)