Kategori arşivi: Bilgi Öğren

bilgiler

Ölüden ses gelmesi neden olur ?

cenaze

Ölüden ses gelmesi sıradan bir şeydir. Artık hayat son bulduğundan vucut iflas eder ve organlar görevini yerine getiremez. Bazı organlarında biriken gazlar nedeniyle vucuttan seslerin gelmesi normaldir. Yine terlemesi, gözünden yaş gelmesi, gaz çıkarması ve akıntıların gelmesi sıradan ve beklenen şeylerdir.

Protein eksikliğinin 5 belirtisi !

protein EKSİKLİĞİ

Protein, saç telinden tırnaklara kadar, tüm hücrelerin önemli bir fonksiyonel ve yapısal bileşenidir. Vücudun ürettiği enerjinin yaklaşık %10-%15’i, gıdalar yoluyla alınan proteinlerden gelmektedir. Özellikle çocukluk döneminde yeterli miktarda protein tüketimi sağlıklı bir gelişim için önemlidir. Yetişkinlerde ise, enerjinin yanı sıra hücrelerin onarımı için de proteine ihtiyaç vardır. Tüm hayvan ve bitki hücreleri bir miktar protein içermesine karşın, besinlerdeki protein miktarı çok farklı değerlerde olabilir.

Protein vucutta eksik olduğunda ise şu beş belirtiyle karşılaşılır :

1 : Odaklanma ve konsantre sorunu

Protesin eksikliği kan şekerinde dalgalanmalara sebep olabiliyor. Kan şekerindeki bu dalgalanmalar ise odaklanma ve konsantre sorunu doğuyor..  Protein vucuttaki karbonhitrat seviyelerini düzenlemekle beraber kişiye zihinsel enerji de verir.

2: Tatlıya düşkünlük

Proteinler vucuttaki kan şekeri düzeyini etkilediğinden kişide tatlı isteği ve glikoza düşkünlük hissi uyandırır.

3: Zayıflık olur

Protein, kasların gelişimi açısından çok önemlidir.  Protein eksikliği, kaslarda gerileme ve vucutta zayıflığa neden olur. Spor yapmanıza bile gerek kalmadan sizi zayıflatır.. Bu doğal olmayan  zayıflama tavsiye edilmez..

4: Kolayca ve çabuk hasta olmaya sebep olur

Protein sadece kasları oluşturmakla kalmaz, aynı zamanda bağışıklık sistemini de kuvvetlendirir. Grip ve soğuk algınlığı gibi hastalıklara çabucak ve sürekli yakalanan bir çok hastanın gerçek ilacı gerekli proteindir..

5: Saç dökülmesine sebep olur

Proteinler saç köklerindeki bağlantıların gelişimini sağlar. Yeterli protein almayanların zamanla saç dökülmesi sorunuyla karşı karşıya kalması işten bile değildir.  Protein saçı kirlilik gibi dış etkilerden de korur. Aynı zamanda hormonal bozuklukları dengeleyen bir özelliğe sahiptir.

Özür dileyenleri affedin !

özür

Peygamber Efendimiz, özür dileyenlerin özrünün kabul edilmesini istemiştir.
Üstelik, dileyen kişinin samimi olmamasının bile, özrü kabul etmeye engel olarak görülmemesi gerektiğine vurgu yapılmıştır.

(Özür dilemek üzere gelen din kardeşiniz, niyetinde samimi olmasa da, özrünü kabul edin.) [Hakim]

Özür dileyen kimseyi affetmek gerekir mi?

Özür dilemek üç türlü olur:
1- Yaptığı şeye mazeret göstermek, mesela uyuyakaldığım için gelemedim demek gibi. Böyle bir özrü, doğru olup olmadığını araştırmadan kabul etmelidir. Hadis-i şeriflerde buyuruldu ki:
(Din kardeşinin özrünü kabul etmeyen, Kevser havuzundan içemez.)
[Hakim]

(Müslüman kardeşinin özrünü kabul etmemek günahtır.)
[Ebu Davud]

(Özrü kabul etmeyen, özür dileyenin günahını yüklenmiş olur.)
[İbni Mace]

Bu hadis-i şerifler, din kardeşinin kötülük yaptığını ve özrünün yalan olduğunu bilmeyen kimse içindir. Çünkü, bunun özrünü red etmek Müslümana suizan etmek olur.

2-
Yaptım ama bir daha yapmam, keşke yapmasaydım demek. Bu, suçunu kabul edip özür dilemektir. Müslümanın özrünü reddetmek mekruhtur. Özrü kabul etmek ve kusurları affetmek, Allahü teâlânın sıfatlarındandır. Böyle özrü de kabul etmeyene, Allahü teâlâ azap ve gazap eder.

Bir hadis-i şerif meali:
(Allahü teâlâ özür dileyenin özrünü kabul eder.) [Ebu Ya’la]
Mümin, af etmesi için özür dilemesini bekler. Münafık, ayıpların ortaya çıkmasını ister.

3-
Yapmadım diyerek inkâr etmek. Yalan söylediğini bilerek özrünü kabul etmek, o kimseyi affetmek olur. Yalan söyleyerek özür dileyen böyle bir kimseyi affetmek vacip değil, müstehaptır.

Affetmek çok faziletlidir. Hadis-i şeriflerde buyuruldu ki:
(Allah rızası için affedeni, Allahü teâlâ yükseltir.) [Müslim]

(Affedin ki affedilesiniz!)
[İ. Ahmed]

(Kaba davranana nazik olan, zulmedeni affeden, vermeyene ihsan eden, kendinden uzaklaşana yaklaşan, yüksek derecelere kavuşur.) [Bezzar]

İyi bir müslümanın 16 özelliği !

İyi bir müslüman

1: İyi Niyetlidir.

Bir insanda en önemli organ kalptir. Kalbin ise en önemli işlevi niyettir. Niyet iyiyse,kalp de iyidir insan da iyidir. Öyleyse, iyi bir Müslüman her işinde iyi niyet güder, iyi niyet arar. Peygamber Efendimizin, iyi niyetle ilgili şu sözleri çok önemli şeyler ifade etmektedir:
Kendiniz için istediğinizi, mü’min kardeşiniz için de istemedikçe iman etmiş olamazsiniz.” Hz.Muhammed (as) (Buhari, İman 7)

2: Teslimiyeti Tamdır.

İyi bir Müslüman, hayatı boyunca karşılaştığı olumlu ve ya olumsuz durumlarda her zaman Allah’a tevekkül eder, ona teslimiyetini bildirir.
Kaza ve kaderin Allah’tan olduğunu bilir, isyan etmez ve her zaman sabredenlerden olur.

3: Sünnet’e Bağlıdır.

İyi bir Müslüman, gerek ibadetlerinde olsun gerekse de günlük işlerinde, daima Peygamber Efendimizin peşinden gider; onun yaptıgını yapar, onun gibi olmaya çalışır, onun ahlakını taşımaya gayret eder. Peygamberin yolundan sapmaz, sünnetini ihya eder.

4: Hurafe ve Batıl İnançlardan Uzaktır

İyi bir Müslüman, Kur’an ve Sünnet dururken; uydurma ve geçersiz dinlerden kalma batıl inanışlara sahip çıkmaz, bu tür inanışlardan uzak durur.

5: İslamı Güzel Yaşamaya Çalışır

İyi bir Müslüman, hayata güzel bakar. Güzel baktığı için güzel görür. Dinini ve hayatını, kur’an’dan aldığı güzel ahlak üzere yaşar.

6: İman’da, İbadette, Hayırda ve Hizmette Devamlıdır.

İyi bir Müslüman, hiç bir olumsuzluk karşısında imanında bir kesintiye yaşamaz. İbadetlerinde ihlaslı, hayır ve hizmetlerinde samimi olur. Gerek ibadet olsun gerek hayır işlerinde, az da olsa devamlılığı esas alır.

7: Üstün Ahlaklıdır.

İyi bir Müslüman, “Ben ancak güzel ahlakı tamamlamak üzere gönderildim.” diyen Peygamber Efendimizi örnek alır. Özü sözü bir, yumuşak huylu, nezaketli ve anlayışlı olur. Toplum içinde iyi bir Müslüman, sevilip sayıldığı gibi taşıdığı güzel ahlak ile de diğerlerinden ayrılır.

8: Zararsızdır.

İyi bir Müslüman, kimseye bilinçli olarak zarar vermez. İnsanları rahatsız etmez ve kabalık göstermez.  
Müslüman, insanların elinden ve dilinden emin olduğu kimsedir. Hz.Muhammed (S.a.v) (Tirmizî)

9: Duyarlıdır.

İyi bir Müslüman, çevresinde ve ya dünyada, gördüğü ve duyduğu olumsuzluklara duyarsız kalmaz. Düzeltebiliyorsa eliyle, o olmuyorsa sözüyle, o da olmuyorsa kalben karşı çıkar.

10: Bütün Müslümanları Kardeş Bilir.

İyi bir Müslüman, Türk-Kürt-Arap-Acem  demeden, Müslüman olan herkesi kardeşi olarak görür.
Şüphesiz müminler birbiri ile kardeştirler; öyle ise dargın olan kardeşlerinizin arasını düzeltin; Allah’tan sakının ki size acısın. Hucurat-10

11: Uyanıktır.

İyi bir Müslüman, daima uyanık ve akıllıdır. İşin sırrını, olayların perde arkasını ve yaşananların hikmetini sorgular. 
Peygamber Efendimiz (sav): “(Akıllı ve olgun) Mü’min aynı delikten iki defa sokulmaz, ısırılmaz.”
(Buhârî, Edeb, 83; Müslim, Zühd, 63) buyurmuştur.

12: Dost Seçiminde Dikkatlidir.

İyi bir Müslüman, dost seçiminde çok özenlidir. Zira, “Kişi dostunun dini üzeredir. Öyleyse her biriniz, kiminle dostluk kuracağına dikkat etsin.” (Ebu Davud, Edeb, 19, Tirmizi, Zühd, 45) Hadisinde Peygamber Efendimizin buyurduğu gibi dostluktan insanlara bazı olumlu ve ya olumsuz şeyler bulaşabilmektedir.

Başka bir hadisi şerifte de Peygember efendimiz şöyle buyurmuştur: “İyi arkadaşla kötü arkadaşın misali, misk taşıyanla körük çeken insanlar gibidir. Misk sahibi ya sana kokusundan verir veya sen ondan satın alırsın. Körük çekene gelince ya elbiseni yakar yahut da sen onun pis kokusunu alırsın.” İyi arkadaş misk satıcısına benzer, çünkü ondan dünyevi veya uhrevi bir fayda, bir nur bulaşacaktır.

13:Malayani ile Vakit Geçirmez.

İyi bir Müslüman, vaktini değersiz ve boş şeylere harcamaz.
Kendisine verilen her saatin kıymetini bilir.

14: İşini Sağlam Yapar.

İyi bir Müslüman, kendisine verilen işleri eksik ve ya yarım bırakmaz. Üzerine düşen görevi müslüman şuuruyla sahiplenir ve işini en güzel şekilde yapar.

15: Hatada Israr Etmez.

İyi bir Müslüman, farkettiği bir hatasında ısrarcı olmaz. Hemen bu hatadan vazgeçtiği gibi, özür dileme erdeminde bulunmaktan da çekinmez..

16: Son Arzusu Müslüman Olarak Ölmektir.

İyi bir Müslüman, son nefesinde Kelime-i Şehadet getirerek ölmek ister. Son nefeste kelimeyi şehadet söylemek imanla ölme işaretidir.  Ahiretin anahtarlarından ve rahmet perdesinin aralıklarındandır.

Kelime-i Şahadet: “Eşhedü en la ilahe illallah ve eşhedü enne Muhammeden abduhu ve Resuluhu” cümlesidir. Bu cümle “Ben şahadet ederim ki Allah’dan başka ilah yoktur ve ben şehadet ederim ki Hz. Muhammed (s.a.v) O’nun kulu ve Resulüdür.” manasına gelir.

Şahadet imanın gereği ve ibadetlerin kaynağıdır. Şahadet olmadan itikat, ibadet ve muamelat olmaz.

Allah’a emanet olunuz.
Erhan Demir
erhandemir5234@gmail.com
Herseyogren.com

5 bin yıllık Türk Bayramı : Nevruz

nevruz

Özbekistan’dan Türkmenistan’a, Kırgızistan’dan Tataristan’a;  Kazakistan’dan Türkiye’ye ve Azerbaycan’a kadar Türklerin olduğu tüm topraklarda kutlanan ve tarihte bilinen en eski bayramdır Nevruz. Türklerin, hapsoldukları Ergenekon’dan, dağları eriterek çıktığı günün bayramıdır.  Birliğin ve dayanışmanın sembolüdür.

21 Mart’ın girmesiyle “Bahar Bayramı” olarak kutlanmaktadır.Farsça’da  “Yeni Gün” anlamına da gelen “Ergenekon Bayramı” Türk tarihinde önemli bir yere sahiptir.

Çin kaynaklarından Kutadgu Bilig’e, Kaşgarlı Mahmud’dan Bîrûnî’ye;
Nizâmü’ı Mülk’ün Siyasetnâme’sinden Melikşah’ın takvimine kadar, Akkoyunlu Uzun Hasan Bey’in kanunlarına dek gelen bir çizgide, Nevruz ile ilgili kayıtlar vardır.

Diğer taraftan Sivas hükümdarı Kadı Burhaneddin Ahmed, Safevi Türkmen Devletinin kurucusu Şah İsmail (Hataî), Osmanlılarda Sultan I. Ahmed ve Sultan Dördüncü Murad gibi hükümdarların, Mustafa Kemal Atatürk’ün; din adamlarımızdan Kazasker Bâki Efendi ve Şeyhülislam Yahya Efendilerin, şairlerimizden Kuloğlu, Pir Sultan Abdal, Kaygusuz Abdal, Şükrü Baba, Hüsnü Baba, Fuzulî, Nev’î Efendi, Nef’î, Nedim, Hüseyin Suad ve Namık Kemal gibi şairlerimizin Fatih devri vezirlerinden Ahmed Paşa’nın; büyük Azeri şairi Şehriyar’ın ve büyük Türkmen şairi Mahdumkulu’nun tarih boyunca Nevruz bayramının gelişini “Nevruziye” veya “Bahariye” denilen şiirlerle kutladıklarını da biliyoruz.

Tabiatla iç içe, kucak kucağa yaşayan, toprağı “ana” olarak vasıflandıran Türklerin düşünce sisteminde “baharın gelişi”  önemli bir yere sahiptir. Nevruz, yani “Yeni Gün“, insan ruhunun tabiattaki uyanışıyla birlikte kutladığı bir bayramdır. Türk dünyasının kuzeyinden güneyine, batısından doğusuna kadar uzanan engin coğrafyada yaşayan toplulukların pek çoğu tarafından yaygın olarak kutlanır.

Kaynaklara bakıldığında Nevruz;  M.Ö. 3. Yüzyıldan, Mete Han zamanından beri Türklerde var olan bir adet, bir bahar bayramı geleneğidir.
Yine Nevruz, bir çok kültürün ortak özelliğidir. Özellikle ilk baharın gelmesi ve toprağın yeniden canlanması bir çok kültürde çeşitli etkinliklerle karşılanmakta ve kutlanmaktadır.

Bu yüzden bugün Afganistan’da da yaşatılmaktadır, İran’da da yaşatılmaktadır, Irak’ta, Suriye’de en azından belli kesimlerde ve bütün diğer Türk dünyasında; Çin Seddi’nden Adriyatik’e kadar, Hindistan’dan Kazakistan’a, Yakutistan’dan, Çuvaşistan’a, Tataristan’a, Moldova’ya, Macaristan’a ve Balkanlara kadar geniş bir coğrafyada bugün canlı bir şekilde yaşamakta ve yaşatılmaktadır.

ATEŞ YAKILARAK KUTLANMASI

Türklerin 400 yıl hapsolduğu “Ergenekon” adlı bölgeden Demir Madeniyle kaplı bir dağı ateşle eriterek çıkmayı başarmalarından sonra Türk Bey’leri, o günü her yılın tekrarında ateş yakıp demir döverek kutlamışlardır.
Bu kutlamalar, sonradan tüm Türki illerde Milli Bayram havasında yaşatılarak günümüze kadar ulaştırılmıştır. Halen de tüm Türk Ülkelerinde çoşkulu bir havada kutlanılmaktadır. Öyle ki, bir çok  Türki ülkelerde Bayram kabul edilmesiyle birlikte 21 mart resmi tatil kabul edilmektedir.

PERSLERE DAYANDIRILMASI

Nevruz’un kökeninin Pers’lere dayandırılması Tarihi bir yanlışlıktır.
Perslerin Nevruz hakkındaki kayıtları; Nevruz’u İran geleneğine bağlayan Firdevsi’nin Şehnamesi ve diğer kaynaklar yanıltıcıdır. Çünkü Nevruz hakkındaki bilgiler orada 11. yüzyıldan itibaren görülür.

Milâttan önceki yıllarda Nevruz hakkında İran metinlerinde herhangi bir iz ve kayıt yoktur. Ancak Hunlarda bu kayıtlar mevcuttur.

Nizamü”l-Mülk de 11. yüzyıl yazarı olarak Siyasetnâme adlı eserinde bu bayramdan söz eder. Bu bayramın aynı zamanda yılbaşı olduğunu belirterek Nevruz geleneklerini anlatır. Aynı zamanın yazarlarından Kaşgarlı Mahmut da Divân-ı Lügati”t-Türk”te Türklerde yıl başlangıcının Nevruz olduğunu ifade eder. Ayrıca, 12 Hayvanlı Türk Takvimi”nin başlangıcının da 21 Mart olduğu bilinmektedir.

BİR ÇOK KÜLTÜRDE KUTLANMASI

En eski Türk bayramı olan Nevruz, Türkler aracılığıyla Avrasya’ya yayılmıştır. Eski Doğu geleneklerinin devamı olarak yaşamıştır. Çin kaynaklarına dayanarak Hunların milattan yüzlerce yıl önceleri 21 Mart’ta hazır yemeklerle kıra çıktıklarını, bahar şenlikleri yaptıklarını, bugün Nevruz kutlamalarındaki geleneklerin o zamanda da yer aldığını biliyoruz. Aynı gelenekler, Hunlardan sonra Uygurlarda da görülmüş ve bugüne kadar uzanmıştır.

Türkler dışında başka uygarlıklar tarafından da 21 Martta şenlikler yapılmakta, kutlamalar düzenlenmektedir. Bunun sebeplerinden biri de 21 Mart’ta ilk baharın ilk gününe giriliyor olmasıdır. Diğer bir sebebi ise 21 Mart’ın 12 Hayvanlı Türk Takvimi, Şemsi Takvim ve diğer eski takvimlere göre yılbaşı olarak kabul edilmesi ve eskiden bir çok toplumda bu bilginin doğruluğuna inanılmasıdır. Nasıl ki, günümüzde “yılbaşı” dünyanın tüm ülkelerinde kutlanıyorsa, 21 Mart da eskiden bir çok kültürde bu amaçla kutlandıgından bu adet günümüze kadar süre gelmiştir.

KÜRTLERİN NEWRUZ’U

Kürt kültüründe,  Zerdüş inancıyla büyük bir ölçüde benzerlik taşıyan “Demirci Kawa Efsanesi“yle başlamıştır Newruz.  Zalim bir hükümdarın idaresi altında yaşayan ve demircilikle uğraşan Kawa, çok sayıda çocuğu olan güçlü bir demir ustasıdır. Efsaneye göre son çocuguna kadar bütün evlatları öldürülmüştür. Son çocugunun öldürülmesine engel olmak ve zulme baş kaldırmak için girdiği sarayda zalim hükümdarı örs’ü ile öldürür. Daha sonra halk da Demirci Kawa’ya destek olmak amacıyla çeşitli yerlerde ateş yakarak bu isyan hareketini destekler. Kürt kültüründe zulme baş kaldırı ve isyan anlamına gelmektedir. Bugün de Kürtler tarafından ateşler yakılarak kutlanılmaktadır.

OSMANLI’DA NEVRUZ

Osmanlı devrinde de Nevruz, çok canlı şekilde kutlanmaktaydı. Osmanlı ailesini çıkarmış olan Kayı Boyu’na mensup Karakeçililerin, Karakeçili aşireti mensuplarının 21 Mart tarihinde Ertuğrul Gazi’nin türbesi etrafında toplanarak burada bayram yaptıkları tarihi kaynaklarda geçmektedir. Bu bayramın bir diğer adı da “Yörük Bayramı”dır. Osmanlı Devrinde 21 mart günü özellikle padişahın yani sultanın nevruz tebriklerini kabul ettiği, halkın Nevruz’unu kutladığı, Nevruz şenliklerinde bulunduğu gün olmak hasebiyle; 21 Mart tarihinin Nevruz-ı Sultanî, yani sultana mahsus, sultan tarafından veya sultanın katılmasıyla kutlanan Nevruz günü olmak bakımından böyle bir isim aldığı söylenilebilir.

Osmanlı devrinde kutlanan Nevruz kutlamaları Cumhuriyetin ilk yıllarında da resmî olarak devam etmiştir.

HIDRELLEZ’LE BAĞLANTISI

İlk baharın gelmesiyle Türk Dünyasında kutlanan Hıdrellez adında mevsimlik bir şenlik daha vardır. Günümüzde de halen Anadolu’nun çeşitli yerlerinde birlik, dayanışma ve kardeşliği pekiştirme adına Hıdrellez şenlikleri bünyesinde  çeşitli organizasyonlar düzenlenir.  Kur’an’ların okunduğu ve bolca salavatların getirildiği güreş turnuvaları, At yarışları ve  cirit gibi Türk Kültürüne ait bir çok spor dalının turnuvalarıyla halk arasında kaynaşma sağlanır. Nevruz’a nazaran dini motifler Hıdrellez’de daha ağır basmaktadır.

Keza Hıdrellez; Hızır ile İlyas kelimelerinden gelir. Öyle ki, Mayıs’ın 6’sına gelen ve Ruz-ı Hızır(Hızır günü) olarak adlandırılan Hıdırellez günü, Hızır ve İlyas’ın yeryüzünde buluştukları gün olduğu sayılarak kutlanmaktadır .
Hızır A.s’ın her bastığı yerden yeşillik cıkması Hadis-i Şeriflerde de söz konusu olmuştur. Yine Hızır kelimesinin anlamı yeşil’dir. İlk baharın yeşillik getirmesiyle birlikte Hızır A.s’ın her zamankinden daha yakınlarda olduguna inanılır.

Muhammed Maruf Emir
m.marufemir@gmail.com
herseyogren.com

Türkler dünya’ya ikinci kez hükmedecekler mi?

türkler dünya

TÜRKLER DÜNYAYA İKİNCİ KEZ HÜKMEDECEKLER Mİ ?

Türklerin, ikinci kez dünyaya hakimiyet kuracağına dair kesin ve net ifadeli bir Hadis ve ya kaynak yoktur. Bazı kesimler, Kaşgarlı Mahmud adlı büyük Türk Bilgini ve Yazarının sözlerini Hadis-i Şerif olarak çarpıtarak bir kaynak kirliliğine sebep olmaktadırlar. Ancak Türklerin, Dünyaya ikinci kez hakimiyet kuracağına dair bazı Hadis-i Şeriflerde işaretler vardır.  Muhtelif Ülkelerden bazı Alimlerin de bahse konu bu Hadislerin, işaret ettiği yerin Türkiye oldugunu bildirmesi ise bu yöndeki düşüncelerimizin kuvvetini artırmaktadır.

Rivayetlere göre, Türklerin Dünyaya ikinci kez hakimiyet kurmalarına en büyük vesile ise Hz.Mehdi Aleyhisselamdır. Nitekim, Türklerin yeniden hakimiyet kuracaklarına işaret eden Hadis-i Şerifler,  Hz.Mehdi hakkındaki beyanatlardan oluşmaktadır. Bir Hadisi Şerifte :  “İstanbul ‘Allah Allah’ denilerek Yakub Aleyhisselamın orduları tarafından ikinci kez feth edilecektir.” buyrulmuştur.. Camiu’s-Sağir, İmam Suyuti.

Feth, İslam’a hizmeti amacıyla, zulm altında kalan Gayri Müslim ülkelerin halklarının kurtarılması, islamı tehdit eden risklerin ortadan kaldırılması gibi maksatlarla şehrin alı konulmasıdır. Müslüman bir ülke, Müslüman bir ülkeyi feth edemez. Bunun adı İşgal olur.  Öyleyse, zaten müslüman olan bir şehir, nasıl ikinci kez feth edilebilir?
Buradaki işaret ise, Din ahlakından uzak yaşantı içine girmiş, ahlaki bozulmalara, dejenerasyonlara ve yozlaşmalara uğramış İstanbul halkının, “Allah Allah” denilerek, yani İstanbul halkına Allah’ı sevdirip ve  Allah’tan hakkıyla korkmalarını sağlayarak; Dini İslamiyetin ve şeriat-ı kur’an’ın yeniden ihyasıyla Kur’an Ahlakının burada yeniden hakim edilmesidir. Hz.Mehdi’nin kan akıtmayacağı yine kaynaklarda yer almıştır.O halde bu, manevi bir Feth’dir.  Bunu da, hadiste bildirildiği üzere, Hz.Mehdi Aleyhisselam ve askerleri yapacaktır. Hz.Mehdi a.s’ın ise tüm dünyaya hakim olacağı da bircok sahih kaynaklarda yer almıştır.

Peygamber Efendimizin, Türkiye’yi Hz.Mehdi Aleyhisselam ile andığı bir hadisi şerif de şöyledir :

“Ona Hz. Mehdi denilmesinin nedeni, gizli olan bir şeyin yolunu göstermesidir. Antakya denilen bir yerden Tabut’u (kutsal emanetler sandığını) ortaya çıkaracaktır.” (Suyuti, el- Havi li’l Feteva, II. 82)

Antakya Türkiye toprakları içinde yer alan “Mağaralarıyla” ünlü bir ilimizdir. Tabut-u Sekine’nin saklanmasına en uygun yerlerden biridir. Bu Hadisi Şerif, Hz.Mehdi Aleyhisselam’ın Mehdiliğinin kabul edilmesi ve anlaşılmasının Türkiye’de gercekleşecegine işaret etmektedir.  (En doğrusunu Allah bilir).

Yine Peygamber Efendimizin Hz.Mehdi tarafından alı konulacak olan kutsal emanetleri de Türkiye’dedir.

Filistin’in Efsane Lideri Şeyh Ahmet Yasin de Türklerin Dünyaya ikinci kez hükmedeceklerini şöyle bildirmiştir : “Türkiyede İslamiyet zafer kazansın, sizler o zaman görün İslam Alemini..”
Bediüzzaman Said Nursi, Şeyh Nazım Kıbrisi gibi büyük Alimlerimiz de Hz.Mehdi Aleyhisselam’ın İstanbuldan çıkacağını bildirmiştir. Bu da Mehdi Aleyhisselam vesilesiyle Türklerin ikinci kez Dünya Hakimiyetine işarettir.
Asırlarca İslam’a sancaktarlık yapmış bir milletin, yeniden tarih sahnesindeki yerini alması hiç de zor olmayacaktır.
En doğrusunu Allah bilir.

Saygılarımla…
Engin Aydın

herseyogren.com

Saçlarımız neden dökülür ?

saç ekimi

Türkiye’de yaşayan insanların büyük bir çoğunluğunda saç dökülmesinin sebebi Androgenetik tipte saç dökülmesidir. Bunda dökülme, saçların gelmesi şeklindedir. Yani bu ırsi bir hastalıktır. Dedesinde, amcasında, dayısında ve ya babasında görüldüğü için onda da görülmektedir. Hemen hemen 20’li yaşlarda genellikle görülmektedir. Bu oran 50’lili yaşlarda daha fazla görülmekte, her iki kişiden birinin saçı dökülmektedir.

Erkeklerde görülen saç dökülmelerinin %90’ı Androgenetik tipte dökülmedir.
Diğer %10’luk sebepler ise enfeksiyonlar, yanma, mantar enfeksiyonu, iltihap gibi sebeplere bağlı saç dökülmeleri görülmektedir.

Kişinin saçı dökülmeye başladığında, erken tedavisi daha olumlu sonuçlar doğurduğundan, derhal doktora başvurması daha faydalı olacaktır.

Herseyogren.com

Bu konular işinize yarayabilir:

Saç dökülmesinin tedavisi nasıl yapılır?

Saçı kazıtmak saç dökülmesini durdurur mu?

Saç dökülmesi nasıl önlenebilir?

Saç dökülmesi bir hastalık belirtisi midir?

Saç dökülmesi bir hastalık mıdır ?

 

Etiketler:

Saçım neden dökülüyor?
Erkeklerin saçları neden dökülür?
Saç dökülmesi neden oluyor?
Saç dökülmesinin sebebi nedir
Saç dökülmesi ne zaman başlar