Kategori arşivi: Kanser ve ülser

Fast Food Prostat Kanseri Sebebi

fast food

Fast Food alışkanlığının erkeklerin korkulu rüyası prostat kanserine sebep olduğu bildirildi.

Gazi Üniversitesi Tıp Fakültesi Üroloji Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Sinan Sözen, bilinenin aksine ayakta idrar gidermenin değil ama ayakta yemek yemenin prostat kanserinin önemli sebeplerinden biri olduğunu açıkladı. Antalya’da düzenlenen 11. Ulusal Üroonkoloji Kongresi’nde basın mensuplarının sorularını cevaplayan Sözen, “Bir insan ne kadar şehirleşir ise prostat kanserine o kadar yakın olur” dedi.

Prostat kanserinde ırk ve genetik yapının önemli olduğunu, Türkiye’de böyle bir risk bulunmadığını söyleyen Prof.Dr. Sözen “Siyah ırk en önemli risk faktörüdür. ABD prostat kanseri görülme oranı en sık ülkedir. ABD’deki en önemli risk grubu da Afrika kökenli siyah ırktır. Bu gruptaki prostat hem saldırgan ve kötü huyludur hem erken yaşta olur. İkinci risk grubu batılı gençlerdir, üçüncüsü ise çevresel faktörlerdir. ” dedi.

Bilinenin aksine ayakta idrar yapmanın prostat kanserine sebep olmadığını söyleyen Prof.Dr. Sinan Sözen ” Şunu net olarak bilmemiz lazım bu ülkede ne kadar çok batılılaşıyorsak bireysel anlamda ne kadar şehirli kültürüyle yaşıyorsak, ayakta idrar yapmasak ta ayakta yemek yiyorsak yani fast food alışkanlığımız başladıysa prostat kanseri daha sık karşımıza çıkar. Mesela uzak doğu da prostat kanseri nadir görünür. Mesela, ABD’ye göç eden Japonlar içinde birini jenerasyonda kendi ülkelerindeki gibi prostat kanserine nadiren rastlanırken 2. ve 3. jenerasyonda aynen ABD vatandaşları kadar risk faktörü ortaya çıkmaktadır.” dedi.

Türkiye’ de ise İstanbul’daki prostat kanseri rakamının Fransa ve İspanya’ya daha yakın değerler taşırken Erzurum’daki prostat kanseri görülme vakasının çok daha geride olduğunu söyleyen Prof.Dr. Sinan Sözen bunun sebebini İstanbul’un daha şehirli bir nüfusa sahip olmasınından kaynaklandığını kaydetti. Sözen İstanbul’da insanlar doktora gidip daha erken prostat kanseri tanısı koydurabiliyor , ikincisi daha şehirli yaşıyor daha şehirli besleniyor, daha kolesterolü yüksek besleniyor. Biz ne zaman Ege, Akdeniz, Anadolu kültürümüzü hem yaşamımızda, diyetimizde hem beslenmemizde korumamız halinde prostat kanseriyle ilgili ciddi bir riskimiz olmaz.” diye konuştu.

Prof. Dr. Sinan Sözen Türkiye’de 2009 yılındaki Sağlık Bakanlığı verilerine göre 2960 kişinin prostat kanserinden öldüğünü 2012 ve 2013 verilerinin henüz yayınlanmadığını ve Türkiye’deki prostat kanseri vak’asının şu anda 20 binler civarında olduğunu tahmin ettiklerini sözlerine ekledi.

Kablosuz Ağlar Kanseri Arttırıyor Mu?

kablosuz

Prof. Dr. Mustafa Turan, kablosuz veri transferlerinin artmasıyla kansere yakalanan kişi sayısında ciddi artış olduğunu ileri sürerek, ek önlemler alınması gerektiğini söyledi. 

Turan, son 20 yılda elektromanyetik kirliliğin arttığına ve bu kirliliğin insanlık ile tüm canlıların en büyük sorunu olmaya doğru gittiğine dikkati çekti.

Canlılardaki hücre içi ve hücre dışı sistemlerin düzenli çalışmasında doğal elektromanyetik sistemlerin dengesinin çok önemli olduğunu ifade eden Prof. Dr. Turan,  şöyle konuştu:

“DNA yazılımları, bu şifrelerden hatasız protein üretimleri ve biyokimyasal olaylarda hep elektromanyetik denge ve kanunlar rol oynuyor. Bu sistemlere dışarıdan fazla müdahale edilirse biyokimyasal olayların düzeni bozuluyor. Bu süreç, hücre zarından protein ve iyonların geçişlerinde, kromozom hasarı ile DNA yazılımlarında, hücrelerin hormon ve enzimlere cevabında, nörotransmitterlerin (sinir ileticilerinin) çalışmasında, etkileşim ve bağışıklık sisteminde bozulmaya yol açıyor. Biz de bu etkilerin sonuçlarını baş ağrısı, halsizlik ve sonunda maalesef kanser olarak görüyoruz. Son yıllarda beyin tümörü, akustik nörinom, tükürük bezi kanseri, deri kanseri ve lösemide büyük artış görüyoruz. Bunların artmasında da kablosuz veri transferlerinin ve elektromanyetik kirliliğin payı ileri boyuttadır.”

– “Canlıların dayanım güçleri aşılmaya başladı”

Turan, baz istasyonu, trafo, yüksek gerilim hattı ve kablosuz internet sağlayıcılarındaki artışın canlıların dayanım güçlerini aşmaya başladığını öne sürerek, kliniklere eskiye göre çok daha fazla sayıda kanser hastası geldiğini söyledi.

Kablosuz internet sistemlerinin çok güçlü radyasyon ürettiğini aktaran Turan, kişilerin kendilerine uzak olan kablosuz ağlardan bile etkilediğini vurgulayarak, şunları kaydetti:

“Komşunuzun kablosuz internet sistemi, duvarları çok rahatlıkla aşıp sizi de etkileyebiliyor. Bu sistemler artık dünyada toplu yaşanan yerlerde yasaklanmaya başlandı. Bu sistemlerin çok daha zayıf, kısıtlı bir alanı etkileyecek şekilde üretilmesi lazım. Mevcut cihazlar da ana karttan anten bağlantıları azaltılarak revize edilebilir. Bu sistemlerin kısa süreli, çocuk ve hamilelerden uzakta kullanılmasını öneriyoruz. Bu konuda son aylarda çok ciddi ve uyarıcı yayınlar çıkmaya başladı, ek önlemler alınması gerekmektedir. Maalesef, şehirlerde yüksek gerilim hatları ve trafolar insanlarla iç içe. Birçok ülkede trafo ve yüksek gerilim hatları insanların yaşam alanlarının 250-300 metre uzağında.”

Prof. Dr. Turan, elektromanyetik alanın sadece insanları değil, bitkileri de olumsuz etkilediğini dile getirerek, Avrupa’daki bazı şehirlerde elektromanyetik yük azaltılınca, bozulan bitkisel yaşamın tekrar geri geldiği yönünde bulguların mevcut olduğunu sözlerine ekledi.

Habervaktim.com