Kategori arşivi: Şifalı Bitkiler

Protein eksikliğinin 5 belirtisi !

protein EKSİKLİĞİ

Protein, saç telinden tırnaklara kadar, tüm hücrelerin önemli bir fonksiyonel ve yapısal bileşenidir. Vücudun ürettiği enerjinin yaklaşık %10-%15’i, gıdalar yoluyla alınan proteinlerden gelmektedir. Özellikle çocukluk döneminde yeterli miktarda protein tüketimi sağlıklı bir gelişim için önemlidir. Yetişkinlerde ise, enerjinin yanı sıra hücrelerin onarımı için de proteine ihtiyaç vardır. Tüm hayvan ve bitki hücreleri bir miktar protein içermesine karşın, besinlerdeki protein miktarı çok farklı değerlerde olabilir.

Protein vucutta eksik olduğunda ise şu beş belirtiyle karşılaşılır :

1 : Odaklanma ve konsantre sorunu

Protesin eksikliği kan şekerinde dalgalanmalara sebep olabiliyor. Kan şekerindeki bu dalgalanmalar ise odaklanma ve konsantre sorunu doğuyor..  Protein vucuttaki karbonhitrat seviyelerini düzenlemekle beraber kişiye zihinsel enerji de verir.

2: Tatlıya düşkünlük

Proteinler vucuttaki kan şekeri düzeyini etkilediğinden kişide tatlı isteği ve glikoza düşkünlük hissi uyandırır.

3: Zayıflık olur

Protein, kasların gelişimi açısından çok önemlidir.  Protein eksikliği, kaslarda gerileme ve vucutta zayıflığa neden olur. Spor yapmanıza bile gerek kalmadan sizi zayıflatır.. Bu doğal olmayan  zayıflama tavsiye edilmez..

4: Kolayca ve çabuk hasta olmaya sebep olur

Protein sadece kasları oluşturmakla kalmaz, aynı zamanda bağışıklık sistemini de kuvvetlendirir. Grip ve soğuk algınlığı gibi hastalıklara çabucak ve sürekli yakalanan bir çok hastanın gerçek ilacı gerekli proteindir..

5: Saç dökülmesine sebep olur

Proteinler saç köklerindeki bağlantıların gelişimini sağlar. Yeterli protein almayanların zamanla saç dökülmesi sorunuyla karşı karşıya kalması işten bile değildir.  Protein saçı kirlilik gibi dış etkilerden de korur. Aynı zamanda hormonal bozuklukları dengeleyen bir özelliğe sahiptir.

Hurmanın sağlığa 10 faydası !

10 FAYDASI HURMA

Peygamber Efendimizin en çok tükettiği ve bizlere tüketmeyi tavsiye ettiği meyvelerden olan hurma,  bir çok hadis-i şerifin yanı sıra günümüz bilimi tarafından da şiddetle tavsiye ediliyor..

Kanserden kemik hastalıklarına, alerjiden kansızlığa kadar bir çok hastalığa iyi geldiğini söyleyen bilim adamları, hurmanın sağlığa olan 10 faydasını böyle sıralıyor :

1: Karın Kanserini Önler

Hurmanın, içerisinde bulundurduğu bazı minerallerden ötürü karın kanserini önlediği tespit edilmiştir.

2:  Kilonuzu sağlıklı şekilde korur

Hurmanın, kilo aldırmayan hafif bir meyve olması kilo sorunu yaşayan bir çok insanın dengeli ve sağlıklı bir şekilde kilosunu korumasına yardımcı olur..

3 : Bağırsak sorunlarına iyi gelir

Hurmanın, bağırsakları koruduğu ve bağırsak hareketlerine iyi geldiği tespit edilmiştir. Yine ishale karşı etkili oldugu açıklanmıştır.

4: Kemiklere iyi gelir

Hurmanın kemikleri güçlendirdiği, kemik hastalıklarına iyi geldiği anlaşılmıştır.

5: Sinir sistemine ve cinselliğe iyi gelir

Hurma, sinir sistemini güçlendirmekte, kontrol gücünü artırmaktadır.
Ayrıca cinsel gücü arttırıcı özelliği bulunmaktadır. Sütle karışınca verimi daha da artmaktadır. Bekarların bu bölümü okumasına gerek yoktu ama belki ilerde lazım olur 🙂

6: Anemiye iyi gelir

Hurmanın anemi hastalığına iyi geldiği ve enerji takviyesi sağladığı tespit edilmiştir.

7: İnme riskini azaltır

8: Alerjik reaksiyonları en aza indirir

Hurmanın alerjik hastalıklara, kaşıntı ve kabarıklık gibi deri sorunlarına iyi geldiği tespit edilmiştir.

9: Tavuk karasına iyi gelir (gece körlüğü)

Tavuk karası ya da tıptaki adıyla retinitis pigmentosa, bir göz kusurudur. Beyne giden sinirlerin görevlerini zamanla yerine getirmemesinden dolayı oluşur. Hurmanın, bu hastalığa iyi geldiği anlaşılmıştır.

10:  Sünnet’tir ve sevaptır..

Hurma, tüketilmesi Peygamber Efendimiz tarafından da tavsiye edilen önemli besin değerlerine sahip doyurucu özelliği olan şifalı bir meyvedir. Peygamber Efendimiz bir çok hadisi şerifinde hurma tüketilmesini tavsiye etmiştir.

Peygamber Efendimiz (asm) döneminde insanlar uzun zaman yiyecek bulamazlardı. Sadece hurma yerler, su içerlerdi. Ama hasta olmazlardı. Sahabi Hz. Aişe validemize “Efendimiz zamanında evinizde ne yer ne içerdiniz” diye sormuş. Hz. Aişe validemiz de şu ibretlik cevabı vermiş; ”Evimizde bazen iki üç ay geçerdi de ateş yanmazdı, ’Esvedan(iki siyah)’ yani hurma yiyip su içerdik.”(Buhari, hibe 1; Müslim, Zühd 28) İşte Resul-u Ekrem (asm) Efendimizin hanesinde, aylarca sadece hurma yemekle hayatlarını devam ettiriyorlar.
· Bir hadis-i şeriflerinde de Peygamber Efendimiz (asm) hurmanın doyuruculuk ve kifayetini anlatmak için Hz. Aişe’ye “Ya Aişe evinde hurma olmayanlar açtırlar” (Müslim,et’ime 153; Darimi,et’ime 26) buyurmuştur. Bu sözü iki veya üç defa tekrarlamıştır. Bunu hurma tüketmeyince tüm zorunlu gıdaları almış olmak zordur şeklinde de anlayabiliriz. Hurma özellikle sütle tüketildiğinde daha etkili ve faydalıdır.

Sivilce neden olur, Nasıl geçer ?

acne

Ergenlik dönemiyle birlikte hemen hemen herkes bu illetle karşılaşmış, kimileri ise bazı nedenlerden ötürü ergenlik döneminden sonra da kaynaşma aşamına gelmiştir 🙂

Takdir edersiniz ki, hiç kimse yüzünde beyaz uçlu bir şişlik görünmesini istemez. Peki ama bu neden oluyor ?

Sivilce neden çıkar?

Sivilceli kişilerin cildinde yağ salınımı çok fazla artmıştır. Bunun sonucunda, bir süre sonra yağ kanalında tıkanma başlar. O bölgenin derisinde bulunan, dışarıdan almadığımız mikroplar, yağ kanalı etrafında üremeye başlar. Bu mikroplar bir süre sonra o yağları parçalar ve iltihaplı sivilceler oluşur.

Bazı insanlarda daha çok sivilce çıkar?

Çimen,Sivilcenin genetik olup olmadığı henüz kanıtlanmış değildir. Ancak sivilce fazla görülen ailelerin çocuklarında da sivilce çıkma olasılığı daha yüksektir.

Sivilcenin gıdayla ilgili olmadığına dair çalışmalar var. Ancak son zamanlarda yapılan çalışmalar, sivilcenin özellikle şu anda medeniyetin getirdiği gıdaları tüketen toplumlarda daha sık görüldüğünü, şekerin ve fast food ürünlerinin hiç girmediği, yani bitkisel beslenen ilkel kabilelerde hiç ortaya çıkmadığını gösteriyor.
Şunu söylemek gerekiyor ki, sivilceyi gıdalar yapmıyor, ama kötü gıdalar artırıyor.
Sivilcelerini asla sıkmamalıdırlar.

Sivilce pislikten oluşan bir hastalık değildir. Ama sivilce hastalarının ciltlerinde yağlanma söz konusudur. Çimen Bunu gidermek için hastalar yüzlerini çok fazla yıkarlar. Ancak bu yanlıştır. Günde en fazla iki kez yıkamalıdırlar.

Sivilceli ciltlere özel üretilmiş sabunlar, cildi temizleyen jellerden faydalanabilirler. Tonik kullanımı cildi rahatlatabilir ama şart değildir.

Cilt için kullanılan ürünler çok önemlidir. Nemlendiricilerin “yağsız” olması ve “sivilce yapmaz” ibareli olması gerekir.

Makyaj yaparken fondöten, pudra kullanmamak gerekir. Sosyal nedenlerle kullanılması gerekiyorsa da “sivilce yapmaz” ve “yağ içermez” ibareli ürünler tercih edilmelidir.

Temizlik tedavide çok önemlidir, ancak tek başına yeterli değildir. Yanı sıra ilaçlar da kullanmak gerekir.

Stres nedeniyle sivilce olur mu?

Çimen, sivilce stresle artan bir hastalıktır. Çünkü stres esnasında vücudumuzda birtakım hormonlar salgılanır. Bu hormonlar genellikle yağ kanallarında yağ üretimini artırır. Yağ üretimi arttığında da sivilce artışı görülür

Sivilcenin sıkılmaması gerekir. Çünkü sıkarken sivilcenin dibe doğru itilerek, sivilcenin patlamasına ve o iltihabın çevre dokuya yayılmasına neden olunabilir. Böylece uzun vadede bir iz meydana gelebilir. Sivilceleri dermatologların temizlemesi mümkündür.

Sivilce’ye karşı nasıl çözüm üretmeliyiz ! 

Yüzünüzü mutlaka temiz tutmalısınız. Gece uyumadan önce yüz sabunu ile yüzünüzü yıkayarak temizleyin.

  1. Gündüz yaptığınız makyajla gece uyumamalısınız. Uyumadan makyajınızı temizleyin.Yüzünüzü mutlaka temiz tutmalısınız. Gece uyumadan önce yüz sabunu ile yüzünüzü yıkayarak temizleyin.
  2. Başkalarının havlusunu kullanmayın.
  3. Yüzünüz gibi saçınızı da temiz tutun. Saçınızın yağlanmasını beklemeden yıkayın. Çünkü saç kirliliği de akne oluşumuna sebep olur.
  4. Yastık kılıfınızı temiz tutun, sık sık değiştirin.
  5. Bol su için.
  6. 5-6 tane ceviz yaprağı toplayın. Bir bardak suyun içine atarak ceviz yapraklarını kaynatın. Kaynadıktan sonra suyun soğumasını bekleyin. Yüzünüze bir pamuk yardımıyla bu suyu sürün.
  7. Gece uyumadan yüzünüzü gül suyu ile temizleyebilirsiniz. Gül suyu da sivilce ve akne oluşumunu engeller, cildinizi temiz tutar.
  8. Aşırı yağlı ve tuzlu yiyeceklerden uzak durun. Özellikle cips, çekirdek yada patates kızartması gibi yiyecekleri fazla tüketmemeye dikkat edin.
  9. Vücudunuzdaki bakteriler de cilt lekelerine neden olur. Bu yüzden vücudunuzdaki bakterilerin de temizlenmesi gerekir. Fesleğen vücuttaki bakterileri temizlemeye yardım eder. Fesleğen tüketmeye çalışın. Fesleğen çayı kanı temizler, cilde güzellik kazandırır.
  10. Sandal ağacının kabuğunu da yüzünüze sürebilirsiniz. Sandal ağacı kabuğu cilde ışıltı ve parlaklık kazandırır.
  11. Portakal, mandalina ve kivi gibi C vitamini içeriği yüksek meyveler tüketin.
  12. Tarçın ile zencefili birleştirerek de tüketebilirsiniz. Tarçın ve zencefil cildi güzelleştirir. Hatta tarçınlı ballı yüz maskesi de oldukça meşhurdur. Bir miktar balın içine tarçın atın. İyice karıştırın. Yüzünüze sürün. 5-6 dakika kadar bekleyip yüzünüzü yıkayın. Gözlerinize sürmemeye dikkat edin. Bal da cildinize parlaklık verecektir. Ayrıca bal yüzdeki ölü hücreleri de temizler.
  13. Günde bir fincan yeşil çay için.
  14. Egzama, akne gibi cilt sorunları için kullanılabilecek diğer bir bitki de kırmızı yoncadır. Kırmızı yonca, vücut hücrelerini temizler, vücudu yeniler.
  15. Cilt için fayda sağlayan en önemli bitkilerden diğeri de herkesin bildiği aloe veradır. Aloe vera jelini yüzünüze sürün. 10 dakika kadar bekleyip yıkayın. Günde bir kez uygulayın. Eğer alerjiniz olmadığını görürseniz günde iki kez de uygulayabilirsiniz. Fakat daha fazlaya kaçmayın.
  16. Yeşil elma da cilde iyi gelir.
  17. Sigara içiyorsanız sigarayı azaltın.
  18. Papatya da kompres olarak da iyi gelir. Sivilceler için banyo suyuna papatya eklenebilir yada papatya çayı içilebilir.
  19. Zencefil ile birlikte hindistan cevizi yağını karıştırıp da yüzünüze sürün. 5 dakika sonra yıkayın. Faydasını göreceksiniz.
  20. Sivilce ve lekelerden kurtulmanın bir yolu da cildin pH dengesini düzenlemektir. Bunu da elma sirkesi ile sağlayabilirsiniz. İki çorba kaşığı suyun içine bir çorba kaşığı elma sirkesi ilave edin. Sabah akşam sivilceli bölgeye sürün. Kısa zamanla lekelerden kurtulacaksınız.Isırgan otu çayı da içebilirsiniz.
  21. Karahindiba da cilt için faydalı olan birçok mineral ve vitamin içerir. Karahindiba tüketin.
  22. Salatalık maskesi de cilde ferahlık verir. Salatalık dilimlerini cildinize koyun ve yarım saat kadar bekleyip toplayın. Salatalık dilimleri ile yüzünüzü de silebilirsiniz.

Cildinizdeki akne, sivilce ve lekelerden kurtulmanın birçok yolu mevcuttur. Fakat ilk yapılacak şey kişisel temizliğe ve kullanılan eşyaların temizliğine dikkat etmektir.

Tereyağı Kansere Karşı Koruyucu

tereyagı

Hakiki tereyağının kansere karşı koruyucu özelliği bulunduğu belirtildi.

Tereyağı konusunda yıllardır kolesterolü seviyesini yükselttiği, dolayısıyla hipertansiyon, enfarktüs, felç gibi hastalıklara zemin hazırladığının bilim çevreleri tarafından söylendiğine dikkat çeken Dr. Haliloğlu, “Diğer taraftan köy insanının kullandığı yağ, tereyağıydı. Özellikle kırsal bölgelerde bol tüketilmesine rağmen insanlarımızın sağlıklı olduğu biliniyordu. Bu yüzden tereyağını soranlara ‘hakiki tereyağı ve sızma zeytinyağından vazgeçmeyin, yediğinizden daha fazla eritin’ diye ısrarla söylüyordum. Bunu yapamadığınız sürece tereyağ zararlı olabilir. Tereyağının oldukça besleyici muhtevası vardır. A vitamininin en fazla bulunduğu gıdalardandır. Lesitin’den zengindir. Yüksek oranda antioksidan maddeler ihtiva eder.Fazla miktarda iyot içerir…Yapısında Konjuge linoleik asit bol bulundurduğu için iltihap,alerji ve kansere karşı koruyucudur. Diş çürükleri ve osteoporoz riskini düşürür, hafıza ve öğrenme kapasitesini artırır. Yeterli miktarda kalsiyum, fosfor, demir ve çeşitli vitaminler (A1, B1,,B2, nikotinik asit, C gibi) içerir.Yine tereyağının sindirimi kolaydır, mideyide yormaz. Kokusu güzel, tadı ise oldukça lezzetlidir. Çiğ olarak da yenebilir, hamur işlerinde kullanılır. Tereyağıyla pişmiş yemeğin, pilavın, böreğin veya baklavanın tadı bir farklıdır” dedi.

TÜKETTİĞİMİZDEN DAHA FAZLASINI ERİTMELİYİZ

Vücudun tükettiğinden daha fazlasını eritmesi gerektiğini belirten Dr. Haliloğlu, bu noktanın çok iyi bilinmesi gerektiğini söyledi. Kanadalı bilim adamı Alberta Üniversitesi’nden Prof. Dr. Spencer Proctor tereyağının kalp krizi riskini ve kolesterolü yükseltmek bir yana aksine düşürdüğünü, ayrıca şeker hastalığı ve obezitenin tedavisine yardımcı olduğunu söylediğini kaydeden Dr. Haliloğlu, “İşte bu tereyağ konusunda tıp insanları yıllarca kesin bişey diyemediler. Kanadalı bilim adamı Alberta Üniversitesi’nden Prof. Dr. Spencer Proctor tereyağının kalp krizi riskini ve kolesterolü yükseltmek bir yana aksine düşürdüğünü, ayrıca şeker hastalığı ve obezitenin tedavisine yardımcı olduğunu söyledi. Araştırmanın bizi en çok sevindiren sonuçlarından biri, bugüne kadar zararlı etkilerinden korktuğumuz doğal yağların, aslında sağlığımız için son derece faydalı olduğunu görmemizdi. Tereyağının kalp krizi riskini düşürdüğü, şeker hastalığı ve şişmanlık tedavisine yardımcı olduğu, kolesterole iyi geldiği artık tespit edilmiş bir gerçek ama unutulmaması gereken tıbben sağlık için gerekli olan bir ürün zararlı olabilir mi ? Olabilir. Eğer tükettiğimizden daha fazla eritemiyorsak vücutta birikmesine engel olamayız. Sorun burada başlıyor. Bu noktayı iyi algılamamız gerekiyor. Bu durum tüm besin maddeleri için gereklidir. Hakiki tereyağını da bulabilecekmiyiz buda ikinci bir sorun” ifadelerini kullandı.

Habervaktim.com

Vitamin Deposu Otlar

şifalı bitkiler

Doğada kendiliğinden yetişen ve Anadolu’da yaygın olarak tüketilen birçok ot, E, A, C, B2 ve B6 vitaminleri bakımından oldukça zengin.

Doğada kendiliğinden yetişen madımak, ebegümeci, kuzukulağı, ısırgan otu ve yemlik gibi otların tam bir vitamin deposu olduğu belirten uzmanlar, uygun koşullarda tüketilmesinin sağlık için oldukça yararlı olacağı tavsiyesinde bulunuyorlar.

Doç. Dr. Nurten Budak, bu otların vitaminlerin yanı sıra demir ve kalsiyum mineralleri bakımından da zengin bir içeriğe sahip olduğunu kaydederek şu bilgileri verdi:

“Doğada kendiliğinden yetişen madımak, ebegümeci, kuzukulağı, ısırgan otu ve yemlik gibi otlar E, A, C, B2 ve B6 vitaminleri, demir ve kalsiyum mineralleri bakımından oldukça zengindir. Bu vitamin ve minerallerin yetersizliği kansızlık, cilt bozuklukları, sindirim ve sinir sistemi bozukluklarına neden olabilmektedir. Bu nedenle doğada bol bulunan bu otların tüketilmesini tavsiye ediyoruz. Bu otlar içeriklerindeki vitamin ve mineraller ile çeşitli hastalıklara, ilaçlara, bazı kimyasal maddelere ve hava kirliliğine karşı vücudun direncini artırırlar, ısı değişimlerine karşı vücudu korurlar. Böylece vücudun savunma mekanizmaları güçlendirilmiş olur.”

Hamile ve anneler için de önemli besin kaynağı

Otların içeriklerinde bulunan A vitamininin depolanabilme özelliğine sahip olduğunu da belirten Budak, A vitaminlerinin bitkilerde bulunan karatoneidlerin depolanarak vücutta uzun süre kullanıldığını ve bu vitaminlerin hücreleri koruyucu özelliği olduğunu söyledi.

Otların içeriğinde bulunan folik asitlerin ise gebe ve anneler için daha büyük önem taşıdığını ifade eden Budak, “Otların içeriğinde bulunan folik asit de beslenme açısından oldukça önemli bir vitamin çeşididir. Gebeler ve anneler diğer insanlara göre günlük olarak daha fazla folik asit tüketmelidirler. Bu açıdan otlar, gebeler ve anneler için de önemli bir besin kaynağıdır” diye konuştu.

Bu otlar nasıl tüketilmeli?

Doğadan toplanan otların tüketilmeden önce temizliğinin iyi şekilde yapılması gerektiğine dikkati çeken Budak, şöyle devam etti:

“Otların içeriğindeki folik asit ve C vitamini suda erime özelliğine sahiptir. Bu nedenle pişirilerek yenecekse otların pişirme suları dökülmemelidir. Bu otların ıspanak gibi yemeği yapılabilmesine rağmen daha çok taze olarak tüketilmesini tavsiye ediyoruz. Taze tüketimin yanı sıra ısırgan otunun böreği, madımağın bulgurlu yemeği veya kuzukulağının salatası yapılabilmektedir. Bu otların kurutularak yenmesini tavsiye etmiyoruz.”

hürriyet