Kategori arşivi: Allah’a İman

Bi zamanlar peygambere sover ıken bugun hacı oldu

Allah nelere kadir
Allah nelere kadir
İslam karşıtlığıyla tepki çeken ‘Fitne’ adlı filmin yapımcılarından Arnoud van Doorn, Müslümanlığa geçiş yaptıktan sonra hacca gitmiş ve kısa bir süre önce ülkesine dönmüştü.
Bir zamanlar İslam’a karşı düşmanlık beslediği için vicdan azabı çektiğine işaret eden Doorn, “Böyle bir yapımda yer aldığım için pişmanım. Günahlarımın af olması için kutsal topraklara gittim. Umarım Allah beni bağışlar ve tövbemi kabul eder.” ifadelerini kullandı.

Hac ibadetini yerine getirirken huzur bulduğuna işaret eden Doorn, hayatının en güzel günlerini Mekke ve Medine’de geçirdiğini dile getirdi. Yaklaşık bir yıl önce Müslüman olan Doorn, Twitter’da “hayata yeni bir başlangıç yaptığını” söyleyerek, kelime-i şehadet getirmişti

Tebliğ metodu nasıl olmalıdır?

İnsanlara dini ve Allah’ı anlatırken dikkat edilmesi gereken çok önemli noktalar vardır.  Çünkü herkes müslüman olabilir ama herkes İslamı anlatamaz.
Bu görev,  insanları akli ve psikolojik durumlarına  göre yorumlayarak muamele edebilen yumuşak huylu; temiz niyetli, sağlam karakterli kişilere mahsustur. Aksi takdirde tebliğ, yerini nefrete ve düşmanlığa dönüştürebilir.

Örnek verecek olursak, yeni Rusya kuruldugunda yaptıkları ilk iş kendilerine bir Din aramak olmuştur. Üç dinin kitaplarını araştıran Rus yetkilileri, Kur’an-ı Kerim’in en akli, hakkaniyetli, doğru ve kendi kültürlerine uygun oldukları kanaatine varırlar. Ardından bazı müslüman temsilcileri çağırıp, kendilerine İslam’ın anlatılmasını rica ederler.  Gelen temsilciler, Allah’ın varlıgını, kudretini, yeryüzündeki iman hakikatlerini ve İslam’ın güzelliklerini anlatmak yerine; İslam’ın domuzu ve içkiyi haram kıldıgını anlatmakla başlayınca Ruslar Hıristiyanlığı seçmişlerdir.

Elbette ki kalpleri evirip çeviren Allah‘tır fakat Allah korkusu ve sevgisi kalbine işlemiş kişiler değil domuz eti ve içkiden vazgecmek; kendi canlarından bile vazgeçerler. O yüzden, en son anlatılması gereken konu ilk önce anlatılınca o günden sonra Ruslar İslam’dan vazgeçmişlerdir.

“Allah, dilediğini saptırır, dilediğini doğru yola iletir.”
[Araf 155, İbrahim 4]

Rusya’nın o gün islamı seçmemesinin tek nedeni, müslüman temsilcilerin uyguladığı yanlış tebliğ politikasıdır.
İnsan psikolojisini bilmeyen, kişilere, akıllarına göre muamele etmeyen sert mizaçlı insanlar bu ulvi görevi yerine getiremezler.

Bir hadis-i şerifte Peygamber Efendimiz şöyle buyurmuştur :

“İnsanlara akıllarına, anlayışlarına göre söyleyin, inkârcı olmasınlar, Allah’ı ve Resulünü yalanlamasınlar.”
[Buhari]

Aklın alamayacağı şeyi söylemek, fitneye sebep olabilir.”
[İbni Asakir]

Varlığın özünde ne varsa dışına onun kokusu saçılır

kuran

“Doğası ve dokusu bozulan her ceset pis kokar. Gül fabrikalarının civarından geçerseniz, yağı alınırken çürütülen gül çiçeği atıklarının leş gibi kokusunu duyarsınız. Kısacası varlığın özünde ne varsa dışına onun kokusu saçılır.

İnsan da çevresine özünü oluşturan kalbine uygun duygular saçar. İçinde kin veya kibir gizleyen kimsenin her sözü, her tavrı, her bakışı iğrençtir. Böylesi birini hayatına almak, aslan kafesine kilitlenmekten kötüdür.

Kalbinin özünde tevazu, saygı ve af taşıyan insan ise melek gibi bir yüceliktir. Ona hayranlık duyar, tutunmak ister, onu kaybetmekten, incitmekten çekinir, onu sever ve sahiplenmek istersiniz.

İnsanlar bu iki kişilik arasında gidip geliyorlar. Şeytana yaklaşınca birinci tipe, Allah’a yaklaşınca da ikinci tipe benziyorlar.” M. Bozdağ

Allah (cc) Yaratılmayandır!

[sscb]

“Allah (cc) isterse kendinden bir tane daha yaratabilir mi?” diyenlere verilecek cevap nedir?

Bu soruda ciddi bir mantık hatası ve derin bir cehalet bulunmaktadır. Çünkü Allah’ın zatına ait olan bir sıfat da; “VÜCUD”tur. Yani Allah; varlığı kendine ait olup, var olmak için başkasına muhtaç olmayandır.Dolayısıyla var olmak için başkasına muhtaç olan; “Allah” olamaz.YARATICI; yaratılmamış olup, her şeyi Yaratandır.Yaratılan ise; Yaratıcı tarafından yaratılmış olup, âciz, güçsüz ve yaratılmaya mahkûm olan yani asla yaratamayandır.Oldukça açık olan bu izahtan sonra aklı olan herkes şüphesiz anlayabilir ki: “YARATILAN YARATICI OLAMAZ!” Yani Allah (cc)tarafından yaratılmış olan, adı üstünde yaratılmış(!)tır ve âcizdir. Görevi; var olmak için muhtaç olduğu Zât’a secde etmektir.Allah (cc); “yaratılmamış” olandır. Yaratılmış olan “Allah” değildir!Allah (cc), yaratıcı olma sıfatına “hiçbir şeye ihtiyacı olmadığı ve hep var olduğu” için sahiptir. Tüm yaratılanlar ise; olmaları ya da olmamaları ihtimali eşitken, Allah (cc) tarafından, var olmaları istenenlerdir. Yani tüm yaratılanlar “onlardan üstün” ve “hep var olan” bir yaratıcıya muhtaçtırlar. Bu nedenle de “aciz ve güçsüz”dürler. Devamlı değişip, eskimeleri ve ölüme mahkûm olmaları da bunun ispatıdır. Yaratılan bir şey “yaratılmış” yani “aciz” olduğu için hiçbir zaman yaratıcı olamaz. Allah (cc) ise yaratılmamıştır ki yaratılan bir şeyin Allah olabileceği düşünülebilsin.Allah (cc), Ehad’dir! Sınırsız, sonsuz, parçalara bölünme kabul etmez “TEK”tir“De ki: “O Allah, Ehad’dir (birdir)!” (İhlâs, 1)ALLAH (CC), EHADDİR’dir…Yani sınırsız, sonsuz, parçalara bölünme kabul etmez “TEK”tir!”Allah’ı kim yarattı” (haşa)diye düşünebilmek için, Allah’ın yönsel ya da boyutsal bir sınırı olması gerekirdi ki; o sınırın ötesinde O’nu meydana getirecek ikinci bir varlık bulunabilsin!.. Ve sonra da o ikinci varlık, kendisinden “Allah”ı meydana getirsin!..Oysa Allah (cc)EHAD’dir! Sınırsız, sonsuz, zerrelere bölünmez “TEK”tir. Ebedi olan Allah’ın bir noktada bitip, o noktadan sonra ikinci bir varlığın başlaması nasıl düşünülebilir!?Demek ki;Allah’ı yaratabilecek ikinci bir varlığın olmasından bahsedilmesi sadece bir hezeyandan ibarettir.Allah’ın sıfatları ezelîdir (başlangıcı yoktur) ve “sadece kendi Zâtına aittir”Allah’ın VÜCUD (varlığı kendinden olmak),İLİM (ezelî ve ebedî olarak her şeyi bilmek),TAHLÎK (yaratma) gibi ezelî ve yalnız “kendi Zâtına ait sıfatlar”ı vardır.Ezelî ve ebedî olmayan hiçbir varlık ezelî sıfatlara sahip olamaz. Yaratılmak bir başlangıç olduğuna göre; yaratılmış hiçbir varlık da ezelî olamaz.Peki Allah’ın sıfatlarını üzerinde taşımayan bir varlığa nasıl “Allah” denilebilir!? Demek ki; Yaratıcıya ait olan ezeli sıfatlar bu sıfatlara sahip birden fazla vücudun varlığı görüşünü reddeder.Yaratıcı, her şeye gücü yetendirAllah (cc), Kadîr’dir. Yani her şeyi yaratabilecek güçtedir. Başka bir yaratıcı ya da yardımcıya ihtiyaç duyan YARATICI olamaz. Dolayısıyla Kudretiyle bu koca kâinatı yoktan var eden ve “her an” yeni bir kâinat yaratanAllah (cc) için “istese yaratabilir mi?” diye bir soru sormak yersizdir.Allah (cc)abes iş yapmaz, yani Allah(cc) Hakîm’dir. Bu durumda her şeye gücü yeten ve hiçbir şeye muhtaç olmayan Allah’ın ikinci bir Allah’ı yaratabilmesinin mümkün olup olmadığını sormak saçma değil midir?O Allah’tır. Yarattığı her şey O’nun tarafından yaratıldıklarını kabul edip kendisine secde etmeleri içindir. 

Allah isterse kendinden bir tane daha yaratabilir mi? (Hâşâ)

[sscb]

Soru:

“Allah isterse kendinden bir tane daha yaratabilir mi?” diyenlere verilecek cevap nedir?

Cevap:

•Yaratıcıya “yaratıcı” dedirten bütün ezelî ve ebedî sıfatlar, bu sıfatlara sahip başka bir varlığı reddeder.
YARATICI, yaratılmamış olandır. Yaratılmış bir şey yaratan olamaz! Allah (cc), vücudu kendinden olandır. Allah (cc)yaratılmamıştır ki, yaratılan bir şeyin Allaholabileceği düşünülebilsin.
•Allah (cc)EHAD’dir. Sıfatlarından biri de Ehad (tek) olan Allah’ın (cc), bir noktada bitip o noktadan sonra ikinci bir varlığın başlaması nasıl düşünülebilir?
•Allah (cc)KADÎR’dir. O’nun (cc)gücü her şeye yeter. Hiçbir şekilde yardımcılara ihtiyacı yoktur. Bu durumda; her şeye gücü yeten ve hiçbir şeye muhtaç olmayan Allah’ın (cc)ikinci bir Allah’ı yaratması gibi bir abesiyetin sorulması oldukça mantıksız olacaktır.
•Allah (cc)HAKÎM’dir. O (cc), abes iş yapmaz.
Bu konu hakkında daha detaylı bilgi edinmek için”Allah (cc) Yaratılmayandır” adlı makalemize bakabilirsiniz. 

Görmediğime İnanmam (!)

[sscb]

Çevremizde az da olsa, “görmediğime inanmam” diyen kişilerle karşılaşıyoruz. Bunlara bu yanlış düşüncelerinden vazgeçirmek için neler söylemeliyiz?

Göz, cismi olan varlıkları görebilecek şekilde sınırlı yaratılmıştır. Fakat var olanlar sadece gördüklerimizden ibaret değildir. Materyalist düşünceye sahip insanlar varlık âlemini sadece maddeden ibaret zannetmekteler. Oysa varlığın mertebeleri vardır. Ve varlığın en asılsız, en zayıf ve en düşük mertebesi maddedir. Bu yüzdendir ki madde her an çürümeğe, dağılmaya, değişmeye ve yok olmaya mahkûmdur. Maddenin varlık derecesinin yükselmesi ve kıymetlenmesi ise ancak ona hayat ve ruh girmesiyle mümkün olur.Mesela insanda “asıl” olan beden değil ruhtur. Çünkü ruh olmadıktan sonra beden, gözü olsa bile göremez, kulağı olsa da işitemez, dili söyleyemez. Nitekim ölümle, ruh bedenden ayrıldığında insan bedenindeki bütün kabiliyetler hiçe iner.İnsan, dünyada gayb olana yani görünmeyene iman etmek ile imtihan olunur. Biz Allah’ı, melekleri, cenneti, cehennemi gözümüzle görmediğimiz halde var olduklarına inanıyoruz. Çünkü varlığın tek delili gözle görmek değildir. Mesela akıl ve ruh da gözle görülmez. Fakat o kadar çok delilleri vardır ki insan onların varlıklarından asla şüpheye düşmez. 

Görmediğime inanmam diyenlere ne cevap verebiliriz?

[sscb]

Soru:

Çevremizde, az da olsa, “görmediğime inanmam” diyen kişilerle karşılaşıyoruz. Bunlara bu yanlış düşüncelerinden vazgeçirmek için neler söylemeliyiz?

Cevap:

Varlığın tek delili gözle görmek değildir. Dünyada, görme kabiliyetimizin yetmediği çok varlıklar vardır. Mesela, akıl ve ruh gözle görülmez fakat o kadar çok delilleri vardır ki; insan onların varlıklarından asla şüphe etmez.
Kâinatta da Allah’ın (cc), meleklerin, cennet ve cehennemin valık delilleri o kadar çoktur ki; akıl sahibi hiç bir insan, varlıklarından şüphe etmez. Bir harf kendi varlığından çok katibinin varlığını gösterdiği gibi, yaratılan her şey kendi varlığından çokAllah (cc) ve ahiretin varlığını göstermektedir.
Bu konu hakkında daha detaylı bilgi edinmek için”Görmediğime İnanmam” adlı makalemize bakabilirsiniz. 

Marifetullah ne demektir?

[sscb]

Allah’a imandan sonra gerekli olan “Marifetullah” hakkında bilgi verir misiniz?

Marifet’in kelime manası “bilmek” tir. Marifetullah ise “Allah’ı isim vesıfatları ile bilip O’nu tanımaya çalışmak ve rızası dairesinde hareket etmek” manasındadır.Kâinatta görünen mükemmel sanatların, muhteşem fiillerin her birinin arkasında Allah’ın isim ve sıfatları gizlidir. Marifetullah; kâinat kitabını bu isim ve sıfatlar ile okumak, onu yaratanı tanımaktır. Mesela; yeryüzündeki en büyük canlılardan, göremediğimiz mikroorganizmalara kadar her hayat sahibinin rızkının en uygun şekilde verilmesi, sonsuz ilim ve güç sahibi, Rezzak (rızk veren) bir Zat’ı bize tanıttırır.Marifetullah; her an Allah’ın huzurunda olduğunu düşünmek, her işte O’nun rızasına en uygun hareket tarzını bilip amel etmektir. Bu ise kişiyi ‘insaniyet’ makamının en yüksek mertebesine çıkarır.Marifetullah; bütün hakikat ilimlerinin esası, kaynağı ve özüdür.Marifetullah; Allah’ın sanat eserlerini ve Kur’ân hakikatlerini tefekkürdür. Bu derin düşünce, insanı maddi ve hayvani hayattan sıyırıp, kalp ve ruhun yükselmesine vesile olur.Allah’a imanın en yüksek mertebesi Allah’ı hakkıyla sevmektir. Allah’ı sevmek ise; ancak Marifetullah ile mümkündür. Çünkü insan gerektiği şekilde tanımadığı bir zatı hakkıyla sevemez. 

Marifetullah nedir?

[sscb]

Soru:

Allah’a (cc) imandan sonra gerekli olan “Marifetullah” hakkında bilgi verir misiniz?

Cevap:

Marifetullah;
“Allah’ı (cc) isim vesıfatları ile bilip O’nu (cc)tanımaya çalışmak ve rızası dairesinde hareket etmek” tir.
Her an Allah’ın (cc) huzurunda olduğunu düşünmek, her işte O’nun (cc)rızasına en uygun hareket tarzını bilip amel etmektir.
Bütün hakikat ilimlerinin esası, kaynağı ve özüdür.
Allah’ın (cc) sanat eserlerini ve Kur’ân hakikatlerini tefekkürdür.
Bu konu hakkında daha detaylı bilgi edinmek için”Marifetullah” adlı makalemize bakabilirsiniz.