Kategori arşivi: Haset

Kıskançlık neden haramdır?

[sscb]

Soru:

Hasedin haram olmasının sebepleri nelerdir?

Cevap:

Bir kimse kalbinde haset (kıskançlık) bulunmasından üzülmezse veya arzusu ile haset ederse (kıskanırsa), günah olur, haram olur. Bu hasedini (kıskançlığını) sözleri ve hareketleri ile belli ederse, günahı daha çok olur.
Ancak bir kimsenin de kalbinde haset bulunur, kendisi buna üzülür, bunu istemezse, bu günah olmaz. Kalpte bulunan hatıra, düşünce günah sayılmaz. Çünkü bu tür düşüncelerin kalbe gelmesi insanın elinde değildir. (İhya-u Ulumiddin)

Kıskançlık, Allah’ın kulları arasında yaptığı taksimi beğenmemektir

Cenab-ı Hak:
“Haset edici bir kimse benim nimetimin düşmanı, kaza ve kaderime küsmüş, kullarımın arasında yapmış olduğum taksimata razı olmamış bir kimsedir.” buyurmuştur.
Haset eden, Allah’ın (cc) yaptığı taksim ve takdire rıza göstermiyor; O’nun iradesine karşı geliyor demektir. Çünkü haset eden, O’nun gizli olan hükümleri ile mülkünde gerçekleştirdiği adalete kızmış; onu çirkin bulmuş olur. Bu ise imanının zedelenmesinden başka bir şey değildir.
Zekeriya (as) da Allah’ın (cc) şöyle buyurduğunu haber vermiştir:
“Kıskanç kişi nimetime düşman, hükmüme kızan ve kullarım arasında yaptığım taksimata rıza göstermeyen biridir.” (İhya-u Ulumiddin)
“Fakirlik neredeyse küfür olacaktı. Haset neredeyse kaderin önüne geçecekti.” (Ebu Nuaym)

Kıskançlık, imanla birleşmez

“Bir kulun kalbinde, iman ile haset birleşmez.” (Nesai)
“Size ümem-i kadime hastalığı sirayet etti:
Bu, haset ve buğuzdur; bu, kazıyıcıdır; bilesiniz.
Kazıyıcı derken saçı kazır demiyorum; o, dini kazıyıcıdır. Nefsimi kudret elinde tutan Zat-ı Zü’l-Celal’e yemin ederim, sizler iman etmedikçe cennete giremezsiniz; birbirinizi sevmedikçe de iman etmiş olmazsınız. Birbirinizi sevmeye yardımcı olacak şeyi haber vereyim mi?
Aranızda selamı yaygınlaştırın.” (Tirmizi)
“Kudretiyle yaşadığım Allah’a (cc) yemin ederim ki, bir kul kendisi için sevdiğini komşusu veya kardeşi için sevmedikçe iman etmiş olamaz.” (Müslim)

Kıskançlık, dine zarardır

“Bir koyun ağılına giden iki aç kurdun ağıla verdiği zarar, Müslüman’da haset ve mal hırsının o Müslüman’ın dinine verdiği zarardan daha çok değildir.” (Tirmizi)

Kıskançlık münafıklığın ve kafirliğin alametidir

“Mümin gıpta eder; münafık ise haset eder.” (Edeb-i Dünya ve-d Din)
“Eğer size bir iyilik dokunursa (bu) onları üzer; fakat size bir kötülük gelirse, onunla sevinirler. Eğer sabreder, (günahlardan) sakınırsanız, onların hilesi size hiçbir zarar vermez. Şüphesiz ki Allah (cc), onların yapmakta olduklarını hakkıyla kuşatıcıdır.” (Âl-i İmran, 120)
“Yoksa Allah’ın (cc) lütfundan onlara (peygamberlere ve müminlere) verdiği şeylerden dolayı insanlara haset mi ediyorlar? İşte muhakkak ki (Biz) İbrahim ailesine de kitap ve hikmet verdik ve onlara (pek) büyük bir saltanat verdik.” (Nisa, 54)
Elmalılı Hamdi Yazır bu ayetleri şöyle tefsir etmiştir:
“Müşriklerin ve münafıkların siz müminlere bir güzellik dokunursa fenalarına gider. Mesela Müslümanların bedenlerinin sıhhati ve ferahları, düşmanlarına zaferleri, aralarındaki anlaşma ve sevgileri onları memnun etmez ve fakat Müslümanlara bir kötülük isabet ederse onunla sevinirler. Mesela Müslümanlara bir hastalık, fakirlik, mağlubiyet, ayrıcalık, yağma ve çapulculuk gibi bir musibet oldu mu keyiflenir ve sevinirler. Eğer Müslümanlar Allah’a (cc) itaat etmede sabrederler ve yasaklarından kaçınmakla iyice korunurlarsa; o kâfirlerin ve o münafıkların hilelerinin ve entrikalarının hiçbir zararını görmezler. Çok olsa biraz eziyet çekmiş olurlar. Fakat sonunda hepsine galip gelirler ki, İslam Tarihi bunun misalleriyle doludur.

Peygamber Efendimiz (asm) Müslümanların birbirlerini kıskanmalarını yasaklamıştır

“Birbirinizle haset etmeyiniz, kavgalaşmayınız, hasımlaşmayınız. Birbirinizin kuyusunu kazmayınız. Ey Allah’ın kulları! Allah’ın size emrettiği şekilde kardeşler olunuz.” (Buhari, Müslim)
“Büyüklük taslamaktan sakınınız. Zira İblis’i Hz. Adem’e secde etmemeye sevkeden büyüklük taslamaktır. Hırstan da korununuz; çünkü ağaçtan yemeye Hz. Adem’i yönelten hırstır. Hasetten de sakınınız, Hz. Adem’in iki oğlundan biri kardeşini hasetten dolayı öldürdü.” (İbn-i Asakir) 

Haset nedir?

[sscb]

Soru:

Haset nedir?

Cevap:

Haset:
“Bir kimsenin, sahip olduğu mevki, şan, şöhret, sıhhat gibi manevi mal, mülk gibi maddi nimetlerini çekememek… Bunlardan rahatsız olmak ve o kişinin elinden bütün bunların gitmesini istemektir.” manasına gelir. (Lugat)
“Nimet verilmiş olan kimseden o nimetin zevalini istemek, yani nimetin yok olarak o kimsenin mahrum kalmasını temenni etmektir. Bazı alimler “kişinin bu nimete, kendisinin sahip olmasını temenni etmesidir.”diye tarif etmiştir. Gerçek o ki hased her iki manaya da şamildir.” (Kütüb-i Sitte)
“Kıskanmak, çekememek, başkasında olan sağlık, zenginlik ve benzeri nimetlerden dolayı rahatsız olarak o kişiden o nimetin gitmesini istemek. Kalpte bulunan ve insanı kötülüklere sürükleyen en önemli ve gayri ahlâkî özelliklerden, hastalıklardan birisidir.” (Şafi Ansiklopedisi)
“Hasette asıl olan mana, bir nimetin, bir faziletin, bir kemalin, sahibinden zevalini (yok olmasını) arzu etmek, kendisine geçmesini gerek istesin gerek istemesin başkasında bulunmasını mutlaka çekememektir. Öyle ki; “Onunki onda dursun da sana verelim.” deseler memnun olmaz, keşke onunki mutlaka gitsin de kendisine hiç bir şey verilmese bile hoşlanır… Kıskançlığın sebepleri; çekememezlik, dünya hırsı ile haksız istekler, aşırı sevdalardır.” (Elmalılı Hamdi Yazır) 

Hasedin dereceleri nelerdir?

[sscb]

Soru:

Haset herkeste bulunur mu? Dereceleri var mıdır?

Cevap:

Haset, çirkin huyların en zararlılarındandır. Herkeste bulunmakla birlikte dereceleri farklıdır. Kimi insanda haset duygusu bir an için gelip gider; kiminde ise iyice yerleşir, bütün benliğe hâkim olur ve gittikçe artar. İşte asıl üzerinde durulması gereken ve tehlikeli olan haset, sonuncusudur. (Şafi Ansiklopedisi)
İmam Gazâlî, hasedi başlıca dört dereceye ayırarak incelemiştir:
1- Haset ettiğin kimsenin elindeki nimetin yok olmasını istemektir. Bu nimet ister kendi eline geçsin, ister geçmesin, yeter ki haset ettiği kişide bulunmasın. Hasedin en kötü olanı budur.
2- Haset ettiği insanın elindeki nimetin, kendi eline geçmesini istemektir. Bunun isteği, o nimetin kendi eline geçmesi; amacı, o nimete kendisinin sahip olmasıdır.
3- Başka birisindeki nimetin aynısının veya benzerinin kendisinde de olmasını istemesidir. Eğer kendi eline geçmeyecekse, onun elinde de olmamasını arzu etmesidir.
4- Başka birisinde bulunan nimetin benzerinin kendi elinde de olmasını istemesi, fakat haset ettiği kişideki nimetin yok olmamasını istemesidir. İşte hasedin bu son derecesi, eğer sırf dünyalık nimetler ise, affedilmiştir. Eğer din hususunda ise tavsiye edilmiştir. Çünkü bu, hayırda yarışma buyruğunun kapsamına girmektedir. (İhya-u Ulumiddin) 

Kimlere haset edilebilir?

[sscb]

Soru:

Hasedin dinimizce uygun olan bir yönü var mıdır? İslamiyet’e göre kimlere haset edilebilir?

Cevap:

Bir kimsede bulunan nimetin ondan gitmesini istemeyip, kendinde de bulunmasını istemek, haset olmaz. Buna gıpta (imrenmek) denir. Gıpta güzel bir huydur.
 
Birisinin elindeki bir mala yahut bir imkâna heveslenmek kendisinin de ona sahip olmasını istemek gıptadır ve caizdir. Haset ise o malın, o imkânın kendisine verilmesini değil o şahıstan gitmesini istemektir.
Haset, ancak nimetlere karşı yapılır. Bu sebeple; Cenab-ı Hak bir kişiye nimet ile ikramda bulunursa, o nimet hakkında kişinin iki durumu vardır:
 
Birinci Durum: O nimeti hoş görmemendir. Onun zail olmasını istemendir. Bu durumun ismi hasettir.
 
İkinci Durum: Nimetin zail olmasını sevmiyor, onun varlığını ve devamlılığını kerih (fena) görmüyorsun; fakat onun benzerini kendi nefsin için istiyorsun. Bu durumun adı gıptadır. (İhya-u Ulûmiddin)
 

Şu iki kişi dışında hiç kimseye gıpta etmek caiz değildir:

 
Biri Allah’ın (cc) kendisine verdiği hikmetle (Kur’ân-ı Kerîm ile) hükmeden ve bunu başkasına da öğreten hikmet sahibi kimsedir.
Diğeri de Allah’ın (cc) kendisine verdiği malı, hak yolda sarf eden zengin kimse.” (Buhâri, Müslim)
 
“Allah (cc) bir kimseye ilim verir fakat mal vermezse, bu kimse sıdk ile “benim malım olsaydı falanca gibi hayırda harcardım.” diye temenni etse her ikisi sevapta eşit olur.” (Kütüb-i Sitte)
 

Kafirlere ve fasıklara haset etmek caizdir

 
İslam uleması, bazı kimselere karşı hasedin meşru olabileceğini söylemişlerdir. Onlar kafirlerle, mazhar oldukları nimetleri Allah’a (cc) isyan ve bir kısım günah işlerde harcayan fasıklardır. Bunların ellerindeki nimetten mahrum kalmalarını temenni etmek günah değildir. (Kütüb-i Sitte)
 
Haset, yani başkasının elinde bulunan bir nimetten hoşlanmayarak onun yok olmasını istemek haramdır.
Ancak bir facir veya kafirde bulunup fitne uyandıran, insanlar arası ilişkilerin bozulmasına, herkese eziyet edilmesine neden olan nimetin ortadan kalkmasını istemek, bundan hoşnut olmamak haram ve günah değildir. (Şâfî Ansiklopedisi)
 
Malını haramda, zulümde, İslamiyet’i yıkmakta, bid’atları ve günahları yaymakta kullananın malının yok olmasını istemek, haset olmaz.
 
Bir facir veya kafirin sahip olduğu ve fitne çıkarıp Müslümanların arasını bozan, halka eziyet etmekte kullanılan bir malın veya rütbenin onunla bu adamın elinden alınmasını temenni etmek bir zarar vermez. Çünkü nimetin nimet olması hasebiyle yok olması istenilmiyor, fesada alet edildiği için yok olması isteniyor. (İhya-u Ulûmiddin) 

İman ile Kıskançlık Birlikte Olmaz

[sscb]

“Haset ve kin, tıraş eder; ama saçı değil, dini tıraş eder.” (Hadis-i Şerif)

Haset yani kıskançlık; bir kimsenin sahip olduğu mevki, şan, şöhret, sıhhat gibi manevi; mal, mülk gibi maddi nimetleri çekememek; bunlardan rahatsız olmak ve o kişinin elinden bütün bunların gitmesini istemek manasına gelir. Haset; nimet verilmiş olan kimseden o nimetin zevalini istemek; yani nimetin yok olarak o kimsenin mahrum kalmasını temenni etmektir. Bazı âlimler: “Kişinin, bu nimete kendisinin sahip olmasını temenni etmesidir.”diye tarif etmiştir. Gerçek o ki; haset her iki manaya da şamildir. (Kütüb-i Sitte) Hasedin hükmü; eğer bir kimse kalbinde haset (kıskançlık) bulunmasından üzülmezse veya isteyerek haset ederse (kıskanırsa) günah olur, haram olur. Kıskançlığını sözleri ve hareketleri ile belli ederse, günahı daha çok olur. Ancak bir kimseninde kalbinde haset bulunur, kendisi buna üzülür, bunu istemezse, bu günâh olmaz. Kalpte bulunan ama fiile geçmeyen hatıra, düşünce; günah sayılmaz. Çünkü bu tür düşüncelerin kalbe gelmesi insanın elinde değildir. (İhya-u Ulumiddin)

Her kötü hasletin maddi manevi zararı olduğu gibi hasetin de haset eden üzerindeki maddi zararlarını İmâm-ı Şâfî Hazretleri şöyle sıralamıştır:

İmâm-ı Şâfî Hazretleri kıskanç kimsenin halini şöyle tarif eder: “Kıskananın içinde sürekli bir ateş yanar. Bu ateş onu yakar; yavaş yavaş eritir. Çünkü birisine haset edildikçe Allah (cc) onun nimetini artırır. Onun nimetinin artması da kıskananın kıskançlığını; dolayısıyla rahatsızlık ve sıkıntısını çoğaltır. Kıskananın göğsü daralır, uykusu kaçar. Amansız bir hastalığa düşer. Kıskanılanın perişanlığı istenirken, kıskanan perişan olur. Kıskanç kimsenin kıskançlığı ve çekememezliği ağır bir hale gelirse, şu dört çeşit zarara maruz kalır: 1. Ardı arkası gelmeyen hasret ve üzüntü ile şifası umulmayan bedeni hastalığa düçar olunur. İbn-i Mu’tez diyor ki: “Haset, beden hastalığıdır.” 2. İnsanlar arasındaki mevki ve mertebesi düşer. Çünkü halk ondan yüz çevirip nefret eder. Mensuru’l-Hikem’de: “Kıskanç kimse, şeref bulamaz.” denilmiştir. 3. İnsanların kendisine buğzedip düşmanlık yapmasıdır. Hatta insanlar içinde bir dost ve arkadaş bulamaz bir hale gelir. Böylece insanların buğuz ve düşmanlığına maruz kalıp hüsrana düçar olur. Onun içindir ki, Peygamber Efendimiz (asm) buyuruyor: “İnsanların en kötüsü, sevmeyen ve sevilmeyendir.” 4. İlâhî taksimata karşı çıktığı için Allah’ın (cc) gazabına maruz kalması ve emirlerine muhalefet ettiği için günah kazanmasıdır. Çünkü insanları kıskanan kimse, Allah’ın (cc) taksimatını adaletli bulmuyor ve insanları o nimetlere layık görmüyor demektir. (Edeb-i Dünya ve-d Din)

Hasetin, haset eden üzerinde büyük maddi zararları olduğu gibi, manevi zararları da çoktur:

Haset; Allah’ın (cc), kulları arasında yaptığı taksimi beğenmemektir

Cenab-ı Hak: “Haset edici bir kimse, benim nimetimin düşmanı; kaza ve kaderime küsmüş, kullarımın arasında yapmış olduğum taksimata razı olmamış bir kimsedir.” buyurmuştur. Haset eden, Allah’ın (cc) yaptığı taksim ve takdire rıza göstermiyor; O’nun iradesine karşı geliyor demektir. Çünkü haset eden, O’nun gizli olan hükümleri ile mülkünde gerçekleştirdiği adalete kızmış, onu çirkin bulmuş olur. Bu ise imanının zedelenmesinden başka bir şey değildir. Hz. Zekeriya (as) Allah’ın (cc) şöyle buyurduğunu haber vermiştir: “Kıskanç kişi nimetime düşman, hükmüme kızan ve kullarım arasında yaptığım taksimata rıza göstermeyen biridir.” (İhya-u Ulumiddin)

Haset, imana zarardır

“Bir kulun kalbinde, iman ile haset birleşmez.” (Nesai) “Size ümem-i kadime hastalığı sirayet etti: Bu, haset ve buğuzdur. Bu kazıyıcıdır. Bilesiniz: Kazıyıcı derken saçı kazır demiyorum; o, dini kazıyıcıdır. Nefsimi kudret elinde tutan Zat-ı Zü’l-Celal’e yemin ederim; sizler iman etmedikçe cennete giremezsiniz. Birbirinizi sevmedikçe de iman etmiş olmazsınız. Birbirinizi sevmeye yardımcı olacak şeyi haber vereyim mi?Aranızda selamı yaygınlaştırın.” (Tirmizi)

Haset, dine zarardır

“Bir koyun ağılına giden iki aç kurdun ağıla verdiği zarar; Müslüman’da, haset ve mal hırsının o Müslüman’ın dinine verdiği zarardan daha çok değildir.” (Tirmizi)

Haset, güzel amelleri yok eder

“Ateşin odunu yediği gibi haset de hasenatı yer!” (İbn-i Mace) “Haset ve kin, tıraş eder; ama saçı değil, dini tıraş eder.” (Bezzar)

Haset ehli hesaptan bir sene evvel cehenneme girer

Peygamber Efendimiz (asm) buyurdular ki: “Altı sınıf vardır; hesaptan bir sene evvel cehenneme girerler. Denildi ki: “Ey Allah’ın Resulü! Onlar kimlerdir?” “Zalim idareciler, kavmiyet güden Araplar, büyüklük taslayan ağalar, hainlik yapan tüccarlar, cahil köylüler, haset eden âlimlerdir.” (Ebu Mansur Ed-Deylemi)

Peygamber Efendimiz (asm), haset edeni ümmetinden kabul etmiyor

“Hasetçi, koğucu ve falcı bizden değildir.” (Nesai) “Ümmetim için endişe duyduğum şey, aralarında servetin çoğalıp birbirlerine haset ederek dövüşecek olmalarıdır.” (İbn-i Ebi’d-dünya)

Hasetten Kurtuluş Çareleri

Kişinin imanını kaybettirme derecesinde zararı olan kıskançlıktan nasıl kurtulabiliriz? Bu kötü hasletten kurtulmak için neler yapmak lazım? İslam âlimleri hasetten kurtulmanın yollarını şöyle tarif etmişlerdir:

Kıskançlıktan kurtulmak istemek ve nefisle ciddi mücadele etmek

“Bir mümine yakışan, kıskançlık hissi içinde doğduğu zaman, bundan nefret edip def etmeye çalışmaktır.”(Kütüb-i Sitte) “Kıskançlığı tedâvî etmenin yolu, şeytanın isteklerini yerine getirmeyerek; hatta aksini yaparak ona hükmetmesini öğrenmektir. Mesela, içindeki kıskançlık duygusu birisini kötülemesini istediğinde kişi, bunu şeytanın kendisi için hazırladığı tuzağa düşmek demek olduğunu anlayarak tersini yapmalı; onu övmelidir. Kendisinden birisine karşı kibirli davranmasını istediğinde karşı koyarak tevazu göstermeli, vermemeyi fısıldadığında vermelidir. Kişinin bu davranışları, karşısındaki insanı memnun eder ve onun tarafından sevilmesine neden olur. Bu şekilde karşılıklı sevgi başlar ve zamanla kıskançlık hastalığı yok olur.” (İmam-ı Şafi Hazretleri)

Fani olan hiçbir şey kıskanmaya değmez

Kıskanç adam kıskandığı şeyleri düşünsün! Ve anlasın ki rakibinde olan dünyevi güzellikler, kuvvet, mertebe, servet…; hepsi fanidir, ölümlüdür, geçicidir. Faydaları az, zahmetleri çoktur. Eğer rakibinde ahirete ait işleri kıskanıyorsa, zaten onlar için kıskançlık olamaz. Eğer onlarda da kıskansa, o zaman ya kendisi riyakârdır, yaptığı amelleri Allah için yapmaz ve ahiret malını dünyada mahvetmek ister. Veyahut kıskandığı kimseyi riyakâr zanneder, mümin kardeşine haksızlık eder, zulmeder. (Bediüzzaman Hazretleri)

Kıskanmak, kişinin dinine de dünyasına da zarar verir

Kıskanan kimse bilmeli ki; kıskançlığı dinine ve dünyasına zarar verir, kıskanılan kimseye zararı dokunmayıp, aksine onun hem dünyasına hem de dinine menfaat sağlar. (İmam-ı Gazali Hazretleri)

Hediyeleşmek kıskançlığı giderir

Kıskançlıktan kurtulmak için kıskanılan kişiye hediye gönderilmeli, nasîhat vermeli, onu medhetmelidir. Ona karşı tevâdu’ (barış) göstermelidir. Onun ni’metinin artmasına dua etmelidir. (Kütüb-i Sitte)

Dua etmek

Haset eden kimse sürekli, Allah’ın kendi lütfundan vermesi için dua etmelidir. Çünkü O, kendisi için hayırlı olan şeyi verir ve O her şeyi bilendir. (Tefhîmül Kur’ân) 

Kıskançlığın zararları nelerdir?

[sscb]

Soru:

Haset eden kimsenin dünya ve ahirette göreceği zararlar nelerdir?

Cevap:

Haset, önce haset edene zarar verir

“Haset evvelâ hâsidi ezer, mahveder, yandırır. Mahsut hakkında zararı ya azdır veya yoktur.” (Mektubat)
Muaviye (ra) diyor ki:
“Şer hasletler içinde haset (kıskançlık) kadar âdili yoktur. O, haset edilen kimseye dokunmadan evvel sahibini öldürür.” (Edeb-i Dünya ve’d Din)
Abdülhamid diyor ki:
“Hasetçi, zehir içen kimse gibidir. Zehir vücuda yayılınca, zehir içen ölüp acıdan kurtulduğu gibi, hasetçi de ancak ölürse hasedin acısından kurtulur.” (Edeb-i Dünya ve’d Din)
Kıskançlık önce kıskanan kimseye zarar verir. Başkasında gördüğü her nimet onu rahatsız eder. Ancak asıl büyük zarar, kıskananın böyle bir hissi içinde taşımakla yetinmeyip, arzusunu gerçekleştirmek üzere, onun gereği olan hile, söz ve fiillere yer vererek faaliyete geçmesiyle meydana gelir. Bilindiği gibi Felak suresinde “kıskananın” kıskandığı zamanki şerrinden Allah’a (cc) sığınmak emredilmiştir. (Kütüb-i Sitte)
“Kıskananın içinde sürekli bir ateş yanar. Bu ateş onu yakar, yavaş yavaş eritir. Çünkü birisine haset edildikçe Allah (cc) onun nimetini artırır. Onun nimetinin artması da kıskananın kıskançlığını, dolayısıyla rahatsızlık ve sıkıntısını çoğaltır. Kıskananın göğsü daralır, uykusu kaçar. Amansız bir hastalığa düşer. Kıskanılanın perişanlığı istenirken, kıskanan perişan olur.” (İmâm-ı Şâfî)

Haset eden kimse hem dünyada hem ahirette büyük zarardadır

“Hasetçi kişi meclislerde, zillet ve yerilmekten başka bir şeye nail olmaz. Meleklerden ancak, lânet ve kine; halktan sertlik ve kedere; kıyamet gününde rezalet ve tenkide nail olur.” (Zübdet’ül-İhya)

Haset bir hastalıktır

“Benim ümmetime de diğer ümmetlerin hastalığı isabet edecektir. Ashâb-ı Kiram:
“O ümmetlerin hastalığı nedir?” diye sordu. Hz. Peygamber:
“Kibir, zulüm, malıyla veya soyuyla böbürlenmek dünya hakkında münafese ve mücadele etmek, uzaklaşmak, birbirlerine haset etmek (kıskanmak), öyle ki sonu zulüm sonra karmakarışık olur.” (İbn Ebi’d Dünya)
Seleften biri buyurdu:
“Yeryüzünde ilk vuku bulan hata hasettir. İblis’in, Adem’in (as) rütbesinden dolayı, Adem’e (as) haset etmesi ve ona tazim secdesinde bulunmamasıdır. Binaenaleyh, haset İblis’i isyana zorladı. (İhya-yı Ulumiddin)
“Haset, beden hastalığıdır.” (İbn-i Mu’tez)
“Haset eden kişi, ardı arkası gelmeyen hasret ve üzüntü ile şifası umulmayan bedeni hastalığa düçar olur.” (Edeb-i Dünya ve Din)

“Kıskanç kimse şeref bulamaz.”

“Kıskanç kimse şeref bulamaz.” (Mensûr’ul Hikem)
Haset edenin, insanlar arasındaki mevki ve mertebesi düşer; çünkü halk ondan yüz çevirip nefret eder.
Haset edene, insanlar buğzedip düşmanlık yapar. Hatta insanlar içinde bir dost ve arkadaş bulamaz bir hale gelir. Böylece insanların buğuz ve düşmanlığına maruz kalıp hüsrana düçar olur. Efendimiz (asm) buyuruyor ki:
“İnsanların en kötüsü, sevmeyen ve sevilmeyendir.” (Edeb-i Dünya ve’d Din)

Haset eden kaderi tenkit eder

Haset eden kadere karşı çıktığı için, Allah’ın (cc) gazabına maruz kalır. Hem de Allah’ın (cc) emirlerine muhalefet ettiği için günah kazanır. Çünkü insanları kıskanan kimse, Allah’ın (cc) taksimatını adaletli bulmuyor ve insanları o nimetlere lâyık görmüyor, demektir. (Edeb-i Dünya ve’d Din)
Bazı hikmet âlimleri diyor ki: “İlâhî kazaya razı olan, kimseye öfkelenmez. Allah’ın (cc) verdiğine kanaat eden de haset etmez.” (Edeb-i Dünya ve’d Din)

Kıskançlık; kin ve düşmanlık uyandırır

“Hem Allah’ın (cc), bazınızı bazınızdan kendisi ile üstün kıl(maya vesîle yap)dığı şeyleri temenni etmeyin! Erkeklere kazandıklarından bir nasip vardır; kadınlara da kazandıklarından bir nasip vardır. O halde Allah’tan (cc) lütfunu isteyin! Muhakkak ki Allah (cc), herşeyi hakkıyla bilendir.” (Nisa, 32)
Elmalılı Hamdi Yazır bu ayeti şöyle tefsir eder: “Allah’ın (cc) bazınıza diğer bazınızdan fazla olarak bağışladığı şeyleri temenni etmeye de kalkışmayınız. Birbirinizin malına, makamına ve sahip olduğu, Allah (cc) tarafından verilmiş veya çalışmakla elde edilen, nimetlerine göz dikmeyiniz. Çünkü bu gibi temenniler, ilk önce haset (kıskançlık), kin ve düşmanlık uyandırır.”

Haset, güzel amelleri yok eder

“Hasetten kaçının; çünkü o, ateşin odunu (veya kuru otu) yiyip tükettiği gibi, bütün hayırları yer tüketir.” (Ebu Davud)
“Haset ve kin, tıraş eder; ama saçı değil, dini tıraş eder.” (Bezzar)
“ Haset (çekememezlik) hayırları yer bitirir; tıpkı ateşin odunu yeyip tükettiği gibi. Sadaka hataları söndürür; tıpkı suyun ateşi söndürmesi gibi. Namaz mü’minin nurudur; oruç ateşe karşı perdedir.” (Kütüb-i Sitte)

Haset ehli, cehennemin şiddetli azabıyla cezalandırılacaktır

Allah (cc), göğüslerinizin ve kalplerinizin mü’minlere karşı içerdiği ve gizlediği öfke, kıskançlık ve düşmanlığı iyi bilir. Dünyada umduklarınızın tersini size göstermekle, ahirette de asla çıkmayarak ebediyen kalacağınız cehennemin şiddetli azabıyla sizi cezalandıracak. (İbn-i Kesir Tefsiri)

Haset eden âlim, hesaptan bir sene evvel cehenneme girer

Peygamber Efendimiz (asm) buyurdular ki:
“Altı sınıf vardır. Hesaptan bir sene evvel cehenneme girerler. Denildi ki:
“Ey Allah’ın Resulü! Onlar kimlerdir?”
 
“Zalim idareciler, kavmiyet güden Araplar, büyüklük taslayan ağalar, hainlik yapan tüccarlar, cahil köylüler, haset eden âlimlerdir.” (Ebu Mansur Ed-Deylemî)

Peygamber Efendimiz (asm), hasetçiyi ümmetinden kabul etmemiştir

“Ümmetim için endişe duyduğum şey, aralarında servetin çoğalıp, birbirlerine haset ederek dövüşecek olmalarıdır.” (İbn-i Ebi’d-dünya)
“Hasetçi, koğucu ve falcı bizden değildir.” (Nesai)
“İnsan ya âlim, ya talebe ya da onları seven olmalıdır. Haset eden, her üçünden de mahrumdur.” (Kimya-yı Saadet)