Kategori arşivi: Niyet

Ameller niyete göre mi?

sünnet

Sual: İslâmiyet’e hizmet niyetiyle, yani iyi niyetle bir dinî site hazırladım. Fakat içinde dine aykırı şeyler de vardır. Mesela her çeşit müzik ve Ehl-i sünnete aykırı yazılar vardır. Ama ameller niyetlere göre olduğu için (Ben birkaç okuyucunun duasını alsam yeter) diyorum. Yanlış mı düşünüyorum?
CEVAP
Elbette yanlış. (Ameller niyete göredir) hadis-i şerifi, iyi ve mubah işler içindir. Yoksa haram olan işler, iyi niyetle de yapılsa haram olmaktan çıkmaz. Yapılan bir haram işten dolayı birisi Allah razı olsun dese, öteki de âmin dese, her ikisinin de kâfir olacağı din kitaplarında yazılıdır.

İyi niyetle haram işlenmez. Mesela namaz kılmak ve oruç tutmak gayesiyle, kuvvetlenmek için şarap içmek helâl olmaz. Gâvur kızını Müslüman etmek için onunla dans edilmez. Peygamber efendimizin, cehennemin iyi niyetli kimselerle dolu olduğunu bildiren hadisi şerifi vardır. Yani sevab kazanmak niyetiyle yanlış işler yüzünden cehenneme gidileceği bildiriliyor. Bir şeyin aklımıza göre iyi olması dinen de doğru olmasını göstermez. Böyle uygunsuz sitelerin vebali büyüktür.

Niyetin sevabı

sünnet

Sual: Bir hayır kurumuna Allah rızası için 50 lira veren kimse, (İmkânım olsaydı, 500 lira verirdim) diye niyet etse, bu niyetinden dolayı sevab kazanır mı?
CEVAP
Evet, ihlâsla niyet edince, vermiş gibi sevab kazanır, fakat niyetle birlikte bizzat vermenin sevabı daha çoktur. (Niyet edince, para verilmese de nasıl olsa sevab kazanılıyor) diye niyet edilince, sevab kazanılmaz.

İslamda niyetin önemi

sünnet

Sual: Bir kimse, bir iyilik veya kötülüğü yapmak isteyip de yapamasa, sırf bu niyetinden dolayı sevab veya günah alır mı?
CEVAP
İyi niyetinden dolayı sevap alır, kötü niyetinden dolayı, o kötülüğü yapmadıkça günah kazanmaz. İki hadis-i şerif meali şöyledir:
(İyi bir iş yapmaya niyet edip de, yapamayana, tam bir iyilik yapmış gibi sevap verilir. Niyet edip yaparsa, on mislinden 700 misline, hatta daha fazla sevaba kavuşur. Kötü bir işe niyet edip, de, yapmayana, yapılmış tam bir iyilik sevabı verilir, niyet edip de yapana ise sadece bir günah yazılır.)
[Buhari]

(Dünyada dört grup insan vardır:
1- Bir kula Allah mal ve ilim vermiş, o da bu konuda Rabbinden korkuyor, bunlarla akrabalarına iyilik ediyor ve Allah’ın bunda bir hakkı olduğunu biliyor. Bu kimse en üstün mertebededir.
2- Birinin de, malı da ilmi de yoktur; fakat iyi niyetlidir. “Eğer malım olsaydı, ben de falanca gibi iyi yolda sarf ederdim” der. Bu kimse niyetine göre mükâfatını alır. Birinci ile ikincinin mükâfatı aynıdır.
3- Birinin de, malı var ama ilmi yoktur. Bu kimse malını rastgele harcar, malı konusunda Allah’tan korkmaz, onunla akrabalık haklarını yerine getirmez, Allah’ın onda bir hakkı olduğunu bilmez. Bu kimsenin durumu çok kötüdür.
4- Biri de var ki, malı da, ilmi de yoktur. “Eğer malım olsaydı, falanca gibi kötü yollarda sarf ederdim” der. Bu da niyetine göre günaha girer. İkisinin de günahı aynıdır.)
[Tirmizi]

Mubahlar niyete bağlıdır

sünnet

Sual: Helal ve mubah olan şeyleri yemek sevaptır, denir mi? Mesela elma ve simit yemek sevaptır, denir mi?
CEVAP
Mubahlar niyete bağlıdır. Dine hizmet etmek, ibadetlerini kolay yapabilmek niyetiyle yenirse sevap olur. Günah işlemeye güç kazanmak için yenirse günah olur.Amel ve niyet
Sual:
Yunus Emre bir şiirinde diyor ki:
Hararet nardadır, sacda değildir.
Keramet hırkada, taçta değildir.
Her ne arar isen kendinde ara.
Kudüs’te, Mekke’de, Hacda değildir
.
Bu sözler, hacca gitmek yerine kalbi temizlemek gerektiğini göstermez mi?
CEVAP
Bu ifadelerin Bektaşilere ait olduğu söyleniyor. Yunus Emre’ye aitse, onun şahsına uygun tevil gerekir. Taç giymeyin, Mekke’ye, hacca gitmeyin, ibadet etmeyin demek istemez. O değil, hiçbir Müslüman öyle şey söylemez. İnsan, hacca ibadet maksadıyla gidebileceği gibi, riya için gidebilir, hacıların paralarını çalmak için gidebilir, ticaret için gidebilir. Bir hadis-i şerif meali şöyledir:
(Allahü teâlâ, sizin şeklinize, görünüşünüze ve mallarınıza değil, kalblerinize ve amellerinize [o işi ne niyetle yaptığınıza] bakar.) [Müslim, İ. Mace]

Yani, Allahü teâlâ, insanın yeni, temiz elbisesine, hayrat ve hasenatına, malına, rütbesine değil, bunları ne niyet ile yaptığına bakarak, sevab verir veya azap eder. Hacca gitme niyeti hırsızlık ise, Allahü teâlâ kalblerdeki niyeti bildiği için, o kişiye sevab vermez, azap eder. Yani ibadetinize değil, ibadeti ne niyetle yaptığınıza, Mekke’ye, hacca ne niyetle gittiğine bakar. Ona göre sevab verir veya azap eder. Evliyanın hırkası, tacı olur ama, bunlar kerameti göstermez. Görünüş değil, niyet önemlidir. (Hararet nardadır, sacda değil) deniyor. Sacı kızdıran ateştir. Onun için, Cehennemde ateş yoktur, herkes ateşini oraya, yaptığı kötü amelleri ile kendi götürür denmiştir. Cehennem imanı doğru olan mümini yakamaz. Bazı felsefecilerin, hacca gitmek, ibadet etmek gerekmez, sevgi ve kalb temizliği yeter demeleri yanlıştır.

Şiirde, bir ibadet yapılırken, niyetin önemi vurgulanıyor. Yine Yunus, (Bir kez gönül yıktınsa, kıldığın namaz değil) diyor. Namaz kılmayın demiyor. (Kalb kırmadan namaz kılın. Kalb kırınca kıldığınız namazın sevabı yok olur) demek istiyor. Bütün günahlar da böyledir.

Birkaç niyetin önemi


sünnet
Sual:
Bir arkadaş, camide öğlenin son sünnetini kılarken, tehıyyet-ül-mescide, tehıyyet-ül-menzile ve sübha namazına da niyet edilebilir dedi. Doğru mu?
CEVAP
Birkaç niyetin caiz olduğu yerler vardır ama burası değildir. Vaktin sünnetini kılarken vaktin farzına da niyet edilmez. Sübha namazı abdest aldıktan sonra kılınır, ilk sünneti kılarken niyet edilebilir. Son sünnete kadar beklenmez. Tehıyyet-ül-mescid camiye girince kılınır. Son sünnete kadar beklenilmez. Yolculuğa çıkılmayacaksa tehıyyet-ül-menzil de kılınmaz.

Camiye girince, öğlenin son sünneti değil, ilk sünneti kılınırken, ikindinin ve yatsının ilk sünneti kılınırken, tehıyyet-ül-mescide de niyet edilebilir, çünkü mescide saygı namazıdır. Eğer yenice abdest alıp girmişse, sübha namazına [abdest için şükür namazına] da niyet edebilir. Eğer bir yolculuğa da çıkacaksa, tehıyyet-ül-menzile de niyet edebilir. İlk kazaya kalmış dört rekatlık bir farza da niyet edebilir. Böylece bir namaz için beş niyet edilmesi caizdir. Niyet edilmese de sübha, tehıyyet-ül-mescid, vaktin sünnetinin sevabı alınır, ancak niyetin sevabı noksan olur.

Camiye girip sünnet veya farz kılan, Tehıyyet-ül-mescid namazı da kılmış olur. Fakat, Tehıyyet sevabına da kavuşabilmek için, buna da ayrıca niyet etmek gerekir. Çünkü, hadis-i şerifte, (İbadetler, niyetlerine göredir) buyuruldu. Amelin sevabına kavuşmak için, niyet edilmesi şarttır.

Bir ibadetin yapılması ile, başka bir ibadetin de yapılmış olacağı bildirilmiş olan yerlerde, ikinci ibadetin sahih olması için, bunun için de ayrıca niyet etmek gerekmez ise de, ikinci için de niyet edilmedikçe, bunun sevabı hasıl olmaz. (Redd-ül Muhtar)

Kaza namazına niyet ederken, sünnet namazlar için vaat edilmiş olan sevaplara kavuşmak için, vaktin sünneti için de niyet etmelidir. Böyle iki niyet, imam-ı a’zama, imam-ı Ebu Yusuf’a ve imam-ı Muhammed’e göre de sahih olup, sünnet sevabı da hasıl olur. (Nevadir-i fıkhiyye)

Niyetin çok olması sevabın çok olmasına sebep olur. Camiye giren kimse, ne kadar çok niyet ederse, o kadar çok sevap alır. Mesela:
1- Caminin Allahü teâlânın evi olduğunu düşünürse,
2- Allahü teâlânın evini ziyarete de niyet ederse,
3- Namaz kılmayı beklemek için niyet ederse,
4- İtikâf edip ahireti düşünmek için niyet ederse,
5- Vaaz dinlemek için de niyet ederse,
6- Okunacak Kur’an-ı kerimi dinlemek için niyet ederse,
7- Dışarıda harama bakmaktan kurtulduğunu düşünürse,
8- Düzgün namaz kılanları görüp namazını onlar gibi düzgün kılmaya da niyet ederse,
9- Salihlerin yüzüne bakmanın ibadet olduğunu düşünerek onlara bakmayı düşünürse,
10- Salih kimselerle arkadaş olmayı, onlarla dini sohbet etmeyi düşünürse.
Bunun gibi her niyeti için ayrı sevaplara kavuşur.

Denize bakmak ibadettir. Ancak trene bakar gibi bakmak değil, sünnet olduğunu düşünerek bakmak sevaptır. Denize yüzmeye giden de, denize bakmanın, yüzmenin, gusletmenin sevap olduğunu düşünürse her niyeti için sevaba kavuşur. Her işte niyetin önemi büyüktür.

Oruç ve namazda niyet

sünnet

Sual: Bir arkadaş dedi ki: “Gün, imsak vaktinden sonra başlar. Onun için imsak vaktinden önce oruca niyet ederken, yarınki oruca diye niyet edilir. İmsak vakti çıkınca niyet ederken bugünkü oruca diye niyet edilir. Bu bakımdan bir kimse imsak vaktinden önce, önümüzdeki günü kastederek bugünkü oruca diye niyet etse, niyeti sahih olmaz. Hatta imsak vaktinden sonra oruca diye niyet etse hangi günü kast ettiğini bildirmediği için orucu yine sahih olmaz. Bunun gibi, bir kimse öğle namazını kılarken, bugünkü öğle demezse, sadece öğle namazına diye niyet etse hangi günkü öğleyi kıldığını bildirmediği için namazı sahih olmaz.”
Bu arkadaşın dedikleri doğru mu? Bir kimse, imsak vaktinden önce veya sonra oruca diye niyet etse bugünkü veya yarınki demese orucu sahih olmaz mı? Öğleyi veya başka vakti kılarken bugünkü diye belirtmezse niyeti sahih olmaz mı?
CEVAP
Günün tarifi doğru, diğerleri hep yanlıştır. Fıkıh kitaplarında açıklanıyor. Oruca demekle, niyet sahih olmuş olur. Çünkü o orucun ramazan orucu olduğunu biliyor, hangi gün tutacağını da biliyor. Onun için, yanlışlıkla bugün diyeceğine yarın dese veya gece niyet ederken, yarın demesi gerekirken bugün dese yine orucu sahih olur.

Hiçbir namazda, bugünkü demeye gerek yoktur. Çünkü bugünkü namazı kıldığını bilmektedir. Bugünkü demese de niyeti sahihtir.

Bir kimse, öğle vakti, öğle namazına niyet ederken, dili ile, bugünkü ikindi namazına diye niyet etse, kalbi ile de öğle olduğunu bilse, öğleyi kılmaya niyet etse, öğle için niyet etmiş sayılır, dil ile söylediğine itibar edilmez. Tersine, öğleyi kılmaya başlarken, ikindi zannetse, fakat dili ile de bugünkü öğleye diye niyet etse, namazı sahih olmaz. Kalben yaptığı geçerlidir.

Bunun gibi namaz kılarken kıbleye dönmek, kıblenin Kâbe olduğunu bilmek şarttır. Ancak namaza niyet ederken bunları söylemek şart değildir. Yani döndüm kıbleye, kıblem Kâbe demek şart değildir. Çünkü Müslüman kıblesinin Kâbe olduğunu bilir. Seccadesi Kıbleye doğru değilse düzeltir. Hiç araştırmadan durursa Kıbleye isabet etse bile namazı sahih olmaz. Kıbleye döndüğünü söylemesi gerekmez. Demek ki bugünkü oruca, bugünkü öğleyi kılmaya, döndüm kıbleye demek şart değildir. (Redd-ül muhtar, Dürer ve gurer)

Kurban ve niyet

sünnet

Sual: Bir hayır kurumu, “Kurumumuzun bankadaki hesabına şu kadar para yatırana kurban kesilir” diyor. Kurumun bankadaki hesabına bir kurban parası yatırmakla, dinimize uygun şekilde kurban kesilmiş olur mu?
CEVAP
Bankaya para yatıran şahıs sayısı kadar kurbanı kesip, (Her kurban birine olur) demek ve kesilen hayvanların her biri, para yatıranlardan birinin olsun demek çok yanlıştır. Çünkü kurbanda niyet önemlidir. Ya kurbanı satın alırken veya kesecek olana vekalet verirken niyet şarttır. Niyetsiz kesilen hayvanlar, kurban değil, et olur. (Redd-ül Muhtar)

Zemzem, içildiği niyete göre faydalı olur mu?

sünnet

Evet. Zemzemi içmeyi bir nimet ve ganimet bilmelidir! Hadis-i şeriflerde buyuruldu ki:
(Zemzem, doyurucu ve hastaya şifa vericidir.) [Bezzar]

(Zemzemi, belalardan korunmak niyeti ile içeni Allah muhafaza eder.) [Hakim]

Abdullah ibni Mübarek hazretleri, (Resulullah, “Zemzem, içildiği niyete göre faydalı olur” buyurduğu için ben de kıyamet günü susuzluktan kurtulmak için zemzem içiyorum) derdi. (İbni Mace)

Abdullah ibni Abbas hazretleri de, zemzem içerken, (Ya Rabbi, senden faydalı ilim, bol rızık ve her türlü hastalıktan şifa istiyorum) diye dua ederdi.

Allah’ın beğendiği bir işi, iyi niyetle yapınca daha çok sevap olur mu?

sünnet

Evet, Allah’ın beğendiği işlere taat denir. Taat, kötü niyetle yapılınca günah olur. Güzel niyetlerle taatin sevabı artar. Camide oturmak bir taattir. Camiye kötü niyetle giren, mesela ayakkabı çalmak için camiye giren kimse, günah işlemiş olur.

Caminin Allahü teâlânın evi olduğunu düşünerek giren kimse, Allahü teâlânın evini ziyarete de niyet ederse sevabı daha çok olur. Namaz kılmayı beklemek için, camide itikâf edip ahireti düşünmek için, vaaz dinlemek için de niyet ederse, her niyeti için ayrı sevaplara kavuşur.

Mubahlar iyi niyetle yapılırsa taat olur. Niyetsiz yapılırsa sevap da olmaz, günah da olmaz. Mesela yemek yemek ve su içmek mubahtır. Yiyip içerken, Allahü teâlânın emirlerini yapıp yasak ettiklerinden kaçmak için kuvvet kazanmaya niyet edilirse, taat olur, sevap kazanılır.

Mubah olsun, taat olsun her işi iyi niyetlerle yapmaya çalışmak gerekir. İşlerimizi âdet olarak, şuursuz olarak yapmaktan kaçınmak gerekir. İşe gidip gelmek mubah iken, iyi niyetle yapılırsa sevap olur. Yemekleri, keyf için, lezzet için değil, Allahü teâlânın emirlerini yerine getirmeye kuvvet bulmak için yemelidir.

Yeni ve temiz elbise giyinmeli, giyinirken ibadet için, namaz için süslenmeye niyet etmelidir. Elbiseyi herkese gösteriş için giymek günahtır. İbadetleri kuvvetli ve sağlam yapmak niyetiyle uyunursa, uyku ibadet olur. (Mektubat-ı Rabbani)

Hadis-i şeriflerde buyuruldu ki:
(Gece ibadet etmek niyetiyle yatan, fakat uyku galebe çalıp sabaha kadar uyanamayan, niyeti sebebiyle gece ibadet etmiş gibi sevaba kavuşur. Uykusu da kendisine Allahü teâlânın ihsan ettiği bir sadaka olur.) [İbni Mace]

(Ameller niyetlere göredir.)
[Buhari]

(Bir kimse beni ziyaret etmek için gelse ve başka bir şey için niyeti olmasa, kıyamet günü ona şefaat etmemi hak etmiş olur.) [Müslim]

(İnsanlar dört gruptur: Birincisinin ilmi ve malı vardır. Helalinden kazanır, meşru yerlere harcar. Başka biri de, “Benim de malım ve ilmim olsaydı, bunun gibi yapardım” der. Bunların ikisi mükafatta beraberdir. Diğer bir kimsenin de ilmi yok, fakat malı çok. Cahilliği sebebiyle malını harcarken harama, helale aldırış etmez. Başka biri de, “Benim de malım olsaydı, bunun gibi yapardım” der. Bunların ikisi de günahta beraberdir.)
[İ. Gazali]

Her türlü kötü niyetten kaçmak gerekir. Peygamber efendimiz, (İki müslüman birbirine kılıç çeker, biri diğerini öldürürse, ikisi de Cehennemdedir) buyurunca, (Ölenin suçu ne?) diye sordular. Buyurdu ki: (O da, öldürmek istemişti.) [Buhari]

Mümin hep iyi işler yapmak ister. İmkanı olmadığı için düşündüğü iyi işlerin hepsini yapamaz. Münafık da, hep kötü işler yapmak ister. İmkanı olmadığı için düşündüğü kötü işlerin hepsini yapamaz. Bunun için Peygamber efendimiz buyurdu ki:
(Müminin niyeti amelinden iyidir. Münafığın niyeti amelinden kötüdür. Herkes niyetine göre amel etmek ister.) [Taberani]

İslam âlimleri de niyet için buyuruyorlar ki:
(Nice küçük ameller vardır ki, niyetler onları büyütür, nice büyük ameller vardır ki, niyetleri onları küçültür.)

(Amelden önce, amel için niyeti öğren! Hayır niyet ettiğin müddetçe hayır üzeresin.)

(Kimin niyeti tam olursa, Allahü teâlânın ona yardımı da tam olur.)

(Niyet hayır, akıbet hayır.)