Kategori arşivi: Şirk ve tehlikeli sözler

Mezhep kavgalarından uzak durulmalı

cevdet_pasa

“İslam milleti, hangi mezhepte olursa olsunlar, müşriklere karşı birlik içinde olup da bunca asırlardan beri İslam’a merkezlik etmiş olan Darus-Selamı, Bağdat’ı, muhafazaya gayret edecekleri yerde mezhep kavgaları ile uğraştılar. Neticede Bağdat yerle bir olunca, meydanda ne Sünni kaldı, ne Şii”

Ahmet Cevdet Paşa

Yahudi ve Hıristiyanlara Kafir denir mi?

Bu konudaki âyet-i kerimeleri diğer yazılarımızda bildirmiştik. Şimdi üç âyet meali daha bildirelim:
([Ey Habibim, Yahudi ve Hıristiyanlara] de ki: (Eğer Allah’ı seviyorsanız, bana uyun ki Allah da sizi sevsin.) [Al-i İmran 31] (Demek ki Ehl-i kitap olan Hıristiyan ve Yahudiler, Peygamber efendimize iman etmedikçe, Allahü teâlâ onları sevmez.)

(De ki: “Ey Ehl-i kitap, gelin aramızda şu müşterek söze uyalım: “Ancak Allah’a kulluk edelim, Ona şirk koşmayalım, Allah’ı bırakıp insanları Rabler edinmeyelim” Yine de, yüz çevirirlerse, “Şahit olun ki, biz Müslümanız” deyin!) [Al-i İmran 64] (Ehl-i kitap yani Yahudi ve Hıristiyanlar buna yanaşmadı, yani Müslüman olmadılar.)

([Senden önce peygamberlere] iman edenler, Yahudi, Hıristiyan ve sabiinlerden Allah’a ve ahirete inanıp salih amel işleyenler için elbette Rablerinin katında mükâfatlar vardır.) [Bekara 62] (Hazret-i Musa zamanında, ona inanan Yahudiler ve Hazret-i İsa zamanında ona inanan Hıristiyanlar, elbette Cennete gidecektir, çünkü bütün peygamberler gibi, Hazret-i İbrahim gibi, Hazret-i Musa da, Hazret-i İsa da Müslüman idi.)

Diğer dinler bozulduğu için Allahü teâlâ, en son olarak İslam dinini gönderdi. Başka dinleri kabul etmediğini açıkça şöyle bildirdi:
(Allah indinde hak din ancak İslam’dır.) [Al-i İmran 19]

Bu konudaki birkaç hadis-i şerif meali de şöyledir:
(Cennete sadece Müslüman olan girer.) [Buhari, Müslim]

(Beni duyup da iman etmeyen Yahudi ve Hıristiyan [ve her kâfir]elbette Cehenneme girecektir.) [Hâkim]

(Yahudi ve Hıristiyanlara selam vermeyiniz!) [Müslim]

(Ehl-i kitap size selam verdiği zaman “ve aleyküm” deyin.)[Buhari]

(Yahudi ve Hıristiyanlar sakal boyamaz. Onlara benzemeyin, boyayın!) [Müslim]

(Saçlarınızı kırmızı veya sarıya boyayın, ehl-i kitaba muhalefet edin!) [İ. Ahmed]

Peygamber efendimiz imanı şöyle tarif etmiştir:
(İman; Allah’a, meleklere, kitaplara, peygamberlere, ahiret gününe [Cennete, Cehenneme, hesaba, mizana], kadere, hayrın ve şerrin Allah’tan olduğuna ölüme, öldükten sonra dirilmeye, inanmaktır. Allah’tan başka ilah olmadığına ve benim Onun kulu ve resulü olduğuma şehadet etmektir.) [Buhari, Müslim, Nesai]

Amentü’deki altı esastan birini inkâr eden kâfir olur. Sadece Allah’a inandım demek kâfi değildir. Hıristiyan ve Yahudiler, bizim peygamberimiz dahil bütün peygamberlere inanmadıkça kâfirlikten kurtulamazlar. Yahudiler, Hazret-i İsa’ya, Hıristiyanlar da, Muhammed aleyhisselama inanmadıkları için kâfir oldular. Amentü’de bildirilen altı husustan birini, mesela kaderi inkâr eden, kâfir olur, bütün iyi amelleri yok olur. (Redd-ül-muhtar)

İsevi Müslüman olur mu?
Soru:
 (Hazret-i İsa, kıyamete yakın yere inecek, teslis inancını kaldıracak, hakiki Hıristiyanlığı getirecek, Hıristiyanlıkla İslamiyet’i yaklaştıracak, böylece İsevi Müslümanlar ortaya çıkacaktır) deniyor. İsevi Müslüman olur mu? Yani ahir zamanda, iki dinli insanlar mı çıkacak?

Hayır, İsevi Müslüman veya Müslüman İsevi olamaz! Sütlü idrarveya idrarlı süt denmez, ikisi de necistir. Bu ifade, Müşrik Müslümanveya Temiz necaset yahut Namuslu fahişe tabirine benziyor. Bunlardan biri kötü ise, ötekini de kötü eder. Biri necis ise veya kâfir ise ikisi de, aynı hükme girer. Kâfirlik kelime oyunlarıyla gizlenmeye çalışılıyor. Süte idrar karıştırınca, bunu İdrarlı süt diye övmekle,İsevi Müslüman demek arasında ne fark vardır ki?

Bir Hıristiyan, İsevi Müslüman’ım veya Müslüman İsevi’yim demekle Müslüman olmuş olmaz. Dinine, putuna zarar vermez, batıl dininden çıkmış olmaz. Yani bir gayrimüslim, ben Müslüman’ım dese de Müslüman olmuş olmaz; fakat bir Müslüman şakadan bile, ben Hıristiyan’ım dese, onun kâfir olacağı fıkıh kitaplarında yazılıdır. Yani,Müslüman İsevi’yim diyen kâfir olduğu gibi, Müslüman Musevi’yimdiyen de kâfir olur.

Musevilik ve İsevilik hiç bozulmamış olsa yahut hakiki halini getirme imkânı olsa da, onlarla amel etmek caiz olmaz. Zira İslamiyet’in gelmesiyle, eski dinlerin hepsi nesh edildi yani yürürlükten kalktı. Eski dinlerin kiminde içki haram değildi, kiminde iç yağı haramdı. Kiminde yakın akrabayla evlenmek caizdi. Bunların hepsi nesh edildi; yalnız İslamiyetle amel etmek emredildi. İki âyet-i kerime meali:
(Sizin için din olarak İslam’ı beğendim.) [Maide 3]

(İslam’dan başka din arayanın bulacağı din, asla kabul edilmez.)[Al-i İmran 85]

Allahü teâlâ, hak dinin yalnız İslam olduğunu, İslam’ı beğendiğini veİslam’dan başka dini kabul etmeyeceğini açıkça beyan ederken, Müslümanlığı Hıristiyanlığa yaklaştırmak ne demektir?

İsa aleyhisselam, kıyamete yakın geldiğinde, İslamiyet’le hükmedecek yani bu ümmetten biri olarak, İseviliği tamamen kaldıracaktır. İki hadis-i şerif meali şöyledir:
(Allah’a yemin ederim ki, Meryem’in oğlu İsa, âdil bir hakem olarak aranıza inecek, haçı kıracak [Hıristiyanlığı kaldıracak],domuzu öldürecek [domuz etini yasaklayacak], İslam’dan başka her şeyi yasak edecektir.) [Buhari]

(İsa inince İslamiyet’le hükmedecektir. O zaman Allahü teâlâ, Müslümanlardan başka herkesi helak edecektir.) [Ebu Davud]

Buhari ile Ebu Davud, Kütüb-i sitteye dâhil iki kıymetli hadis kitabıdır. Bu sahih hadis-i şeriflerde, (İslam’dan başka her şeyi yasak edecek, Müslümanlardan başka herkesi helak edecek)buyuruluyor. Musevilere, İsevilere dokunmayacak denmiyor ki.

Yukarıda bildirilen âyet-i kerimeler ile bu hadis-i şerifleri inkâr etmek, dini inkâr etmek olmaz mı?

Takva sahibi olmak
Soru:
 (Papazlar bizden daha çok takva sahibi) diyenler oluyor. Papaz takva sahibi olur mu?

Müslüman olup da, dinimizin bildirdiği haramlardan sakınmaya takva,sakınan Müslümana da takva sahibi denir. Müslüman olmayan, içki içmese, zina etmese, kumar oynamasa, gıybet etmese, her gün oruç tutsa da buna yine takva sahibi denmez. Gayrimüslimlere, emirleri yapmak ve yasaklardan sakınmak emredilmemiştir. Onlara, tek bir şey emredilmiştir. O da iman etmek, Müslüman olmaktır. Ancak Müslüman olduktan sonra, Allahü teâlânın emir ve yasaklarına muhatap olabilir.

Allahü teâlânın rahmeti, şefkati dünyada mümin kâfir herkese yetiştiği ve herkesin çalışmasına dünyada karşılığını verdiği hâlde, ahirette kâfirlere merhametin zerresi bile yoktur. Allahü teâlâ Cennete girmek için iyilik etmek, kötülükten sakınmak değil, iman etmek şartını koydu. Bir ayet-i kerime meali:
(Kimi, ona [Muhammed aleyhisselama] iman etti, kimi de, ondan yüz çevirdi. Bunlara da çılgın ateşli Cehennem yetti.) [Nisa 55–56]

Müslüman olmayanlar
Soru: (Allah’a inanmayana kâfir denir. Bâtıl da olsa, başka bir dine inanana kâfir denmez. Kâfir olmayan da Cehenneme gitmez) demek doğru mudur?

Doğru değildir. Kâfir, Müslüman olmayan demektir. Hatta Müslüman olduğunu söylese, ama dinin bir emrini inkâr etse, yine kâfir olur. Her ateist kâfirdir, ama her kâfir ateist olmayabilir. Deist olabilir. Deistler de kâfirdir. Deist, deizm yanlısı demektir. Deizm, kâinatı bir yaratıcının yarattığına inanmakla beraber, yaratıcının kâinata hiçbir müdahalesi olmadığını ve olmayacağını savunan, vahyi reddeden felsefî görüştür.

Müslüman olmayan herkes kâfirdir ve kâfir olarak ölenlerin hepsi Cehennemdedir.

Allahü teâlâ bizzat Kur’an-ı kerimde, kullarını küfürden korunmaları için ikaz etmekte ve kâfirlerin akıbetinin ne olacağını bildirmektedir. Birkaç âyet-i kerime meali şöyledir:
(Allah, Meryem oğlu Mesih’tir diyenler kâfir olmuştur. Allah, kendine ortak koşana Cenneti haram kılar, artık onun yeri ateştir ve zalimler için yardımcı yoktur.) [Maide 72]

(Yahudiler, Üzeyr’e, Hristiyanlar da Mesih’e Allah’ın oğlu dediler. Daha önceki kâfirlerin [“melekler Allah’ın kızlarıdır” diyenlerin]sözlerine benziyor. Allah onları kahretsin! Nasıl da sapıtıyorlar.)[Tevbe 30]

(Allah’a ve Resûlüne inanmayan o kâfirler için, çılgın bir ateş hazırladık.) [Fetih 13]

Gayrimüslime efendim demek küfür müdür?

Gayrimüslime efendim demek küfür müdür?


Tazim [hürmet] edilmesi emredileni tahkir [aşağılamak] ve tahkir edilmesi emredileni de tazim etmek küfürdür. (Birgivi vasiyetnamesi şerhi)

Hadis-i şerifte, (Münafık [ve her çeşit kâfir] ile konuşurken, efendim demeyin) buyuruldu. Zalime, kâfire hürmet etmek, saygıyla selam vermek, üstadım demek, küfür olur. (Berika)

Saygı için efendim demek küfürse de, âdet olan kelimelerle hitap etmek küfür olmaz. Telefonda bir gayrimüslime, buyurun efendimdemek küfür olmaz, çünkü âdet böyledir. Gayrimüslime selam vermek de küfürdür, çünkü kâfire dua edilmez. Selam da duadır, ancak iş düşünce âdet olarak selam verilebilir. Onlar zaten selamı bilmez. Onlar gibi söylemekte, mesela Bonjour, Good morning, Guten morgen, Günaydın, İyi günler veya İyi akşamlar demekte mahzur yoktur.

Mister, Miss, Mösyö, Madam, Matmazel gibi kelimeler de böyledir. Mailin, mektubun sonuna, Sincerely yazılıyor. Sayın anlamında deardeniyor. Bunlar saygı için değil, âdet olduğu için söyleniyor. Bir de, gayrimüslimi üzmemek için de, bu kelimelerin kullanılması caizdir.

Tasavvuf büyüklerinin, (Maksudun yani arzu ettiklerin, mabudun olur) sözü ne demektir?

Sual: Tasavvuf büyüklerinin, (Maksudun yani arzu ettiklerin, mabudun olur) sözü ne demektir? Bir kimsenin arzusu ev almak ve evlenmekse, mabudu bunlar mı oluyor?
CEVAP
İmam-ı Rabbani hazretleri buyuruyor ki:
Bir insanın maksudu, arzusu, teveccüh ettiği, özendiği, sağ kaldıkça ele geçirmek istediği ve ele geçirmek için, her zillete, alçalmaya katlandığı, hiç vazgeçmediği şeyse, bu maksudu, mabudu olur, yani arzu ettiği şey mabudu olur, arzusuna ibadet etmiş olur; çünkü ibadet, zilletin, son derecesidir. Allahü teâlâdan başka mabud tanımamak için, Ondan başka maksud, Ondan başka murat olmamak lazımdır. Bunun için de, (La ilahe illallah) derken, Ondan başka maksud olmadığını bilmek lazımdır. Bu manayla, bu kelimeyi o kadar çok tekrar ederler ki, hiçbir maksudları kalmaz. Ondan başka bir şey arzu edilmez. Böylece, başka mabudumuz yoktur sözleri doğru olur ve çeşitli ilahlardan kurtulmuş olurlar. Ondan başka maksud bırakmamak suretiyle, Ondan başka mabud bırakmamaya kavuşmak, imanın kâmil olması için şarttır ve Evliyaya mahsustur. İnsanın, kendinde bulunan mabudlarından kurtulmasına bağlıdır. Nefs, itminana kavuşmadıkça, bu derece ele geçmez. İslam dininin esası, temeli, kolaylık, hafiflik ve kulları zahmetten, yorulmaktan kurtarmaktır; çünkü insanlar zayıf, nazik yaratılmıştır. Bunun için, İslamiyet diyor ki, bir kimse, maksadına kavuşmak için, Allah göstermesin İslamiyet’in dışına çıkarsa, [bir farzı bırakır, bir haram işlerse, mesela namazı, orucu bırakır veya içki içer, açık gezerse], bu maksudu, onun mabudu olur, ilahı olur. Maksudu için İslamiyet’in dışına çıkmazsa, onu ele geçirmek için, haram işlemezse, İslamiyet, o maksudu reddetmez, men etmez ve onu maksud bilmez. Onun maksudunun yine yalnız Allahü teâlâ ve Onun dinini gözetmek olduğu anlaşılır. O maksuda karşı, o kimsede, yaradılış icabı, bir arzu hâsıl olmuştur; fakat bu arzusu, İslamiyet’e olan arzusunun miktarına yetişememiştir. (c.3, m.3)

Demek ki bir şeyi yaparken Allahü teâlânın rızası için yapıyorsak, o şey mabudumuz olmaz. Mesela, haramlardan kurtulmak, dinini daha iyi yaşayabilmek için evlenen kimsenin evliliği, onun mabudu olmaz.

Mürted tekrar müslüman olunca, mürted olmadan önce kılmadığı namazları kaza etmesi gerekir mi?

Müslüman olan mürtedin, Müslümanken terk ettiği ibadetleri kaza etmesi gerekir; çünkü namaz ve orucu terk etmek günahtır ve günah tekrar Müslüman olduktan sonra baki kalır. (Dürer ve gurer)

Mürtedin, mürted olmadan önceki ibadetleri ve sevabları yok olur. Tekrar imana gelirse, zenginse, yeniden hac etmesi lazım olur. Namazlarını, oruçlarını, zekâtlarını kaza gerekmez. Mürted olmadan önce, kazaya bırakmış olduklarını kaza etmesi lazımdır. Çünkü mürted olunca, önceki günahlar yok olmaz. (İslam Ahlakı)

Mürtedin mürtedken kılmadığı namazları kaza etmesi gerekmez.(Hindiyye)

Hindiyye’de sadece, mürtedken kılmadığı namazları kaza etmez deniyor. Mürtedlikten önceki kılmadığı namazları kaza edeceği anlaşılmaktadır.

Dininden dönen bir kimse, mürtedliği zamanındaki namazlarını kaza etmediği gibi, daha önce kıldığı namazlarını da kaza etmez. Bundan yalnız hac müstesnadır. (Dürr-ül-muhtar)

Burasını açıklayan İbni Abidin hazretleri, (Daha önce kıldıklarını iade etmez) buyuruyor. Buradan da kılmadıklarını kaza etmesi gerektiği anlaşılmaktadır; çünkü Dürer ve gurer’de bu husus açıkça bildirilmiştir.

Bin kere tevbeyi bozmak
Soru:
(Kur’an-ı kerime göre, bir Müslüman dinden çıkıp mürted olsa, sonra tevbe edip Müslüman olsa, sonra tekrar mürted olsa, bundan sonra tevbe etse bile, artık onun affedilmesi mümkün değil) deniyor. Doğru mu?
CEVAP
Hayır, doğru değildir. O âyet-i kerimenin meali şöyledir:
(İman edip sonra inkâr edenleri, sonra yine iman edip tekrar inkâr edenleri, sonra da inkârlarını arttıranları, Allah ne bağışlayacak, ne de onları doğru yola iletecektir.) [Nisa 137]

Burada, (İnkârdan sonra tevbe edenler affedilmez) denmiyor,(İnkârlarını arttıranlar yani kâfir olarak devam edenler affedilmez) deniyor. Bir kimse kaç kere mürted olursa olsun, sonunda tevbe ederse Müslüman olur. Yani bin kere tevbesini bozsa da, sonunda tevbe etmişse, son durumu geçerli olur. Hüküm, neticeye göre verilir. İmam-ı Kurtubi hazretleri de buyurdu ki:
Bu âyet-i kerimeye göre, Musa aleyhisselama iman edip, sonra Uzeyr aleyhisselamı inkâr edip kâfir olanlar, sonra Uzeyr aleyhisselama iman edip de, sonra İsa aleyhisselamı inkâr edip kâfir olanlar, sonra da Muhammed aleyhisselamı inkâr ederek küfürlerini artırmış olanları Allah mağfiret etmez. Allahü teâlânın, (Sonra da küfürlerini artırmış olanlar) sözünün anlamı, küfür üzere ısrar edenler demektir. (Kurtubi tefsiri)

Dört Mezhepte de Haram Olan bazı şeyler

1- Hayzlı ve nifaslı iken namaz kılmak, oruç tutmak, camiye girmek, dört mezhepte de haramdır. (S.Ebediyye)

2- Erkeklerin yabancı kadının yüzünden ve avuçlarının içinden ve dışından başka yerine bakmaları, dört mezhepte de haramdır. (Redd-ül-muhtar)

3- Cünüp olan erkeğin ve kadının, gusletmeden, abdestsiz yapılması caiz olmayan, ibadetlerden birini yapması, dört mezhepte de haramdır.(El-fıkh-ü alel-mezahib-il-erbea)

4- Müta nikâhı ve geçici nikâh dört mezhepte de haramdır, bâtıldır.(Mizan)

5- Dürr-ül-muhtar’ın, (Kur’an-ı kerim okurken, harf eklemeyecek, kelimeyi bozmayacak şekilde teganni etmek caiz ve güzeldir. Aksi takdirde haramdır. Böyle teganni edene, ne güzel okudun demekte küfür korkusu vardır) ifadesini İbni Abidin hazretleri, şerh ederken buyuruyor ki: Teganni eden hâfıza, ne güzel okudun diyen kimse kâfir olur demişlerdir; çünkü dört mezhepte de haram olan bir şeye, güzel diyen kâfir olur. (Redd-ül-muhtar)

6- Sarhoş eden içkiler, dört mezhepte de şarap gibi galiz necasettir.(El-fıkhü alel mezahibil-erbea)

7- Namaza başlarken, tekbir getirmek, dört mezhepte de farzdır. (İslam Ahlakı)

8- Erkeklerin altın yüzük takmaları, dört mezhepte de caiz değildir.(Mevahib-i ledünniyye)

9- Dört mezhebin icmaına inanmayan kâfir olur.(Redd-ül-muhtar)

10– Yayılan bid’atin kötülüğünü Müslümanlara duyurmak dört mezhepte de farzdır. Bu konuda icma-i ümmet vardır. (Mektubat-i Masumiyye)

Dört mezhepte de haram olan bir şeyi severek, beğenerek, helal sayarak yapan, söyleyen kâfir olur. Mecbur olarak, âdete ve nefsine uyarak veya nafaka temini için, istemeyerek, üzülerek yapan kâfir olmaz.

Küfre sebep olan şeyleri yapan kafir mi olur?

Bu hususta, İmam-ı Rabbani hazretleri buyuruyor ki:
Cehennemde sonsuz olarak yanmak, küfrün karşılığıdır. Bir kimse, imanı varken, kâfirlerin ibadetlerine, bayramlarına kıymet verirse, âlimlerimiz, bu kimsenin imanının gideceğini bildiriyor. Zamanımız Müslümanlarının çoğu, bu belaya yakalanmıştır. Hâlbuki Peygamberimiz, (Kalbinde zerre kadar imanı olan Cehennemde sonsuz olarak kalmayacak, Cehennemden çıkarılacaktır) buyuruyor. Bunun açıklaması şöyledir:

Bir kimse, dinde inanılması lazım olan şeylerden, bir tanesine bile inanmamış, şüphe etmiş veya beğenmemişse imanı gider, kâfir olur. Bu kimse Cehennemde ebedi yanacaktır. Bir kimse de, Kelime-i tevhid söyleyip, bunun manasını kabul eder, (Muhammed aleyhisselam, Allahü teâlânın Peygamberidir, her sözü doğrudur, güzeldir) diyerek, ona uygun olmayanlar yanlıştır, kötüdür diye inanırsa ve son nefesinde de öyle ölüp, ahirete, bu imanla giderse, onun durumu farklıdır. Bu kimse, kâfirlerin mukaddes bildikleri günlerinde ve gecelerinde, onların yaptıklarını yaparsa veya bir günahı hafif görerek, önem vermeden işlerse, bunlara küfür bulaşığı denir. Bu kimse de Cehenneme girer, ama kalbinde zerre kadar imanı olduğu için, Cehennemde sonsuz kalmaz.

İmanı olanlardan, büyük günah işleyen [ve tevbe etmeden ölen]lere gelince, Allahü teâlâ, bu günahları isterse affeder, isterse günahı temizleninceye kadar Cehennemde azap eder. Cehennem azabı, ister sonsuz olsun, ister belli bir zaman olsun, küfür için, küfür sıfatları ve bulaşıklıkları içindir. Küfürden kaçınan iman sahiplerinin yaptıkları büyük günahlar, ya imanları hürmetine, cenab-ı Hakk’ın merhametiyle veya kalble tevbe, dille istiğfar ederek ve bedenle hayırlı bir iş yaparak veya şefaate kavuşmaları ile affedilir. Günahta kul hakkı varsa, hak sahibi ile helalleşmek de lazımdır. Böyle affedilmeyenler, dünya sıkıntıları ve dertleriyle veya son nefeste can verirken, çekecekleri zahmetlerle temizlenir. Bunlarla da temizlenmezse, bazıları kabir azabı çekmekle affa kavuşur. Bazıları ise, kabir azabı ve sıkıntıları ve kıyamet gününün şiddetleriyle affedilip günahları biter ve Cehennem azabıyla temizlenmeye lüzum kalmaz. Nitekim Enam suresi, 82. âyetinde mealen, (İman edip de imanlarını şirk ile bulaştırmayanlar, Cehennemde ebedî kalmaktan emindirler. Onlar için, bu korku yoktur) buyuruldu. Bu ayet-i kerime, sözümüzün doğru olduğunu göstermektedir, çünkü buradaki zulüm, şirk demektir.

Bu fakir, bir gün, bir hasta ziyaretine gitmiştim. Ölüm halindeydi. Kalbine teveccüh ettim. Kalbi kararmıştı. O zulmetin temizlenmesi için çok uğraştım, fayda vermedi. Uzun zaman yokladıktan sonra, o siyahlıkların, kâfirlik bulaşıklıkları ve sıfatları olduğu ve kâfirlerle ve küfürle olan bağlılığından, beraberliğinden olduğu anlaşıldı. O kadar uğraştığım halde, o zulmetler temizlenemedi. Bunların ancak, küfrün cezası olan, Cehennem ateşiyle temizleneceği anlaşıldı, fakat kalbinde zerre kadar iman nuru da görüldüğünden, bunun sayesinde Cehennemden çıkarılacaktır. Hastayı bu halde görünce, cenaze namazını kılayım mı, diye düşünceye daldım. Kalbimi uzun zaman yokladıktan sonra, kılmak lazım olduğunu anladım. Demek ki, kalbinde iman varken, [zaruret yokken de] kâfirlerle düşüp kalkan, onların bayramlarına, paskalyalarına uyanların cenaze namazlarını kılmalı, bunları kâfir bilmemeli. Bunların, imanları sayesinde Cehennemden çıkacaklarına inanmalı, fakat hiç imanı olmayanlara, [Muhammed aleyhisselamın bir sözünü ve âdetini bile beğenmeyenlere] af ve mağfiret yoktur. Bunlar, küfürlerinin karşılığı olarak Cehennem azabında sonsuz kalacaklardır. (Mektubat Tercümesi 1/266)

Küfür bulaşıklığı
Sual: Küfür bulaşıklığı olan işleri işleyen, mesela üzülmeden gıybet eden veya başka günah işlemiş olan salih bir müslüman, sonsuz olarak Cehennemde kalır mı?
CEVAP
Kâfirler gibi sonsuz Cehennemde kalmaz. Gıybet eden hangi kimse, gıybet ederken üzülür? Hâlbuki günahı üzülmeden işlemek küfürdür. Küfür alameti olan söz ve işleri yapan, hükmen kâfir olur. Gıybet eden kimseye kâfir denir mi? Sorulduğunda, gıybetin haram olduğuna inanıyorsa ona kâfir denmez. Kâfir denirse yeryüzünde Müslüman kalmaz. Hâlbuki küfür bulaşıklarını işleyenlerin de, kâfirler gibi sonsuz cehennemde kalmayacağını âlimlerimiz bildirmiştir.

İnandırmak için, (Kâfir olayım veya şerefsizim ki, Ali beyin arabası yok) deniyor. Bu yemin olur mu?

Bu hususta iki kavil var:

1- (Ali beyin arabası yoktur, varsa kâfir olayım) dense, Ali beyin arabası olsa da, olmasa da, öyle diyen kimse, kâfir olur. Niyetine bakılmaz, yani niyeti geçersizdir.

2-
Küfre sebep olan şeyleri, yemin niyeti ile söylerse, kâfir olmaz, yemin etmiş olur. Ama böyle yemin, Müslüman yemini değildir.

Şerefsizim veya şerefsiz olayım demek de çok çirkindir. Müslüman kendine veya başka Müslümana böyle dememelidir. Şerefsiz demek; ahlaksız, namussuz ve haysiyetsiz demektir. Halbuki Müslüman, Allah indinde muhterem, aziz, mübarek, kıymetli insan demektir.

Anladıysam Arap olayım demek küfür olur mu?

Bu sözü din düşmanları çıkarmıştır. Arap, güzel demektir; siyah, zenci demek değildir. Bugün Arap denilen kimseler Arap değil, çoğu fellah, kimileri de zencidir. Zengibar’dan, Habeşistan’dan gelenlere de, kasıtlı olarak Arap demişlerdir.

Peygamber efendimiz Arap idi. Araplar beyaz, buğday benizli olur. Bilhassa Peygamberimizin sülalesi beyaz ve çok güzel idi. Günümüzde de bu mübarek soydan gelen seyyidler var, hiçbiri zenci değildir. Peygamberimizin vefatında, Eshab-ı kiramın hepsi, sonra da evlatları, İslamiyet’i dünyaya yaymak için, Arabistan’dan çıktı. Asya’nın ötelerine, Afrika’ya, Kıbrıs’a, İstanbul’a, her yere dağıldı. Allah’ın dinini, Onun kullarına tanıtmak için canlarını feda ettiler. Bu geniş topraklar, o mübarek şehitlerle doludur. Sultan II. Abdülhamit Han’ın amirallerinden Eyüp Sabri Paşa, Mirat-ül-haremeyn kitabında, Mekke şehrinde, iki Arap evinin kalmış olduğunu yazmaktadır. Bugün ise hiç yoktur.

Bugün kendilerine Arap denilen kimselerin yanlışlıkları ve sapıklıkları yüzünden Arap kelimesine hakaret etmek yanlış olur. Seyyidler Arap’tır. Genelde, İslamiyet’i kötülemek için Arap kötülenmektedir. İslamiyet’i kötülemek için, dinin emirlerine irtica denmesi gibidir. Bu oyuna gelmemelidir. Dinimizde ırk üstünlüğü yoktur. Ama bazı milletler diğerlerinden daha faziletli olabilir. Bunun için Peygamber efendimiz buyuruyor ki:
(Müslüman Arabı sevmek imandandır.) [İ.Neccar]

Ebu cehil gibi dinsiz Arabı sevmemek de, imandandır.