Kategori arşivi: Dini Terimler

Muhammedül Emin ne demektir?

muhammedul emin

Muhammed-ül Emin, “Doğru sözlü güvenilir Muhammed” demektir.

İslamiyet henüz teşrif etmemişken, Hz.Muhammed (S.a.v) güzel ahlakı, doğruluğu ve güvenilirliği nedeniyle bulunduğu kavmin güvenini kazanmış, kendisinde bulunan bu yüksek ahlak ve erdem nedeniyle herkesce böyle anılmaya başlanmıştı.

Kendisini seven de sevmeyen de Hz.Muhammed’in(S.a.v)  yalan konuşmayacağını bilir, ona güvenirdi. İşte böyle güzel ahlaklı, güvenilir ve doğru sözlü Peygamberimizin lakabıdır Muhammed-ül Emin..

Karabasan tedavisi var mı ? Kurtulmak için ne yapılır?

Uyku felci sorunu olan kişilerin yatağa yorgun, dolu mideyle, stresli bir ruh haliyle girmemelidir. Münkün oldugu kadar kendilerini rahatlatarak girmelidirler. Stresli ortamlardan, uykusuz kalmaktan kaçınmalıdırlar.

Uyku felcini özellikle sık yaşayanlar kafein miktarına özellikle dikkat etmelidir.
Kafein, uyku sırasında uyanmalara sebep olabileceğinden kafeinli içecek ve yiyeceklere dikkat etmelidir.

Uyku felcinin tedavisine başlamadan önce düşünülmelidir. Eğer bu sorun kişiyi rahatsız edecek bir boyuta ulaşmışsa küçük dozlarla başlayan ilaç ve anti depresan tedavisi yapılabilir. Bu konuda doktorunuzdan yardım alabilirsiniz.

Bazen de bu tür sorunlara psikoterapiler faydalı olmaktadır. Kişi stresle baş etmeyi öğrendiğinde dolayısıyla bu tür sorunlarla da az karşılaşmaktadır.

Uyku felci yaşamamak için uykuyu iyi almak, uyku düzenine dikkat etmek de çok önemlidir. Uyku eksikliği bulunan kişiler bir sonraki gün uyku sorunu yaşar. Bu yüzden uyku felci yaşamamak için uyku düzenini korumak gereklidir.

Yine yatmadan önce sizi rahatalatacak, stresinizi alacak bir takım bitki çaylarıyla da uyku felcini azaltabilir, stresinizi yok edebilirsiniz..

Peygamber Efendimizi rüyada gördüğümüzü anlatmak doğru mu ?

rüyada peygamber gördüğümüzü anlatmak

Alemlere rahmet olarak gönderilen iki cihan sultanı gönüllerin efendisi Hz.Muhammed (S.a.v)’i rüyada görmek, gören kişi için büyük onurdur. İslam Alimleri, Peygamber Efendimizi rüyada tam olarak gören kişinin cennete gideceğini bildirmişlerdir. Peygamber efendimizi rüyada çeşitli şekillerde görmek, yüzünü görememek ise kişinin dindeki noksanlığına işaret olarak yorumlanmıştır.

Yine Peygamber Efendimizin rüyada görülmesini İslam Alimleri ehil olmayan kişilere açıklanmasını, ulu orta her yerde anlatılmasını doğru bulmamaktadır. Günümüzde ise bir çok sahtekar, Peygamber Efendimizi rüyada gördüğünü söylerek insanlardan çıkar ummaya çalışmaktadır. Bazıları ise kibir taslamaktadır. İslam Alimleri böyle bir yanlış anlaşılmalara sebep olunmaması için bu güzel rüyaların ehil olmayanlara anlatılmamasını tavsiye etmişlerdir. Yine bazı alimler de Peygamber Efendimizi rüyasında görüp de herkese anlatan insanların bir daha Peygamber Efendimizi rüyasında göremeyeceğini söylemektedirler.

Kısaca bu güzel rüyaları anlatmak sakıncalıdır.

Hüsn-i Zan

1. Kulların Allahü teâlâdan rahmetini ummaları.
Kendisinden başka ilâh olmayan Allahü teâlâya yemîn ederim ki, Allahü teâlâ kendisine hüsn-i zan ederek yapılan duâyı elbette kabûl eder. (Hadîs-i şerîf-Berîka)
Kıyâmet günü, Allahü teâlâ bir kulunun Cehennem’e atılmasını emreder. Cehennem’e götürülürken, arkasına dönerek yâ Rabbî! Dünyâda iken (Cennetine kor diye) sana hep hüsn-i zan ettim deyince, onu Cehennem’e götürmeyiniz! Kulumu, bana olan zannı gibi karşılarım buyurur. (Hadîs-i şerîf-İhyâ)
2. Bir kimse veya bir hâdise hakkında iyi kanâat sâhibi olmak.
Bütün müslümanlara hüsn-i zan etmek, iyi nazarla bakmak, iyi karşılamak lâzımdır. Sözleri, mümkün olduğu kadar iyiye yormalıdır. Müslümanın hayırlı ve sâlih olduğuna inanmak, ibâdet olur. (Muhammed Hâdimî)

Hüzn (Hüzün)

Üzüntü, keder. Sevincin zıddı. Bu, halk arasında kastedilen dünyevî hüzünden başkadır. Tasavvuf yolunda bulunanlara âit bir hâl.
Hüzn, insanın kalbini gafletten (Allahü teâlâyı unutmaktan) korur. Hüznü olmayan sâlikin (tasavvuf yoluna girmiş olanın) senelerce kavuşamadığı mânevî derecelere, hüzün sâhibi olan, kısa zamanda kavuşur. Allahü teâlâ kalbi hüzünlü, kırık olanları sev er. Peygamber efendimiz sallallahü aleyhi ve sellem, dâimâ hüzünlü ve Allahü teâlânın büyüklüğünü düşünme hâli üzere idiler. Râbia-i Adviyye, vâ hüznâ (Vah hüzün) demekle bu mertebeye kavuşmayı arzû etmiştir. (Abdülhakîm Arvâsî)

Hüsn-i Hâtime

Son nefeste, rûhunu îmân ile teslim etme, îmân ile âhirete gitme.
Bir insanın hüsn-i hâtime ile mi yâhut sû-i hâtime (îmânsız gitme) ile mi öleceği, son nefeste belli olur. Bütün ömrü boyunca, kâfir olarak yaşayıp sonunda îmâna kavuşan olduğu gibi, ömrü îmânla geçip, Allahü teâlâ korusun sonunda îmânsız giden de ol ur. Kıyâmette son nefesteki hâle bakılır… (Ahmed Fârûkî)
Her müslümanın, ölümü düşünüp, hüsn-i hâtime sebeplerini elde etmek için çalışması ve sû-i hâtime ile bu dünyâdan ayrılmaktan çok sakınması lâzımdır. (Senâullah-i Dehlevî)
Rabbimiz! Sonumuzu sevdiklerinin sonu gibi eyle. Hüsn-i hâtime ile sona erdir. (Muhyiddîn-i ibni Arabî)

Hürre

Hür kadın. Câriye olmayan kadın.
Hürre olan hanımlar, namaz kılarken, yüz ve elden başka bütün bedenlerini örter, göstermezler. Câriyeler (hür olmayan kadınlar) ise, sırt ve göbekten diz altına kadar örterler. (Muhammed bin Kutbüddîn İznikî)
Hürre olan kadının zevci veya ebedî mahrem (hiç nikâh düşmeyen) akrabâsından biri yanında bulunmadan, yalnız veya başka kadınlarla yâhut, âkıl, bâliğ ve sâlih olmayan mahremi, yakını, akrabâsı ile üç günlük (yaklaşık 104 kilometre) yola gitmesi haram dır. (İbn-i Âbidîn)

Hürriyet

Hürlük, serbestlik.
1. Allahü teâlânın emir ve yasaklarına uyup, herkesin hakkını gözetmek.
Hürriyet, başıboş kalıp, her istediğini yapmak demek değildir. (Ali bin Emrullah)
2. Maddî ve mânevî her türlü şeyin sevgisinden gönlünü kurtararak yalnız Allahü teâlâya kul olmak.
Kim hürriyet isterse, Allahü teâlâya kulluğa sarılsın. (Hallâc-ı Mensûr)
Hakîki hürriyet, kullukta kemâl derecesine varmakla mümkündür. Allahü teâlâya karşı kullukta sâdık olan, başkalarına köle olma boyunduruğundan kurtulup, gerçek hürriyete kavuşur. (İmâm-ı Kuşeyrî)