DİNOZORLAR NASIL YOK OLDU ?

Dinozorların 65 milyon yıl önce yeryüzünden silinmesinin nedenlerini araştıran 41 bilim adamından oluşan ekip, bu canlıların dev bir meteorun dünyaya çarpması sonucu ortadan kalktığı tezini kesinleştirdi. Bilim insanları 20 yıldır yapılan tüm araştırmaları değerlendirerek bu sonuca ulaştı. Amerika’da düzenlenen 41’inci Ay ve Gezegen Bilimi Konferansı’nda açıklanan analize göre 65 milyon yıl önce dünyaya 15 kilometre büyüklüğünde meteor düştü.

Dinozor soyunun günümüzden 65 milyon yıl önce aniden yok olmasına, dev bir göktaşı çarpışmasının ve bunun ardından yaşanan iklim değişikliklerinin sebep olduğu daha önce de düşünülüyordu. Bu teoriyi desteklediği söylenen en önemli bulgu 1990 yılında gerçekleşti. Meksika’da Yukatan yarımadasında 180 kilometre çapında bir krater bulundu. Bu krateri oluşturan göktaşının 10 kilometre çapında olduğu tahmin ediliyor. Son yapılan bilgisayar hesaplamalarına göre çarpışma anında tam 18.000 kilometreküp kaya ve toprak bir anda eridi. Dinozorlar da dahil olmak üzere canlı türlerinin % 70’i bu dönemde ortadan kalktı.

>> KITALARIN ŞEKLİ DEĞİŞTİ
Meksika’nın Yukatan Yarımadası’ndaki Chicxulub’a düşen meteor nedeniyle ATOM BOMBASINDAN 1 MİLYAR KAT DAHA BÜYÜK BİR PATLAMA MEYDANA GELDİ. Bu patlama yüzünden dinozorlar ve suda yaşayan dev sürüngenler de dahil olmak üzere dünyadaki tüm canlıların yarısından fazlası yok oldu.

Çarpmanın hemen ardından dünyada geniş çaplı yangınlar, kıtaların şeklini değiştirecek büyüklükte depremler ve toprak kaymaları oldu. Sonra da tsunamiler meydana geldi. Bu da çarpışmanın ardından hayatta kalan dinozorların çoğunun sonunu getirdi.

>> BUZ DEVRİ BAŞLADI
Meteor, bir mermiden 20 kat daha büyük hızla dünyaya çarptı. Tıpkı atom bombası gibi ufukta dev ateş topu oluştu ve atmosfere büyük bir hızla moloz ile duman yığını karıştı. Bu yığın kısa sürede tüm atmosferi kapladı.
Güneş ışınları bu moloz ve duman yığınından geçip dünyaya ulaşamadı. Bu nedenle de küresel kış ve buz devri başladı. Hayatta kalan son dinozorlar da hava koşullarına ayak uyduramayıp hayatını kaybetti.

>> ATMOSFER BİZİ HER YIL 50 BİN METEORDAN KORUYOR
“Saniyede ortalama 40 kilometre hızla Dünyamıza yönelen meteorlar atmosfere girdikten sonra sürtünme etkisiyle yanmaya başlıyor. Bu ‘kozmik bombalar’ doğal bir kalkan görevi gören atmosfer sayesinde size ulaşmadan ‘eritiliyor’. istatistiklere göre bu şekilde yılda ortalama 50.000 meteor atmosfer tarafından bu şekilde zararsız hale getiriliyor.”
**(Asteroid Impact Risk: ESA Unveils Proposed Missions to Study Near Earth Objects 27 Eylül 2002)

Eğer atmosferimiz göktaşlarını durduran bir yapıda olmasaydı bizler de sürekli bir göktaşı bombardımanı altında kalırdık. Atmosferin koruyucu özelliği yeryüzünde insanların ve diğer tüm canlıların yaşamını mümkün kılan çok hassas ayarlamalardan biridir.

Ne var ki atmosferin bu koruyucu özelliği onu dev göktaşlarına karşı aşılmaz bir engel kılmıyor. Kilometrelerce genişlikte bir asteroid (küçük gezegen) karşısında dünya ve dünyadaki canlılık bu kalkandan tamamen mahrum. Çapı 50 metreden büyük asteroidler atmosferi aşıp yeryüzüne ulaşabiliyor. Yeryüzünün, uzun geçmişi boyunca bu tür büyük göktaşlarıyla en az birkaç yüz defa karşılaştığı biliniyor.

15 Mart 2002’de dünyaya 450.000 kilometre uzaklıktan 50 ila 100 metre çaplı bir asteroid geçti. Bu uzaklık Dünya’nın Ay’a olan uzaklığının sadece 1.2 katı. Eğer Dünya’ya çarpmış olsaydı kuvvetli bir nükleer bomba etkisinde patlama meydana getirecekti.

22 Haziran 2002’de ise bir futbol sahası büyüklüğünde bir asteroid çok daha yakından, yalnızca 120.000 kilometre uzaklıktan ve saatte 37.000 kilometre hızla geçti. Lincoln gözlemevi başkanı Grant Stokes “Bu çok ama çok yakın bir geçişti… Göktaşı istatistikleri ele alınacak olursa, belki de senede 50 kez, 100 metre çapında göktaşları dünya ile ay arasında bir noktadan geçiyor.” dedi.

>> TEKNOLOJİ GÖKTAŞLARINI ENGELLEMEDE YETERSİZ
Her iki göktaşı da Güneş’in bulunduğu açıdan geldi ve parlaklık yüzünden ancak birkaç gün sonra fark edilebildi. Kör nokta olarak tabir edilen bu açıdan Dünya’ya çarpacak bir göktaşını önceden haber alma imkanı kesinlikle bulunmuyor. Ayrıca muhtemel bir çarpışmanın şekli ve zamanı doğru olarak belirlense bile günümüz teknolojisi bunu engellemede tamamen yetersiz kalıyor.

Bir meteor her an Dünya’ya, belki de şu anda sizin bulunduğunuz yerleşim bölgesine düşebilir. Istanbul gibi kalabalık bir yerleşim bölgesine düştüğüdüşünülürse, can kaybı kat kat artacaktır. Göktaşının çapı bir kilometrenin üzerindeyse etkileri çok daha geniş çaplı ve kalıcı olacaktır. Oluşacak toz bulutları yıllarca Güneş’in önünü kapayarak çok uzun ve soğuk kışlar yaşanmasına neden olacaktır. Çapı birkaç kilometre olan bir asteroid ise bir medeniyetin sonu anlamına gelebilir. Böyle bir çarpışma etkisiyle depremler, yangınlar, volkan patlamaları birbirini izleyecektir.

Ki dünyanın geçmişinde birkaç medeniyetin bu şekilde yok olduğu çeşitli kaynaklarda ve Kuran-ı Kerim’de de bildirilmektedir.

Galaksimizde trilyonlarca asteroid, gezegen ve kuyruklu yıldız gezinmektedir. Böyle bir ortam içinde Dünya’ya her an bir göktaşı düşüp onu mahvedebilecekken Dünyamızın özel bir atmosferle korunması çok büyük bir mucizedir.

———
“Şüphesiz Allah, gökleri ve yeri zeval bulurlar diye (her an kudreti altında) tutuyor. Andolsun, eğer zeval bulacak olurlarsa, Kendisi’nden sonra artık kimse onları tutamaz. Doğrusu O, Halim’dir, bağışlayandır”[Fatır Suresi, 41.ayet]

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir