DNA’larımızda MEĞER HİYERARŞİK SİSTEM VARMIŞ! HURDA DEDİKLERİ DNA’lar MEĞER ASIL GENLERİN KODLAYICI KOMUTANLARIYMIŞ…

İnsan hücrelerinde bulunan genlerin yalnızca %10’u asıl DNA kodunu, kalan %90’ı ise bilimin bu zamana kadar hurda dedikleri kısmı oluşturur. 2000 yılı başlarına kadar %90’lık bu DNA grubuna; “Junk DNA” yani (çerçöp – hiçbir işe yaramayan anlamında) hurda DNA denmiştir. Evrimcilerin tanımlamalarına göre evrimsel süreçten arta kalan gereksiz yığınlar olduğu iddia edilmiştir. 2001 yılından itibaren DNA’nın hurda denilen kısmına ait yapılan ilginç çalışmalar, “var olan hiçbir şeyin anlamsız olmayacağı” gerçeğini bir kez daha hatırlatmıştır insanoğluna. Tıpkı bir zamanlar bademcik ve apandist için işe yaramayan vücut parçaları denmesini hatırlayıp insan doğasında bulunan hiçbir şeyin çöplük olmayacağı aslında hiç tartışılmamalıdır.

İhtiyatlı davranıp “şimdilik neye yaradığını çözemedik” demek daha akıllıca ve bilimseldir. Son on yıllık süreçte epigenetik çalışmalar ile kodlamayan ve fiziksel bir fonksiyonu yok diye kenara atılan hurda DNA’ların doğrudan protein kodlamasalar da bizim şimdiye kadar bilmediğimiz farklı komutlar ve kodlar taşıdığı ortaya çıktı !

>>> HURDA DNA’LAR ASIL GENLERİN KODLAYICILARI MI?

İşe yaramaz dediğimiz çöp DNA’lar, kodlayan DNA’ları (yani genleri) kodluyormuş meğer! Yani hiyerarşik bir yönetim kadrosu gibi kademeli ve gizli bir komut sistemi var imiş DNA’larımızda…

• Hangi proteinin nerede, nasıl ve ne kadar, ne zaman kodlanacağını; ne zaman durdurulup ne zaman başlatılacağını;
• Hangi genin hangi genle ya da hangi proteinin hangi proteinle birleştirileceğini; nereden nereye götürüleceğini;
• Hangi hücre ve dokunun hangi organda ne kadar ve ne zaman yapılacağını;
• Büyüme ve gelişmenin nerede nasıl düzenleneceğini;
• Kök hücrelerin nerede hangi hücre, doku ve organlara dönüşeceğini;
• Hangi genin hangi koşullarda susturulup çalıştırılmayacağını ya da daha önce sessiz kalıp fonksiyon göstermeyen hangi genin hangi koşullarda yeniden çalışmaya başlatılacağını;
• Bir gen okunurken hangi bölümün okunup hangi bölümün okunmayacağını, ne zaman, nereden nereye atlanacağını;
• Hücrelerin hangi koşullarda çoğaltılacağını ya da öldürüleceğini;
• Ne zaman kanser geliştirileceğini, hücre çoğalma ve bölünmesini, kromozomların yapısını, belirleyen bir nevi şalter konumunda bekliyor hurda DNA’lar…

Kodlanmamış DNA, yani hurda DNA’nın genleri kodlayan ve komutlayan bir dizin olduğunu anlayıp bir de asıl genlerin tam dokuz katı olduğunu düşündüğümüzde hayal gücümüz inanılmaz noktalara varabilir. Yani şöyle düşünebiliriz, asıl DNA’yı sürekli kodlayan böylesine devasa “kadro” varsa, kader DNA’nin içinde de var ama nerde 🙂 ?

Ya da, asıl hurda DNA’yı yönlendiren ve harekete geçiren kaynak komuta merkezinin nerede olduğunu da düşünebilir, ve düşünmeliyiz de…
_

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir