DÜNYA’nın DÖNDÜKÇE KUTUPLARDAN

Dünya’ya yuvarlak desek de aslında dünyanın tam yuvarlak olmadığını biliyoruz. Bu şekle ve uzaydan çekilen özellikle 3 boyutlu ve kabartmalı fotoğraflara baktığımızda Dünya’mız alt ve üstten basık, ortası hafif şişkin bir durumdadır. Dünya’mızın bu biçimine “Geoid” denir.

Geoid şeklinin temel özelliği; Ekvator’da şişkin kutuplardan basık, ancak genel anlamda yuvarlak olmasıdır.

Dünyanın kutuplardan basık ekvatordan şişkin olmasının nedeni ise; Dünya gaz ve toz bulutu iken yani Büyük Patlamadan hemen sonra yeni oluşturulurken, kendi ekseni etrafında dönüşü nedeniyle kutuplar çukurlaşmıştır. Katılaştığında da bu durum değişmemiştir.

Bu dönüş şeklini, bir çubukta döndürülen pamuk şekere bakarak anlayabilirsiniz. Pamuk şeker çubukta kendi ekseni etrafında dönürülürken uçlardan basıklaşır, hatta hafif içeri doğru çöker. İşte Dünya’mız da tam da bu şekilde döndürülerek yaratılmıştır.

Bir diğer tanımla Dünya’nın, Güneş’ten koptuktan sonra kendi ekseni etrafında oldukca hızlı sayılacak bir şekilde dönmesiyle oluşan “merkezkaç” kuvveti yerin, Ekvator kısmının şişkin, kutuplar tarafının basık olmasına neden olmuştur. Dünya’nın kendi ekseni etrafında dönerken kazandığı şekil hiç bir geometrik şekle benzemez.

Dünya’nın Ekvator çevresinde şişkin, kutuplarda basık olması, Dünya’nın ekseni çevresinde dönmesinden kaynaklanan koriolis kuvvetinin de sonucudur. Yer’in şeklinin oluşmasında yerçekimi ve merkezkaç kuvvetinin yanında, yer yapısını oluşturan çeşitli özelliklere sahip maddelerin de etkisi vardır.

YER’İN GEOİD ŞEKLİNİN DOĞURDUĞU SONUÇLAR:

• Dünya’nın geoid şekli nedeniyle, yerçekimi Ekvator’dan kutuplara doğru artar. Dünya, geoid değil de küre şeklinde olsaydı, yerçekimi Dünya’nın her yerinde aynı olurdu.
• Dünya’nın geoid şekli nedeniyle Ekvator diğer paralellerden ve meridyenlerden daha uzundur. Dünya küre şeklinde olsaydı, Ekvator çevresi (kutupları çevreleyen iki meridyenin uzunluğu) birbirine eşit olurdu.
• Ekvator çevresi =40.077 km
• Kutuplar çevresi=40.009 km
• Dünya’nın küreselliği nedeniyle, ekseni çevresindeki dönüş hızı Ekvator’dan kutuplara doğru azalır.
• Ekvator üzerindeki noktalar saatte 1666,6 km yol katederken, Kutup Noktaları’nda alınan yol sıfır km olduğu için, eksen çevresindeki dönüş hızı 0 km/saat’tir.
• Dünya’nın küreselliği nedeniyle Kutup Noktaları’nda birleşen meridyen yaylarının uzunluğu birbirine eşittir. Bir kutuptan diğerine uzanan bir meridyen yayının uzunluğu yaklaşık 20.005 km’dir.
• Dünya’nın küreselliği nedeniyle meridyenler arası uzaklık, Ekvator’dan kutuplara doğru azalır ve meridyenler Kutup Noktaları’nda birleşirler.
• Birbirini izleyen iki meridyen arası uzaklık Ekvator üzerinde 111.322 m iken (pratikte bu uzunluk 111 km kabul edilmiştir), 45. paraleller üzerinde 78.850 m, 90. paralellerde (Kutup Noktaları) 0 m’dir.
• Dünya’nın küreselliği nedeniyle, paralellerin uzunluğu Ekvator’dan kutuplara doğru küçülür. Ekvator en uzun paraleldir. Kutuplarda ise paraleller nokta halini alır.
• Dünya’nın küreselliği nedeniyle aydınlık ve karanlık yarıküreler oluşur. Böylece yeryüzünün bir yarısı gündüzken, diğer yarısında gece yaşanır.
• Dünya’nın küreselliği nedeniyle 21 Mart ve 23 Eylül’de Ekvator’dan kutuplara doğru Güneş ışınlarının yere değme açısı daralır. Bu tarihlerde Ekvator Güneş ışınlarını dik açı ile alır. Bu nedenle yatay düzleme dik duran cisimlerin gölgesi oluşmaz. Kutuplara doğru güneş ışınlarının yere değme açısı daraldığı için cisimlerin gölge boyu uzar.
• Dünya’nın küreselliği nedeniyle güneş ışınlarını yıl boyunca dik ve dike yakın açı ile alan Ekvator’un güneşten aldığı ısı enerjisi daha fazladır. Kutuplara doğru ışınların gelme açısının daralması nedeniyle alınan ısı enerjisi azalır.
• Dünya’nın küreselliği nedeniyle yerden yükseldikçe görülebilen alan genişler.
• Dünya’nın küreselliği nedeniyle termik basınç kuşakları oluşur.

Yani özetle, Dünya’nın şekli gündüzle gecenin yaşanmasından, mevsimlerin oluşmasına, yıldızların görülmesinden, hareket eden nesnelerin uzaklaşıp yakınlaştığını görmeye yardımcı oluyor. Merediyenlerle paralellerin, dünya ekseninin, ısı derece ayarının hepsi tam bir uyum ve mükemmel matematiksel ve fiziksel hesapla ayarlanmıştır ki, Dünya üzerindeki yaşam şartlarını en ideal kılmıştır.

Kuran’da Rad Suresinin 41.ayetinde Dünya’nın şekliyle ilgili şöyle çarpıcı ayet vardır:
———–
“Onlar görmüyorlar mı ki, gerçekten Yeryüzü’ne yönelip onu uçlarından eksiltiyoruz. Allah hüküm verir. O’nun hükmünü iptal edebilecek olan yoktur. O hesabı çok çabuk görendir. “ [Rad Suresi, 41.ayet]
———–

Peygamberimiz’in yaşadığı dönemdeki insanlar bu ayetin anlamındaki inceliği anlayacak bilimsel seviyeden yoksundular. Hatta bu yüzden bu ayet uzun yıllardır tam anlamıyla tasfir edilememiştir taa ki son 100-150 yıl içerisinde yerkürenin şekli ve bunun doğurduğu sonuçlar anlaşılana kadar..

Kuran’ın, Uzay ve Dünya’mızın oluşumuyla ilgili ayetleri 21. yüzyılda daha iyi anlaşılmaktadır. Günümüzde Uzay’ın ve Dünyanın sırları gittikçe daha çok anlaşılmakta, böylece hem Allah’ın sanatı, hem de Kuran’ın mucizevi yapısı kendilerini daha da çok göstermektedir. Günümüzün bilgi birikimi sayesinde Evren’in yapısı ile Kuran ayetleri arasındaki uyumu daha da iyi kavrayabilir durumdayız artık ve insanlığın yapacağı yeni keşifler ve kaydedeceği bilimsel gelişmelerin beklentisi ve bunların Kuran’da işaret ettiği ayetlerin anlaşılması çok heyecan vericidir…

Ve ta asırlar sonra günümüze işaret eden çok düşündürücü bir ayet daha:
——–
“Evet, biz onları ve atalarını yararlandırdık; öyle ki, ömür onlara (hiç bitmeyecekmiş gibi) uzun geldi. Fakat şimdi, bizim gerçekten yere gelip onu etrafından eksiltmekte olduğumuzu görmüyorlar mı? Şu halde, üstün gelenler onlar mı?” [Enbiya Suresi, 44.ayet]

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir