ELEKTRONİK TEKNOLOJİLER İNSANIN DİL İŞLEME HIZINA ULAŞAMIYOR ! PEKİ KONUŞMA MUCİZESİ NASIL GERÇEKLEŞİYOR?

ELEKTRONİK TEKNOLOJİLER İNSANIN DİL İŞLEME HIZINA ULAŞAMIYOR !

PEKİ KONUŞMA MUCİZESİ NASIL GERÇEKLEŞİYOR?

İki üç yaşında bir çocuk dil bilgisi dersi almadan nasıl bir yetişkin gibi cümleler kurarak konuşmaya başlar? Bunu, etrafında konuşulanları dinleyerek mi öğrenir? Kelimeler ve cümleler nasıl ve nerede anlam kazanır? Nasıl olur da zihnimizdeki düşüncelerimiz kelimelere ve cümlelere dönüşür?

Her insan belli bir yaşa gelince konuşmaya başlar. Ortalama olarak herkes aynı yaşlarda konuşmaya başladığı için bu durum çok tabii görülür. Bu nedenle konuşmak bazı kişiler tarafından çok sıradan bir yetenekmiş gibi algılanır ve üzerinde pek düşünülmez. Oysa bir çocuğun henüz hiçbir şey bilmiyorken birdenbire konuşmaya başlaması çok büyük bir mucizedir. Çünkü en basit olarak bilinen diller bile, kelimeleri kompleks dil bilgisi kuralları ile kullanmayı gerektirir. Dil bilgisi kurallarıysa kelimelere cümle içinde farklı anlamlar kazandıran tamamen matematiksel ilişkilerdir.

KONUŞABİLMEMİZ İÇİN VÜCUDUMUZDA HANGİ İŞLEMLER GERÇEKLEŞİR?

*Bir şeyler söylemek istediğiniz anda beyninizden gelen bir dizi emir ses tellerinize, dilinize ve oradan da çene kaslarınıza gider.
*Beynin konuşma merkezlerini içeren bölge, konuşma işleminizde rol alacak tüm kaslarınıza gerekli emirleri gönderir.
*İlk önce, akciğerleriniz sıcak hava sağlar.
*Sıcak hava, konuşmanın hammaddesidir.
*Hava burnunuzdan girer, burun boşluğu, boğaz, nefes borusundan sonra bronş tüplerine, oradan da akciğerlerinize geçer.
*Havadaki oksijen akciğerlerinizde kana karışır.
*Bu sırada karbondioksit de dışarı verilir.
*Ciğerlerinizden geri dönen hava, boğazınızdan geçerken, ses telleri adı verilen iki doku kıvrımı arasından geçer.
*Bu teller, bir tür perdeye benzer ve bağlı oldukları küçük kıkırdakların etkisine göre hareket ederler.
*Siz konuşmadan önce ses telleriniz açık vaziyettedir.
*Konuşmanız sırasında teller bir araya getirilir ve soluk verdiğinizde çıkan hava ile titreştirilir.

Kelimeler çıkararak kompleks konuşma, hayvanlarda olmayan sadece insana has bir fonksiyondur. Hayvanlar arasında da ses çıkarma ve kendi varlık seviyelerine has hatta bazı hususlarda insandan daha ileri haberleşme sistemleri vardır. Ancak bu kelimelere manalar yükleyerek ve bunları sembolleştirerek duygu ve düşüncelerini ifade edecek tarzda insanlara has konuşma kabiliyeti ile kıyaslanamayacak kadar farklıdır.

Kompleks süreçler neticesinde ortaya çıkan konuşma fiilinin yürütülmesinde mühim bir merkez olarak beyin kabuğumuz (korteks) vazife görür. Konuşma işinin sebeplerinden birisi olan beyin kabuğu alanı, insanlarda hayvanlara göre çok daha geniş yaratılmıştır. Bu geniş sahadaki nöronlar, insana has entelektüel vazifeler için hususî olarak programlanmıştır.

Bilginin depolandığı beyin bölümlerinden biri bu kısımdır. Kelimelere dayanan hafızamızın mühim bir kısmı burada olduğundan, düşünce burada üretilmektedir, diyebiliriz. Dokunma, görme, işitme, tat ve koku gibi vücudun dışından alınan duyulara ait sinyaller, beynimizin farklı merkezlerinde işlendikten sonra, son olarak kortekse gelmekte ve burada yorumlanmaktadır.

Hafızada kayıt altına alınan dokunduklarımız, işittiklerimiz ve gördüklerimizi yorumlama ve yeni bilgiler üretmede kullanabilmek için hatırlama dediğimiz yeni bir süreçle o bilgilere kolayca ulaşabilmemiz gerekir; ancak bundan sonra dış uyaranlara nasıl cevap vereceğimizi kararlaştırabiliriz. Öğrenmenin birinci basamağı hafıza ile yakın münasebet içinde olup, ruhumuzdan başlayan meyelanla gelişen hâdiseler beynimizin korteks bölgesinde sahneye konulur.

Sebepler plânında korteksimiz sağlam değilse, konuşma kabiliyetimizi ortaya koyamayız.

Kusursuz yaratılış ile her bir sebebin mükemmel intizamlı dizilişi sayesinde en güzel cümleleri daha farkına varamadan hissediyor ve sözlü olarak ifade edebiliyoruz.

William Nagy ve Richard Anderson adlı iki psikoloğun İngilizce konuşan ülkelerde gerçekleştirdikleri çalışmalar temel alınarak yapılan tahminlere göre, ortalama bir kişi okul yaşamına başlarken 13 bin, liseyi bitirdiğinde ise 60 bin kelime bilir. Kültürlü bir yetişkin için bu sayı 120 bindir. Zihnimizdeki bu dev sözlüğü oluşturmak için basit bir hesapla 1 yaşından 17 yaşına gelene kadar, günde 10 kelime ya da uyanık geçirdiğimiz her 90 dakikada bir yeni bir kelime öğrenmemiz, üstelik öğrendiğimiz her kelimeyi de bir daha hiç unutmamamız gerekir. Oysa bilinçli olarak böyle bir çaba sarf etmeyiz. Kelimeler, biz farkında bile olmadan zihnimizde yerlerini anlamlarıyla birlikte alırlar. Steven Pinker isimli bilim adamı bu mucizeyi şöyle vurgulamıştır:

“Dil kullanımındaki mucizeler öğrenme hızıyla sınırlı değildir. Bir başkasının söylediği bir kelimeyi saniyenin yalnızca beşte biri kadar bir sürede anlarız. Bu süre o kadar kısadır ki, karşımızda konuşan kişi daha sözünü tamamlamadan anlamını kavrarız. Yazılı bir kelime için ise, bu süre daha da kısadır: Bir saniyenin sekizde biri. Beynimizin bir kelime üretmesi de hemen hemen aynı oranda hızlıdır ve saniyenin dörtte biri kadar bir zamanda bir nesneyi isimlendirecek kelimeyi buluruz. Yine saniyenin dörtte biri sürede, bu kelimeyi söylemek üzere ağzımız ve dilimiz programlanır.”(Steven Pinker, Language Instinct: How the Mind Creates Language, , Harper Perennial, 1994)

“Herşeye nutku verip-konuşturan Allah, bizi konuşturdu. Sizi ilk defa O yarattı ve O’na döndürülüyorsunuz.” (Fussilet Suresi, 21)

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir