EVLİLİKTEN NE ANLIYORUZ ?


Tüm dünyadaki ve Türkiye’deki evlilik ve boşanma oranlarına baktığımızda özellikle son 10 yılda boşanma oranının dramatik bir şekilde arttığı ve toplum için sosyal bir problem oluşturacak düzeyde seyrettiği gözlemlenebilir.

Örneğin Türkiye’de son 10 yıl içindeki boşanma sayısı 983.773, yani 10 yıl içinde neredeyse 1 Milyon Çift, yani iki milyon insan boşanmış !!!

Son 10 yıl içindeki evlenme sayısının 5.384.690 olduğu düşünülürse, evenen çiftlerden 5-6 tanesinden biri boşanmıştır.

Peki evlenirken evliliği hangi temeller üzerine kuruyoruz ? Kimi çiftler 3-4 yıl flörtün sonunda evlenirken neden 2-3 ay içinde boşanıyor ya da bazı evlilikler 20-25 yıl sürmüşken neden bir çırpıda bitirilebiliyor ? Aile olmanın önemini mi anlamaz olduk, birbirimize ve sevginin kendisine verdiğimiz değerlerimiz mi değişti ?

Ve netice itibariyle durumumuz bu açıdan hiç de iyi değil, çünkü ortada aile hayatını ve aile olmanın sıcaklığını yaşayamayan ve bunu ileride kendi çocuklarına da veremeyecek olan yüzbinlerce çocuk var.

Oysa aile toplumun direğidir, bir toplumu sağlam tutacak çok önemli bir yapıtaşıdır. Ki sadece toplum için değil, bir insan için sevgi içinde sürdürülen evlilik ve huzurlu aile yaşamı dünya yaşamını en çok güzelleştirecek araçlardan biridir.

Ancak ne var ki yanlış temeller üzerine kurulan evlilikler mutlu etmek yerine, insanı mutsuz ediyor.. Günümüz özellikle okumuş kızların büyük kısmı “kısmetli” aday adı altında seçimini yaparken adayın malvarlığının çetelesini; günümüz damat adayları da gelin hanımının ailesinin durumu veya mesleğine bakıyor öncelik olarak, ki araştırmalara göre gelin adaylarında en çok tercih edilen meslekler öğretmenlik veya devlet memurluğudur..

Hal böyleyken evlilik ilelebet sürecek olan sevgi ve saygı ortamından çok, bir zaman işkenceye dönen bir çıkar anlaşmasına dönüyor. Böyle evlilikte ilk zamanlar yapmacık olan ilişkiler zaman geçtikçe rol yapılamaz ve iki tarafın ailesinin bir araya gelemediği, aynı evde iki yabancı insanın yaşadığı bir hal alıyor.

“Mantık Evliliği” moda olduğundan itibaren de bakarsanız boşanma oranları artmış durumda, çünkü bir ilişkiye ne kadar mantık koyarsanız koyun o ilişki hiçbir zaman mantıklı olamayacaktır, çünkü bir evliliği ölüme dek ve ölümden sonrasına da taşıyacak olan ancak temiz ve gerçek sevgidir.

Gerçek sevgidir ki, ekonomik durum da bozulsa, kişi tüm malvarlığını da kaybetse, eşinin yüz güzelliğinden bir eser kalmasa, hasta olsa, yataklara düşse, kaza geçirip felç de olsa herşeye katlanır ve sadece mutlu ve iyi günde değil, zor günde de bir an yalnız bırakmaz.

Evlilik böyle bir sevginin temeline oturtulmadıkça mutlu olması çok zordur, bir kadın ev işini görüp çocuk doğuran ve erkeğin cinsel ihtiyaçlarını gören yalnızca bir beden olarak görüldükçe; erkek de kadının hayatını garanti altına alacak bir sponsor, bir sigorta olarak görüldükçe.. bir hastalıkta veya yaşlanma belirtilerinde veya ekonomik zorlukta bu evlilik dağılıverir.

Eşini Allah’ın tecellisi olarak gören ve tüm sevgisini Allah’tan ötürü duyan ve vicdanen Allah’ın evliliğinden de razı olmasını dileyen bir insan için eşinin yeri ve ona duyduğu sevgiyle saygısı apayrı olur, hiçbir olumsuz etkide sarsılmaz, herşeyin üstesinden beraberce gelinir.

Böyle bir temel üzerine kurulmuş samimi bir evlilik ahiret hayatına da taşınır, bu ebedi beraberliğin heyecanıyla sürdürülür. Gerçek mutluluk budur, gerçek evlilik de tam da budur…

———
“Onda ‘sükun bulup durulmanız’ için, size kendi nefislerinizden eşler yaratması ve aranızda bir sevgi ve merhamet kılması da, O’nun ayetlerindendir. Şüphesiz bunda, düşünebilen bir kavim için gerçekten ayetler vardır.” [Rum Suresi, 21.ayet]

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir