“FRANSIZ KALMAK” VE Diğer Benzer Deyimler..

Fransızların kendi ülkelerine bakmaksızın, başka ülkelerdeki dini özgürlükleri sorgulayabilmesi ‘’bu ne chou (şu) bu ne etik’’ dedirtiyor. Usta yazar Mark Twain boşuna, ‘’Fransa’nın ne yazı ne kışı ne de ahlakı var. Bunun dışında güzel bir ülke’’ dememiş.

Yine haberlerden öğrendiğimiz kadarıyla tercümanlar, Başbakan Erdoğan’ın kullandığı deyimi çevirmekte zorlanmış. Aslında, nerdeyse bütün dillerde, bir şeyden anlaşılmadığını ifade için bir başka ülke ve dil kastedilerek bu deyim kullanılır. En meşhuru, Anglo Sakson dilindeki, ‘’İt’s Greek to me (bu bana Yunan)’’ ifadesidir. Evet Anglo Saksonlar Fransız kalmıyor, Yunan kalıyor. Bu deyimi her ne kadar Şekspir meşhur etmişse de kökeni Latince, anlaşılmayan konular söz konusu olduğunda kullanılan, ‘’Graecum est; non potest legi (Bu Yunanca, okumak imkansız)’’ deyimidir.

Peki biz Fransız kalıyoruz da, Fransızlar ne kalıyor? Onlar birşeyi anlamadıklarında ‘Çinli’ kalıyor, ‘’C’est du chinois pour moi (Se du Şinua pur mua)’’ diyorlar. Tercümanlar, Fransız vekilin anlaması için ‘’Türkiye’ye Çinli kalıyorsunuz’’ demeliydi.

Benim bildiğim gördüğüm kadarıyla dünya üzerinde ‘Fransız’ kalan bir tek biziz. İşin eğlenceli kısmı ‘Türk’ kalanlar da var. Birisi Kıbrıs Rumları. Onlar bizi hiç anlamadı zaten, normal. Bir de Romanya ahalisi. Romenler de, anlamadıkları, anlaşılmadıkları mevzularda ‘’Eşti Turk?’’ ya da ‘’Vorbesc Turceste? (Türkçe mi konuşuyorum)’’ derler.

Madem küresel bir dünyada yaşıyoruz ve bu deyim sık sık lazım olacak, bir kamu hizmeti olması için deyimin diğer önemli dillerdeki karşılığını da sevabına zabıtlara geçireyim:

Dünya milletlerinin kahir ekseriyeti ya Çinli ya da Yunan (Greek) kalıyor. Dünyanın, görünüşte alfabelerini anlamadığı için ama özünde Olimpos Dağı kadar şişkin, Artemis kadar antik egolarına atfen ‘grik’ kaldığı Yunan ise, topu Çin’e atıyor ‘’afˈta mu fenonde çinezika’’ diyerek Çinli kalıyor.

Dünya dillerinin birçoğunda ilgili deyimin hedefi olan Çinliler ise ‘’gēn tiyanşu yíyàngnın (bu bana vahiy gibi)’’ diyorlar.

Balkan milletlerinin çoğu ise ne Türk, ne Yunan ne de Çinli kalır… Balkanların hedef anlamazlık kültürü İspanyollardır. Hırvatlar (To su za mene španska sela), Çekler (To je pro mě španělská vesnice), Makedonlar (Za mene toa e špansko selo), Sırplar (To su za mene španska sela), Slovaklar (To je pre mňa španielska dedina), Slovenler (To mi je španska vas) birşeyi anlamıyorlarsa hep İspanyol kalmış oluyorlar.

İspanyollar ve Güney Amerika milletleri ise bazen Çinli (Esto me suena a chino) bazen de Yunan (Eso es griego para mí) kalır. Portekiz ve Brezilyalılar da anlamadıkları mevzulara (Isto é chinês/grego para mim) ya Çinli ya da Yunan kalanlardan. Almanlar da bazen İspanyol (Das kommt mir spanisch vor) bazen de Çinli (Das ist Chinesisch für mich) kalır.

Ruslar da, Çinli kalanlar (kitaiskaya gramota) arasında. Araplar da Ruslar gibi Çinli kalır anlamadıkları mevzulara ve ‘’Yataḥaddaṯ bil-luġah el-Ṣiniya’’ derler. İranlı komşularımız da bazen Yunan (Yunaani nemifehmem) kalır mevzulara bazen de Japon kalırlar. Çin’i nasıl atlamışlar merak ederim. Japonlar ise (chin pun kan pun da) diyerek biraz laf kalabalığına boğarak açıkça demeden komşuları Çinlileri kastederler.

İtalyanların derdi ise Arapçayla. Onlar bir mevzuya yabancı kaldıklarında (Questo per me è arabo) Arap kalır.

Bir de insanlık niye birbirini anlamıyor diyoruz. Allah, anlamayanlardan etmesin.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir