Geçim sıkıntısı çeken kişiler anne-babasının bakımıyla yükümlü müdür?

[sscb]

Soru:

İhtiyarlığa erişen, bakıma muhtaç anne-babaya karşı evladın tutumu nasıl olmalıdır? Dar geçimli kişiler de anne-babasına bakmakla yükümlü müdür?

Cevap:

“Ve Rabbin, kendisinden başkasına ibadet etmemenizi ve ana-babaya iyilik etmeyi emretti. Eğer onlardan biri veya her ikisi, senin yanında ihtiyarlığa erişirse, sakın onlara “öf!” bile deme! Onları azarlama ve onlara güzel söz söyle!”
“Hem onlara merhamet(in)den alçak gönüllülük kanadını indir ve de ki: “Rabbim! (Onlar) beni küçük iken nasıl (merhamet edip) yetiştirdilerse, (sen de) onlara (öyle) merhamet eyle!”
“Rabbiniz içinizde olanı en iyi bilendir. Eğer sâlih kimseler olursanız, hiç şüphesiz ki O, çokça tevbe eden kimselere çok mağfiret edendir.” (İsra, 23–24–25)
Ey geçim derdine düşen insan! Bil ki, senin hanendeki bereket direği ve rahmet sebebi ve musibetleri def eden, hanendeki o hoşlanmadığın ihtiyar veya kör akrabandır. Sakın deme:
“Geçimim dardır, idare edemiyorum.” Çünkü onların yüzünden gelen bereket olmasaydı, elbette senin geçim darlığı daha ziyade olacaktı.
Evet, kâinatın şahadetiyle, nihayet derecede Rahmân, Rahîm ve Lâtif ve Kerîm olan Allah (cc), çocukları dünyaya gönderdiği vakit, arkalarından rızıklarını gayet hoş bir surette gönderdiği gibi çocuk hükmüne gelen ve çocuklardan daha ziyade merhamete lâyık ve şefkate muhtaç olan ihtiyarların rızıklarını dahi, bereket suretinde gönderir. Onların beslenmelerini, açgözlü ve cimri insanlara yükletmez.
“Şüphesiz ki rızık veren, mutlak kudret ve kuvvet sahibi olan ancak Allah’tır.” (Zâriyat, 58)
“Yeryüzünde yürüyen ve kendi rızkını yüklenemeyen nice canlının ve sizin rızkınızı Allah verir.” (Ankebut, 60)
Hatta değil yalnız ihtiyar akraba, belki insanlara arkadaş verilen ve rızıkları insanların rızıkları içinde gönderilen kedi gibi bazı mahlûkların rızıkları dahi bereket suretinde geliyor. Bunu onaylayan ve kendim gördüğüm bir misal:
Benim yakın dostlarım bilirler ki, iki üç sene evvel her gün yarım ekmek-o köyün ekmeği küçüktü- belirlenmiş yiyeceğim vardı ki, çok defa bana yeterli gelmiyordu. Sonra dört kedi bana misafir geldiler. O aynı yiyeceğim hem bana, hem onlara yeterli geldi. Çok kere de fazla kalırdı.
İşte şu hal o derece tekrarlanıp bana kanaat verdi ki, ben kedilerin bereketinden istifade ediyordum. Kesin bir surette ilân ediyorum ki; onlar bana yük değil. Hem onlar benden değil, ben onlardan minnet alırdım.
Ey insan! Madem bir hayvan dahi, insanların hanesine misafir geldiği vakit berekete vesile oluyor. Öyleyse, yaratılmışların en değerlisi olan insan ve insanların en mükemmeli olan iman ehli ve iman ehlinin en fazla hürmet ve merhamete layık güçsüzler, hasta ihtiyareler ve hasta ihtiyarların içinde şefkat ve hizmet ve muhabbete en fazla layık olan akrabalar ve akrabaların içinde dahi en hakikî dost olan anne-baba, ihtiyarlık hâlinde bir hanede bulunsa, ne derece vesile-i bereket ve vasıta-i rahmet ve “Beli bükülmüş ihtiyarlarınız olmasaydı, belâlar sel gibi üstünüze dökülecekti.” sırrıyla ne derece musibeti def etmeye vesile olduklarını sen kıyas eyle. (Lemalar) 

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir