KAKTÜSLER BİRER SU İSTASYONU GİBİ SU POMPALAYABİLİYOR ve Bilinmeyenler nelerdir?

Kaktüsgil bitkiler yaşadıkları ortam koşullarına göre çok uygun sistemle donatılmış bitkilerdir ve bu sistemi öğrenince etkilenmemek ve hayran olmamak mümkün değil…

Kurakçıl bitkiler her türlü zorluğa katlanabilir ve yılın her devresinde tohum verebilirler. Su kaybetmemesi için diken şeklinde oluşmuş yapraklan, türe özgü bir dizaynla, etli gövdelerin üzerine belirli bir geometri İle dizilmişlerdir. Kaktüs ailesi, her türlü özelliği ile apaçık olarak çetin iklim şartlarına dayanacak gerekli sistemlere sahip kılınmıştır. Bu sistem sayesinde bir su damlası bile israf edilmez. Bilindiği gibi, kurak bölgelerde yağmur nadir görülür, ama çiy ve sise bol rastlanır. Kaktüsler sis dağılmadan ve buharlaşma başlamadan önce sis ve çiydeki suyu alabilmek için, dikenlerinin alt kısmında yer alan ve birer sünger görevi gören küçük tomurcuklardan faydalanır. Sünger tomurcuklarla çiy tabakasından emilen su, kaktüsün bütün dokularına iletilir.

>>> POMPA SİSTEMİ :
Kaktüsler, su ihtiyaçlarını sadece süngersi tomurcuklardan sağlamaz. Hayatları için lüzumlu suyu özel bir pompa sistemiyle elde ederler. Toprağın derinliklerindeki suya hayli uzun kökleri ile erişirler. Bazen kaktüsün boyu 50 cm. geçmez iken, kökleri 18 m derinliğe kadar ulaşabilir ve bu kökler, çapı 12 metreyi bulan bir alana yayılır.

ABD’deki kurak arazinin yüz ölçümü Avrupa kıtasının neredeyse tam beş misli. Bu topraklarda yetişen kaktüslerin genellikle yılda ortalama 200 mm3 suya İhtiyaçtan vardır. Oysa bu bölgelerde de buharlaşma, yaklaşık 1.700 mm3 su meydana gelmesine yol açıyor. Yani iklim ne kadar kurak görünürse görünsün ihtiyaç fazlası 1 500 mm3 suya sahiptir.

Ama önemli olan bu buhar halindeki suyun kaktüsler tarafından gövdelerine çekebilmesi… Yağmur suyu veya çiy, kaktüsün kök seviyesine pompalanır veya dikenlerin alt kısmında bulunan küçük tomurcuklar tarafından emilir. Bu safhada su, kaktüsün ağırlığının yaklaşık %75’ini meydana getirir ve kurak bir mevsim süresince de ağırlığının yaklaşık % 70’ini kaybeder.

>>> TASARRUF UZMANI :
Bir kaktüs için suyu depolamak ve suya sahip olmak, tek başına yeterli bir tedbir değildir. Depolanan suyun terleme ile harcanmaması gerekir. Bu yüzden bazı çok küçük yaprağa sahip kaktüs türlerinin yaprağı, normal bir ağaç yaprağının 30’da biri kadar terler ve bu yolla 30 defa daha az su kaybeder. Dikenli kaktüslerde ise. Zaten terleme problemi otomatik olarak ortadan kalkmıştır.

Bu bitkiler sanki geometri tahsili görmüş ve silindirin kendileri için en ideal yapı olduğunu biliyormuş gibi, güneş ve rüzgâr ile temas eden alanlarını azaltacak ve böylece su kaybını en aza indirecek bir şekilde sahip olmuşlardır.

“Yağlı” bitkiler de denilen sukulentler (kurakçıl bitkilerin büyük çoğunluğunu teşkil ederler) bu noktada dikkate değer bir performansa sahiptir. Mum kaktüsü, dallarındaki hücrelerin içerisinde yaklaşık 5 ile 10 ton su depolayabilir. Agav ve taş kaktüsleri suyu daha çok’ yapraklarında depo ederler. “Pachypodium” cinsi kaktüslerde ise, suyun stoklandığı yer köklerdir. Kökler bir yandan su depolama görevini görürken diğer yandan da (“Peyotl” türü kaktüste bariz olarak görüldüğü gibi) genişleyip daralma hareketiyle bitkinin güneş ışınlarından korunması İçin toprağın içine çekme vazifesini yerine getirirler.

Bu şekilde hem pompa sistemi, hem tomurcukların özel tasarımıyla özellikle sis ve çiyden emilen su, Kaktüsün bütün dokularına iletilir ve burada uzun süre depolanarak, ihtiyaç oranında kullanılır. Sadece keşfedilen bu sistem bile “SCHOTT cam sanayine” ilham kaynağı olmuştur, bundan kısa sürede büyük oranda sıvı emebilen özel bir cam imal edildi. Çok gözenekli bir malzemeden yapılan bu cam, hafif, geniş bir yüzeye ve yüksek depolama kapasitesine sahiptir. “Sintercam” denilen bu özel madde, kimyevi maddelere karşı dayanıklı, aynı zamanda zararlı maddelerin giriş-çıkışına da engeldir.

>>> CANLI SU İSTASYONLARI :
Kaktüsler depoladıkları bu su ile kendi ihtiyaçlarını karşılarken, aynı zamanda çölde susuz kalarak ölme tehlikesiyle karşı karşıya kalan insanların imdadına yetişirler. Meselâ, Arizona Çölünde dev kaktüslerin bulunduğu bölgeler, gerçek birer vaha özelliğine sahiptir. Bu dev kaktüsler de burada birer su istasyonu görevini görürler. Sadece insanlar için değil, kuşlar başta olmak üzere, suya muhtaç diğer canlılar için de.

>>> HEM BESİN HEM İLAÇ KAYNAĞI :
Opuntia (Kaynanadili) türlerinin meyveleri, özellikle de frenk incirinin (Oftcus-indica) hem meyvesi hem de yağından istifade edilir. Bileşiminde meskalin (bağırsak yumuşatıcı) bulunan bazı kaktüs türleri (örneğin: Peyotl kaktüsü) de çok eski tarihlerden beri ilaç olarak kullanılır.

Kaktüslerin tüm bu özellikleri: gövde ve tomurcuklarının özel tasarımı, pompa sistemi, su depolama sistemi ve içerdiği vitaminle şifalı özellikleri tüm canlı çeşitlerinde olduğu gibi, kaktüste de özel yaratılışa, Allah’ın onu çölün çetin şartlarına karşı özel olarak tasarladığına işaret eder ancak…

————-
“Sizin yaratılışınızda ve türetip-yaydığı canlılarda kesin bilgiyle inanan bir kavim için ayetler vardır.“ [Casiye Suresi, 4.ayet]

“Çünkü O, “Kusursuzca yaratan”dır. “ [Bakara Suresi, 54.ayet]

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir