KÖK HÜCRE MUCİZESİ NEDİR? ve YAPABİLDİKLERİ NELERDİR?

Kök hücre insan vücudundaki her türlü hücreye dönüşebilen ana hücrelerdir. Kemik iliğinde bulunur ve kendisine verilen özellikleri sayesinde vücutta eksilen hücreleri hemen belirler ve özel bölünme yeteneği ile ihtiyaç olan hücrelerin niteliğinde, eksilen miktar kadar üretim yapar. Kök hücrenin bu mucizevi üretimi, vücut içinde hiçbir zaman bir dengesizlik olmaması, yaşamımızın sorunsuz şekilde devam edebilmesi için gerekli olan sebeplerden sadece biridir.

Vücudumuzdaki kas, cilt, karaciğer hücreleri gibi hücrelerin belli bir hedefi var ve bölündüklerinde yine kendileri gibi bir hücre oluşturuyorlar. Yani karaciğer hücresi bölününce yeni bir karaciğer hücresi oluşuyor. Bundan farklı olarak, kök hücrelerin bu şekilde belirlenmiş bir görevi yok.

Kök hücre, çevresinden aldığı kimyasal ve elektriksel sinyallere göre hareket eder. Hasara uğramış olan hücreler, kök hücreye gönderdikleri kimyasal sinyaller sayesinde vücutta hücre üretimine ihtiyaç olduğunu haber verirler. Kök hücre, bu üretimi yapabilmek için ihtiyaç olan hücre tipine uygun şekilde bölünmeye başlar. Kök hücrede üretilen yeni hücreler, hasarın meydana geldiği yere doğru yola koyulur ve hasarlı hücrelerin yerini alırlar. Bu şekilde, haftalar içinde tek bir kök hücresi farklı tiplerdeki kan hücrelerinin tümünü üretebilir. Bir kanama sonunda yok olan alyuvarlar ya da bir enfeksiyon sonucunda ölen akyuvarlar, ne eksik ne fazla, gerekli miktarda ve tam olarak ihtiyaç olan zamanda yenilenerek vücut içindeki yerlerini alırlar.

Bir kök hücresinin hangi hücreye dönüşeceğini hücre çekirdeğindeki genlerdeki şifreler yönlendiriyor.

Erkeğin spermi ile kadının yumurtası birleştiğinde, yani döllenme sonrası oluşan hücre (zigot) tek başına tüm organizmayı meydana getirebilecek genetik bilgiye ve güce sahip. Vücuttaki tüm hücrelere dönüşebilecek potansiyele sahip olan bu ilk embriyonel hücreye “totipotent” herşeyi yapabilen anlamında hücre deniliyor. Döllenmeyi izleyen ilk dört ile beş gün içerisinde tek hücreden meydana gelen tüm hücreler aynı güce sahip. Yani döllenme sonrası ilk dört gün içerisinde oluşan hücreler rahim içerisine yerleştirildiğinde her biri tek başına bir organizma, yani insan oluşturabilecek güçte. Anne karnında ilk dört gün içerisinde eğer herhangi bir nedenle bu hücreler birbirinden ayrılırsa, ayrılan her hücre kendi başına büyüyor ve ayrı bir insan meydana geliyor. Genetik şifreleri aynı olan bu kişilere işte bu nedenle “tek yumurta ikizi” deniliyor.

Embriyonun beşinci gününden sonraki hücreler de başka bir organın hücresine dönüşebilecek yapıya sahip ancak artık tek başlarına bir canlı organizamyı oluşturabilme özelliğine artık sahip olmazlar.Böylelikle zaman ilerledikçe vücudumuzda ilk kök hücrelerin fonksiyonları biraz daha daralarak, kalanlar belirli tiplerdeki hücrelere dönüşme özelliğini koruyor yalnızca. Yani anne karnındaki belirli bir aşamasından sonra kök hücreler daha özelleştirilmiş görevlere sahip oluyor.

Tüm organizmayı oluşturma gücüne sahip olan veya tüm hücre türlerine dönüşebilen kök hücreler, insan gelişiminin ilk aşamalarında, yani embriyo aşamasında bulunuyor. Çocuklarda ve erişkinlerde ise biraz daha özelleşmiş kök hücreleri bulunabiliyor. Buna en iyi örnek kemik iliğindeki kan kök hücreleri. Bu hücreler hem çocuk hem de erişkin kemik iliğinde bulunuyorlar.

Kemik iliğinde üretilen her on bin hücreden sadece bir tanesi kök hücre özelliğini taşır. Bu sayı bazen yüz binde bir ihtimale kadar düşer. Üretilen kök hücrenin görünüşte diğerlerinden bir farkı yoktur. Ancak işlev olarak bu hücre, oldukça özel bir hücredir. Bu özel hücre, öncelikle vücut içindeki ihtiyaçları tespit eder, ardından kendisine has bölünme yeteneği sayesinde ihtiyaca göre bazen alyuvarları, bazen de savunmanın baş elemanları olan akyuvarları oluşturur.

Vücudumuz eskiyen, görevini yerine getiremeyen veya ölen hücrelerin yerine yenileri oluşturduğu, yani kendisini yenilediği sürece organlar çalışıyor ve yaşam devam ediyor. Ancak normal görevini yapamayan veya ölen hücrelerin yerine yenileri gelmediği zaman organlar çalışamıyor ve çeşitli hastalıklar meydana geliyor. Vücudun gerektiğinde hücre yenilemesi yapamadığı durumlarda vücuda dışarıdan verilen yeni hücreleri kullanmak, hastalığı tedavi edip insan hayatını uzatabilir. Örneğin kan kanseri olan bir hastaya sağlıklı kemik iliği verilmesi o kişinin hayatını kurtarabilir.

Günümüzde, kök hücrelerin varlığı ve ihtiyaca göre üretim yapması bilim adamları için hala büyük bir sırdır. Oysa bir insan bedenindeki kök hücre, her an hiç durmadan vücut için gerekli üretim işlemini kusursuz şekilde yerine getirmektedir.

Kök hücrede, bu üretimin hızı mükemmel şekilde ayarlanır. Kanda akyuvarlar sadece birkaç saat yaşarlar. Kana giren bir bakteriyi sindirir ve ardından ölürler. Trombositlerin ömrü iki hafta, alyuvarların ise dört aydır. Bu hücrelerin yenilenme vakitlerinin hatasız şekilde ayarlanması ve ona göre bir üretim yapılması gerekmektedir. Kök hücrelerin aynı zamanda, istisnai durumların da farkına varmaları gerekir. Vücutta meydana gelen herhangi bir hasar veya hastalık, bu üretimin daha seri, daha fazla ve yine eksiksiz şekilde yapılmasını gerektirmektedir. Kök hücrenin varlığı sonucunda vücutta böyle istisnai durumlar da sorun olmaz. Kan sıvısı, sürekli olarak aynı miktarda kan hücresi taşıyarak yolculuğuna devam eder.

Son yıllarda üzerinde çalışılan kök hücreler, hastalıklı hücrelerin yenilenmesi için sonsuz kaynak oluşturuyorlar. Laboratuvarlarda kök hücrelerden üretilen özelleşmiş hücreler vücutta eskilerinin yerini alabilecek. Çok sayıda bölünebilme ve değişik hücre türlerini oluşturabilme özelliğine sahip olan kök hücreler önümüzdeki yıllarda belki de eskiyen hücreler ve dokular için sonsuz bir yedek parça görevini üstlenecek.

Yine kök hücreler kullanılarak organın tamamını değiştirmeden, yani kişiyi hiç ameliyat etmeden sadece o organdaki hastalıklı veya ölü hücreleri sağlıklı hücrelerle değiştirmek mümkün olacak. Örneğin kalp krizi geçirerek kalp kaslarının büyük kısmını kaybeden hastaya, kök hücrelerden üretilen sağlıklı kalp kası hücreleri nakledilebilecek. Hastayı ameliyat etmeden sadece damardan enjekte ederek verilen bu hücreler kalbe ulaşarak hastalıklı veya ölü hücrelerin yerini alabilecek. Aynı yöntem böbrek veya karaciğer gibi organların hastalıklarında da kullanılabilecek. Belki bu yöntem sayesinde önümüzdeki yıllarda açık ameliyatlar tarihe karışacak.

Gördüğümüz gibi, kök hücre tam bir mucize niteliğinde olup bedenimizde kesintisiz ve aksaksız olarak yaptıklarıyla üzerimizde olan mükemmel kontrolün ve yaratılış harikasının bir göstergesidir. Allah’ın hücre fonksiyonlarını farklı şekilde yaratarak, bir onarım özelliği olan kök hücreyi de yaratmış olması insan sağlığı ve hayatın devamlılığı için çok ince detayda ve üstün bilimle tasarlanmış olan mekanizmanın örneğidir.

———
“Hamd, gökleri ve yeri yaratan, karanlıkları ve aydınlığı (nuru) kılan Allah’adır. (Bundan) Sonra bile, inkar edenler, Rablerine (birtakım varlıkları ve güçleri) denk tutuyorlar. Sizi çamurdan yaratan, sonra bir ecel belirleyen O’dur. Adı konulmuş ecel, O’nun Katındadır. Sonra siz (yine) kuşkuya kapılıyorsunuz. Göklerde ve yerde Allah O’dur. Gizlinizi ve açığınızı bilir; kazandıklarınızı da bilir.” [Enam Suresi, 1-3.ayet]

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir