SIÇRAYAN FRANSIZ” SENDROMU NEDİR ?

“Sıçrayan Fransız Sendromu” (Jumping Frenchman) bir hastalıktır, bilim insanları hala üzerinde çalışıyor, fazla bir bulgu yok ve hala psikolojik mi, nörolojik bir hastalık olup olmadığı konusunda kesin karar verilememiş.

Bu rahatsızlığın temel belirtisi, herşeye karşı aşırı tepkidir. Tepki çoğunlukla irkilme, korkma şeklinde olmakta, hasta yerinden zıplamakta, bağırmaya başlamakta, kollarını şiddetli şekilde sallamakta, başı ve ayakları refleks olarak istem dışı titremekte, kelimeleri tekrarlamakta, düşmekte, yerlerde sürünmekte ve uzun bir süre sakinleşememektedir.

Bu hastalık ilk olarak 1878 yılında George Miller Beard tafarından, Fransa’nın Maine kasabasında teşhis edilmiş, adı da buradan gelmektedir. Sıçrayan Fransız ani uyaranlara karşı ani bir tepki olarak gözlemlenmektedir. Bu anlarda hasta vücudunu kontrol edememekte. Mesela bazı örneklerde hasta aniden verilen bir emri istem dışı katiyen uygulamaktadır ve bu tür durumda sevdiklerine bile zarar verebilir, bazen bizim halk aramızda “tik” olarak adlandırdığımız tarzda birinin hareketlerini tekrar etme şeklinde görülebilir.

Ama en belirgin belirtiler yukarıda da dediğimiz gibi, ani suçrama, zıplama, ellerle ani hareketler yapma, aynı sözcüğü sürekli tekrarlama gibi kontrol dışı hareketlerdir.

Bu bir kalıtsal hastalıktır ve ailede varsa, nesillerde tekrarlayabilir, tedavisi yoktur ve ömür boyu bu hastalıkla yaşanır.

>> REFLEKS:
Vücudumuzun dışarıdan gelen ışık ses gibi bir uyarıda ani ve hızlı bir hareketle tepki göstermesine refleks denir. Refleks sözcüğü, Latince “yansımak” anlamına gelen “reflectere” sözcüğünden türetilmiştir. Belirli bir uyarı etkisiyle düşünme sürecinden önce oluşan refleks, sinir sisteminin bir olayıdır. Merkezi sinir sisteminin işleyiş yasalarına göre refleksin ana özelliği aynı türden uyarılara hep aynı tepkinin verilmesidir. Refleks, sinir sisteminin işleyişinde büyük öneme sahip bir etkinliktir. Refleksleri olmayan canlı organizmaların, dış etkilere karşı yeterince hızlı tepki verememeleri nedeniyle, yaşamlarını sürdürme olanakları azalır. Refleks mekanizması omurilik tarafından yönetilir.

Reflekslerimiz yaşamımız için ve sağlığımız için son derece önemlidir ancak refleksin bile dengelisi, kalitelisi şart. Reflekslerimiz belli bir kurala ve sisteme göre çalışmasaydı, “Fransız Sendromu”ndaki gibi sosyal ve psikolojik hayatımızı çok olumsuz etkileyen bir durumla karşı karşıya kalabilirdik.

Bazı hareketlerimizi kontrol edebiliyor, düşünerek hareket edebiliyor olmamız, böylece yaşam dengemizi sağlayabilmemiz son derece önemlidir. Yani hayatımızın bazı yönlerini beden sistemimize progrmlanmış ve mutlaka belli bir kurala göre çalışan reflekslerimiz, bazı yönlerini düşünsel hareketlerimiz belirlemektedir.

Bunlardan herhangi birindeki bozukluk veya dengesizlik olsaydı, kaliteli yaşamak mümkün olmazdı. Bu yüzden sahip olduğumuz sistemlerimizin değerini iyi bilmeli, şükredebilmeliyiz.

—————
“Ey insan, ‘üstün kerem sahibi’ olan Rabbine karşı seni aldatıp yanıltan nedir? Ki O, seni yarattı, ‘sana bir düzen içinde biçim verdi’ ve seni bir itidal üzere kıldı. Dilediği bir surette seni tertib etti..” [İnfitar Suresi, 6-8.ayetler]

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir