Etiket arşivi: Hac hadisleri

Hac farizasının faziletleri nelerdir? Hacca gidenlere vadedilen müjdeler nelerdir?

[sscb]

Soru:

Hac ibadeti; Allah’ın (cc) insanlar üzerindeki bir hakkıdır

Cevap:

Nasıl ki; “Ana-babanın evladı, devletin de halkı üzerinde hakkı vardır” cümlesinden terk edilmez ve yerine getirilmesi gereken bir hak anlaşılır. Hac ibadeti de Allah’ın kulları üzerindeki hakkıdır. Bu hukuktan kaçılamaz, borç hükmündedir.
Ayet-i Kerime’de Cenab-ı Hak (cc) şöyle buyurmuştur:
“Onda apaçık alametler, İbrahim’in makamı vardır. Oraya giren ise emniyette olur (ona dokunulmaz). Hem ona (oraya girmek için) bir yola gücü yeten kimsenin o evi ( Kâbe’yi ) hac etmesi, insanlar üzerinde Allah’ın bir hakkıdır. Kim de inkâr ederse, artık şüphe yok ki Allah, âlemlerden müstağnidir (hiç bir şeye muhtaç değildir.)” (Al-i İmran, 97)
Hac Allah katında çok faziletli bir ameldir
Bir sahabi:
“Ey Allah’ın elçisi! En faziletli amel hangisidir?” diye sordu. Hazreti Peygamber (asm):
“Allah’a imandır” buyurdu. Sahabi:
“Sonra hangisidir” diye sordu. Hazreti Peygamber (asm):
“Allah yolunda cihat etmektir” buyurdu. Sahabi:
“Sonra hangisidir” diye sordu. Hazreti peygamber (asm):
“Makbul bir hacdır” buyurdu. (Müslim)
Hazreti Peygamber (asm)’e gelerek:
“Amellerin hangisi daha faziletlidir?” diye sorulunca:
“Bir olan Allah’a iman, sonra cihad, sonra makbul olan hac, işte bunlar güneşin doğduğu yer ile battığı yer arasındaki mesafe kadar, diğer amellere üstün olur” buyurdu. (Tergib ve Terhib)

Kabul görmüş haccın karşılığı cennetten başkası değildir

“Kabul görmüş haccın karşılığı cennetten başkası değildir.” (Cem’ul Fevaid)
“Bir umre diğer umreye kadar ikisi arasında geçen hatalara kefarettir. İsyandan ve noksanlıktan uzak olarak makbul olan haccın karşılığı ise ancak cennettir.” (Buharî ve Müslim)
Ümmü Seleme (ra) anlatıyor:
“Resulullah (asm) buyurdular ki:
“Kim, hac veya umre için Mescid-i Aksa’dan Mescid-i Haram’a (kadar) ihrama girerse, geçmiş ve gelecek bütün günahları affedilir veya cennet kendisine vacip olur.” (Kütüb-i Sitte)

En faziletli cihad kabul görmüş hacdır

“Bir kere farz olan haccı yapmak, yirmi kere Allah yolunda savaş etmekten daha sevaptır.”
Bir adam Hazreti Peygambere (asm) gelerek:
“Ben korkak ve zayıfım. Bu nedenle cihad edemiyorum” dedi.
Bunun üzerine Hazreti Peygamber (asm):
“Silahsız cihada gel. Haccedersen cihad sevabı alırsın.” buyurdu. (Tergib ve Terhib)
Hz Aişe der ki (ra):
“Ya Resulallah! Cihadı en faziletli amel sayıyoruz. Peki, bizlerde cihad etsek olmaz mı?” diye sorduğumda:
Resulallah (asm) şöyle buyurdu:
“En faziletli cihad kabul görmüş hacdır.” (Cem’ul Fevaid)
Ebu Hüreyre (ra) anlatıyor: Resulallah (asm) buyurdular ki:
“Küçüğün, büyüğün, zayıfın, kadının cihadı Hac ve Umre’dir.” (Buhari)
“Yaşlının, zayıfın, kadının cihadı hac ve umredir.” (Tergib ve Terhib)

Hacı doğduğu günkü gibi günahsız olur

“Hac ile umre yapınız. Şüphesiz ki bu ikisi ateş körüğünün demir, altın ve gümüşün pas ve kirini giderdiği gibi günahları giderir.” (Tergib ve Terhib)
“Cenab-ı Hak hac vazifesini yapmakta olan kullarını kastederek:
“Ey meleklerim! Kullarımı (buralara kadar), getiren nedir?” buyurur. Melekler de:
“Rızanı ve cenneti istiyorlar.” cevabını verirler.
Allah-ü Teâlâ buyurur ki:
“Ben zatımı ve bütün yarattıklarımı şahit tutuyorum ki, onları yargıladım. Ne kadar çok olursa olsun; dehrin günleri, çölün kumlan kadar çok olsa bile, onların günahlarım bağışladım” buyurur. (Tergib ve Terhib)
“Hac, suyun kirleri temizlediği gibi, günahları yok eder.” (Taberani)
“Arafat’ta vakfeye durup da günahlarının affedilmediğini zanneden, büyük günaha girmiş olur.” (Hatib)
“Kabul olan bir hac, geçmiş günahları yok eder.” (Beyhâkî)
“Haccedip, kötü söz söylemeyen ve doğruluktan ayrılmayan, anasından doğduğu günkü gibi günahsız olur.” (Buharî)
“Hacılar Arafat’ta durunca, Allah-ü Teâlâ buyurur ki:
“Saçları dağınık, toz ve toprak içinde olan kullarıma bakın! Şahit olun ki, onların günahları, yağmur damlaları ve kum taneleri kadar da olsa, affettim.” (İbni Hibban)
“Bir Müslüman Allah yollunda mücahit olmak ve ihrama girerek yahut telbiye getirerek hacı olmak amacıyla yola çıkarsa mutlaka güneş günahlarıyla beraber batar. Güneşle günahları da batar ve günahlarından temizlenmiş olur.” (Taberanî)
“Hacı, ehlinden ayrılıp da 3 gün yol gidince, doğduğu günkü gibi günahsız olur.” (Ebu Davud)
“Bir hacı ile karşılaşınca, ona selam ver, onunla müsafeha et, eve girmeden önce, senin için dua, istiğfar etmesini iste; çünkü hacı, mağfiret olmuş kimsedir.” (Taberani)
İbnu Abbas (ra) anlatıyor: Resulullah (asm) buyurdular ki:
“Beyt’i (Kâbe-i Muazzama’yı) kim elli defa tavaf ederse, günahlarından çıkar ve tıpkı annesinden doğduğu gündeki gibi olur.” (Tirmizî)
Buradaki tavaftan maksat, şavtlar olmayıp, elli tam tavaftır.
Ümmü Seleme (ra) anlatıyor: Resulullah (asm) buyurdular ki:
“Kim, Hacc veya umre için Mescid-i Aksa’dan Mescid-i Haram’a (kadar) ihrama girerse, geçmiş ve gelecek bütün günahları affedilir veya cennet kendisine vacip olur.” (Ebu Dâvud, Menâsik )
“Bazı günahlara sadece Arafat dağında vakfeye durmak bile kefaret olur.” (İhya-u Ulum’id-Din)
Hacının dua ettiği kimsenin de günahları affedilir
“Hacının ve onun dua ettiği kimsenin günahları affolur.” (Bezzar)
“Ya Rabbi, hacının ve onun affolması için dua ettiği kimsenin günahlarını affet!” (Hakîm)
Hacı yakınlarından 400 kişiye şefaat eder
“Hacı, yakınlarından dört yüz kişiye şefaat eder ve anasından doğduğu gündeki gibi günahlarından kurtulur.” (Bezzar)
“Hacı, yakınlarından 400 kişiye şefaat eder.” (Ramuz)
Hac fakirliği yok eder
“Kul malını Allah için hac etmekte sarf eder, feda ederse Allah da onun maddi sıkıntılarını izale eder.”
Cabir b. Abdullah (ra) Resulullah’tan (asm) şu sözünü nakleder:
“Hacceden asla imar olmaz. Cabir’e “İmar ne demek” diye sorulduğunda Cabir (ra) fakirleşmek diye cevap verdi.” (El Mu’cemet’ul Evsat)
“Hac ve umre fakirliği ve günahları yok ederler.” (Cem’ul Fevaid)
“Hacı, fakirleşmez.” (Bezzar)
“Hacceden zenginleşir.” (Hakîm)
“Hac edin ki muhtaç olmayasınız.” (Taberani-Şir’a)
“Hac zenginliğe, zina fakirliğe sebep olur.” (Taberani-Şir’a)
Hac yolunda sarf ettiği mala bire 700 sevap verilir
“Hacı, Allah yolundadır. Hac yolunda sarf ettiği mal için bire 700 sevap alır.” (Taberânî)
“Hac için harcanan mala, Allah yolunda harcanan mala verildiği gibi yedi yüz misli sevap verilir.” (Beyhâkî)
Hazret-i Aişe (ra) umredeyken Hazreti Peygamber (asm) kendisine:
“Senin mükâfatın, yorgunluğun ve harcadığın para miktarıncadır” dedi. (Tergib ve Terhib 3/569)

Hacca giderken ölene kıyamete kadar hac sevabı verilir


Hac yapmayan hacı olamaz, ancak niyetine göre çok sevap alır. Çünkü hac yapmak niyetiyle yola çıkmıştır. Hadis-i şerifte:
“Bir iyilik yapmaya azmedip de yapamayan kimse, o iyiliği yapmış gibi sevap alır” buyruluyor.
Hacca giderken orada ölmekten korkmamalıdır. Hatta hac yolunda ölmeyi ganimet bilmelidir. Hadis-i şerifte buyruldu ki:
“Hacca giderken veya gelirken ölenin geçmiş günahları af olur. O kimse hesaba çekilmeden azap görmeden Cennete girer.” (İsfehani)
“Hacca giderken yolda ölene, kıyamete kadar hac, cihada giderken de ölene, kıyamete kadar cihad sevabı yazılır.” (Ebu Ya’la)
“Mekke’ye giderken ve oradan dönerken ölene, ahirette terazi kurulmaz, hesaba çekilmez ve günahları affedilir.” (İsfehani)

Hacılar Allah’ın misafirleridir


Allah Adem’i cennetten indirince “Ben seninle birlikte bir ev indireceğim. Arşımın etrafında tavaf edildiği gibi onun etrafında tavaf edilecek ve arşımın yanında namaz kılındığı gibi onun yanında namaz kılınacaktır.” buyurdu. (Teberânî)
“Hacceden kimseler, Allah’ın (kullan arasından seçtiği) heyetleridir. Allah onları davet etti, onlar da (Emr-i İlâhî’ye) icabet ettiler. Onlar Allah’tan isteyince Allah da isteklerini verir.” (Tergib ve Terhib)
Ebu Zer’den (ra) şöyle Resulullah’ın (asm) şöyle buyurduğu rivayet edildi. Davud (as):
“Ey Allah’ım! Kulların seni evlerinde ziyaret ettiklerinde ne ihsanda bulunacaksın? deyince, Allahu Teala (cc):
“Her ziyaretçinin ziyaret edilen üzerinde bir hakkı vardır ya Davud! Onların bendeki hakkı da dünyada onlara afiyet vermem ve ahirette kendileriyle karşılaşınca bağışlamamdır.” buyurdu. (Tergib ve Terhib)
“Hac ve umre niyetiyle (Mekke’ye) gidenler, Allah’ı (cc) halkı ve ziyaretçileridirler. Eğer onlar, Allah’tan isterlerse Allah kendilerine istediklerini verir. Eğer dua ederlerse, dualarını kabul eder. Eğer şefaatte bulunurlarsa şefaatleri kabul olunur. (İhya’u Ulum’id-Din)

Hac mevsimi, Allah’ın cehennemden en çok kul azat ettiği günlerdir


Ebû Hureyre’den (ra) rivayet edildiğine göre Rasûlullah (asm) şöyle buyurdu:
“Allah’ın cehennemden en çok kul azat ettiği gün, Arefe günüdür.” (Müslim, Nesâî, İbni Mâce)

Hac Müslümanları Yahudi ve Hıristiyanlardan ayıran farktır

“İslam’da gücü yettiği halde hacca gitmemek olmaz.” (Ebû Davud)
“Her kim kendisini Beytullah’a ulaştırabilecek bir azığa ve bineğe sahip olur da haccetmezse Yahudi ve Hıristiyan olarak ölmesi arasında hiçbir fark yoktur.” (Cem’ul Fevaid)
“Her kim, kendisini haccetmekten alıkoyan belli bir ihtiyaç, zalim bir yönetici ve ya kendisini yerinde tutacak bir hastalık olmaksızın haccetmeden ölürse ister Yahudi olarak ölsün, isterse Hıristiyan.” (Dârimî)

Hac İblis’i ağlatır

Mukarriblerden biri şöyle anlatır:
“Arafat’ta İblis bana bir insan suretinde göründü. Bir de ne göreyim, cismi gayet zayıf, rengi soluk, gözü yaşlı ve beli büküktü. Kendisine sordum:
“Ey İblis seni ağlatan nedir?”
“Ticari niyeti olmaksızın hacılar Mevlalarına doğru çıkıp gidiyorlar. Onların Mevla’ya yönelmelerinden, Mevla’nın da onları mahrum etmeyeceğinden korkarım. Bu durum beni mahzun edip ağlatmaktadır.” dedi. (İhya’u Ulum’id-Din)

Hac seyahat sıhhatini verir

“Yolculuk edin ki sıhhate kavuşasınız.” (Taberani-Şir’a) 

Hac nedir? Hac ayları nelerdir?

[sscb]

Soru:

Hac ne demektir? Haccın vakti ne zamandır? Hac vakti ile hac ayları birbirinden farklı mıdır?

Cevap:

Allah-ü Teâlâ (cc) Hazret-i Âdem’i (as) cennetten yeryüzüne indirirken:
“Ben, seninle birlikte, Arşımın etrafında olduğu gibi, etrafında tavaf edilecek! Arşımın yanında namaz kılındığı gibi yanında namaz kılınacak bir Beyt-i Şerifi de indiriyorum.” buyurdu.
Hazret-i Nuh (as) zamanındaki tufanda bu Kâbe semâ’ya kaldırıldı Peygamberler haccetmek istiyorlar fakat Kâbe’nin yerini bilemiyorlardı.
“Allah-ü Teâlâ Hazreti İbrahim’i oraya yerleştirdi. O da Kâbe’nin yerini tayin edip Hira, Sebir, Lübnan, Tür ve Hayr dağlarından taşlarını getirdi (Oğlu İsmail’le birlikte) Kâbe’nin binasını kurdu.” (Tergib ve Terhib)
Hac kelimesi sözlükte; saygı duyulan büyük ve önemli bir şeye yönelmek, ziyaret etmek, bir yere gidip-gelmek anlamlarını taşır. Bir fıkıh terimi olarak; imkânı olan Müslümanların belirlenmiş zaman içinde (Kameri aylardan Zilhicce ayında) Ka’be, Arafat, Müzdelife ve Mina’da belli dini görevleri, şart ve usulüne uygun olarak yerine getirmek suretiyle yapılan ibadeti ifade eder. Bunların hepsine birden hac törenleri anlamında “menâsikü’l-hac” denir. Bu kutsal yerleri belirli zamanlarda ziyaret eden kimseye “hacı” denir.
İslam’ın beş temel esaslarından biri olan hac; İslam’ın evrenselliğini, birlik ve beraberliğini, ırk, renk, cinsiyet, dil, ülke ve kültür ayrımı olmadan müminlerin kardeşlik ve eşitliğinin temsil edildiği bir ibadettir.
Peygamberimiz de haccı Müslümanlığın beş esasından biri olarak saymış, yapılışını bizzat uygulayarak Müslümanlara öğretmiştir.
“İslam beş temel üzerine kurulmuştur. Allah’tan başka ilah bulunmadığına ve Muhammed’in Allah’ın elçisi olduğuna tanıklık etmek, namazı dosdoğru kılmak, zekâtı vermek.” (Hac, 22- 27)
Hac hem mal hem de bedenle yapılan bir ibadettir. Maddi durumu iyi olanların ömürlerinde bir defa hac ibadetini yapmaları farzdır. Diğer yapılan hac ibadetleri ise nafile hacdır.
Hac vakti ile hac ayları farklıdır. Hac ibadeti hac vaktinde yapılır. Hac vakti, Arefe ve Kurban bayram günleridir. Hac ayları ise, Şevval ve Zilkade ayları ile Zilhiccenin ilk on günüdür. Tavaf, vakfe gibi ibadetler, Şevval ve zilkadede aylarında değil, sadece, Arefe ve kurban bayramı günleri yapılır. Hac ayları, hac ile ilgili diğer fiillerin yapılması gereken aylardır.
Bir hadis-i şerif meali şöyledir:
“Hac için, hac aylarında ihrama girmek sünnettir.” (Buhari)
Fıkıh kitaplarında da deniyor ki:
“Hac fiilleri, hac aylarının dışında yapılmaz. Hac için, bu aylardan önce ihrama girmek tahrimen mekruhtur.” (Dürr’ül-Muhtar)