Etiket arşivi: oruç

Uyuyarak oruç tutmak


Sual: Bir hoca, (Uyuyarak oruç tutan sevab yerine hava alır ve sevabına ancak rüyada kavuşur, sevabını hayâl bile edemez) diyor. Ben, gece çalışıyorum, gündüz uyuyorum, sadece namaz vakitlerinde uyanıyor, namazımı kılıp yatıyorum. Benim oruçlarım boşa mı gidiyor?
CEVAP
Hayır, oruçlunun uyumasının mahzuru olmaz. Aksine uyuması bile sevab olur. Gece çalışmasanız bile, gündüz uyuyabilirsiniz. Bir hadis-i şerif meali şöyledir:
(Oruçlunun uykusu ibadettir.) [Deylemi]

Bir beyit de şöyledir:
Oruçlunun uykusu, elbette ibadettir,
Oruçluyken uyumak, ne büyük saadettir.

Uyumak kötü bir şey değildir. Ölü gibi yatan, Allahü teâlânın lütfuyla, uyurken de sevab kazanıyor. Uykuda günah yazılmaz, çünkü şuurlu olarak bir günah işlemiyor. Bir hadis-i şerif meali:
(Şu üç kişiden kalem kaldırılır [günah yazılmaz]: Uyuyan kimse uyanana kadar, çocuk büluğa erene ve deli olan iyileşinceye kadar.) [Ebu Davud]

Eğer oruçlu, abdestli yatmışsa ayrıca sevab alır. Bir hadis-i şerif meali şöyledir:
(Abdestli olarak yatan, uykudayken, gündüz saim [oruçlu], gece kaim [gece uyanıp ibadet eden] gibi sevaba kavuşur.) [Deylemi]

Yatarken hayırlı işleri yapabilmek için istirahat etmeye, namaza kalkmaya, uyanınca hayırlı işler yapmaya niyet etmeli! Böyle niyet edenin uykusu ibadet olur. Âlimler bunu bilip böyle niyet ettikleri için, Peygamber efendimiz, (Âlimlerin uykusu ibadettir) buyuruyor. Bir kimse de, gece ibadet etmek niyetiyle yatsa, fakat uyanamasa, niyeti sebebiyle yine sevab kazanır. Bir hadis-i şerif meali şöyledir:
(İbadete niyet edip yattıktan sonra, uyuyup kalana, niyeti sebebiyle gece ibadet etmiş gibi sevab yazılır, uykusu da kendisine sadaka olur.) [Nesai, İbni Mace]

Oruçlu kimse, uyanıkken namaz kılamıyor, hayırlı işler yapamıyorsa, gıybet ediyor veya günah olan işler yapıyorsa, uyuması onun için daha iyi olur. Uyumakla günahlardan kurtulmuş olur. (Uyuyan, orucun sevabını hayâl bile edemez) demek ilmî değil, indî bir sözdür.

Uzun ve sıcak günlerde oruç tutmak, kısa ve soğuk günlerde oruç tutmaktan ve maniler arasında sıkıntılı oruç tutmak daha sevabdır diye kendini sıkıntıya sokmak yanlış olur. Sıkıntı tabiî olarak gelmeli, kendi elimizle kendimizi sıkıntıya sokmamız sevab olmaz.

Oruç ve namaz


Sual: Oruçta imsak vakti girince yiyip içmeyi bırakıyoruz, fakat sabah namazına ise, imsak vaktinden mevsimlere göre, 15-20 dakika kadar sonra başlamamızın sebebi nedir?
CEVAP
Oruçta ve yatsı namazının vaktinin sonu için, ihtiyat olarak, birinci fecre itibar olunur. Sabah namazında ise itibar, ikinci fecredir. Şerh-i Vikâye’de de böyledir. (Hindiyye)

Sabah namazının vakti, dört mezhepte de, şer’i gecenin sonunda yani imsak vaktinde başlar. (S. Ebediyye)

Yani oruca en geç Türkiye Takvimi’ndeki imsak vaktinde başlamalı.

Oruç tutma zamanı


Reformcu diyor ki: (Çok uzun süre oruç tutuluyor. Güneş doğmaya yakın bir zamana kadar yiyip içmeli. Ancak o zaman siyah iplikle beyaz iplik ayrılabilir. Böyle yapılmazsa Kur’anın emrine uyulmamış olur.)
CEVAP
Bunu başka mezhepsizler de söylüyor. Siyah iplikle beyaz ipliğin ayırt edilmesinin açıklamasını bilmediklerinden veya art niyetlerinden dolayı böyle konuşuyorlar. Halbuki iplikten maksadın ne olduğunu, Peygamber efendimiz açıkça bildirmiştir.

Bekara suresinin, (Beyaz iplik siyah iplikten ayırt edilinceye kadar yiyip, için!) mealindeki 187. âyet-i kerimesindeki ipliklerin, gündüzün beyazlığı ile gecenin siyahlığı olduklarını anlatmak için, daha sonra fecrin kelimesi indi. Gündüzün beyazlığı ile gecenin siyahlığı, iplik gibi birbirinden ayrılınca, oruca başlanacağı anlaşıldı. (Rıyad-un-Nasıhin)

Eshab-ı kiramdan Sehl İbni Sa’d hazretleri anlatır:
(Beyaz iplik siyah iplikten, ayrılıncaya kadar yiyin için!) âyeti inince, fecrin = tan yerinde kelimesi henüz nazil olmamıştı. Bir kısım insanlar, oruç tutacakları zaman, ayaklarına siyah ve beyaz iplik bağlar, bunlar görülünceye kadar yiyip içmeye devam ederlerdi. Bunun üzerine Cenab-ı Hak, minel fecri kelimesini indirdi. O zaman, beyaz ve siyah ipliğin ayrılmasından maksadın, gündüzün beyazlığı ile gecenin siyahlığının iplik gibi birbirinden ayrılması olduğu anlaşıldı. (Buharî, Müslim)

İplikten maksat
Adiy İbni Hatim hazretleri anlatır:
(Yâ Resulallah, âyette geçen, beyaz ipliğin siyah iplikten ayrılması nedir, bunlar bildiğimiz siyah iplikle beyaz iplik değil mi?) diye sordum. (Hayır, iki iplik değildir. Biri gecenin karanlığı, diğeri de gündüzün beyazlığıdır) buyurdu. (Buharî)

Bu âyet-i kerimeyi duyan bir zat, (Yâ Resulallah, ben gündüzün geceden ayrıldığını öğrenmek için yastığımın altına bir beyaz iplik ile bir siyah iplik koydum, fakat gecenin bitişini yine de tespit edemedim) dedi. Bunun üzerine, Peygamber efendimiz, (O iplikler, gündüzün aydınlığıyla gecenin karanlığıdır) buyurdu. (Buhari)

Eğer Peygamber efendimiz açıklamasaydı, beyaz ipliğin aydınlık, siyah ipliğin karanlık olduğunu nereden bilecektik? Kur’an-ı kerimden anladığımıza uyarak, bilhassa bulutlu havalarda, daha ortalık karanlık diye, reformcular gibi güneş doğana kadar yer içerdik.

Oruç kefareti yokmuş!


Reformcu diyor ki: (Her ne kadar dört mezhepteki âlimlerin hepsi oruç kefareti var diyorlarsa da, ben araştırdım. Kitap ve Sünnet’te böyle bir bilgiye rastlamadım. Benimle aynı görüşte olan yazarlar da vardır.)
CEVAP
Dinde reformcu, oruç kefaretini kaldırmak için yazar dediği yamukları gösteriyor. Dört mezhebin âlimlerine niye itibar etmiyor ki?

Geceden niyetli orucunu kasten bozana kefaret gerektiği, din kitaplarının hepsinde yazılıdır. Kütüb-i sitte isimli meşhur altı hadis kitabından Buhari, Müslim, Ebu Davud, Tirmizi ve Nesai’de mevcuttur. En kıymetli bu beş hadis kitabına inanmayan, eğer cahil değilse, art niyetli bir reformcudur. Hazret-i Ebu Hüreyre’nin rivayet ettiği bu hadis-i şerif şöyledir:
Bir kimse, Resulullah’a gelerek, (Helak oldum yâ Resulallah) dedi. Resulullah ne olduğunu sordu. O da Ramazan orucunu kasten bozduğunu söyledi. Peygamber efendimiz, bir köle azat etmesini emretti. Kölesi olmadığını söyleyince, aralıksız iki ay oruç tutmasını emretti. Bunu da yapamayacağını söyleyince, fakir doyurmasını emretti.

İslam âlimleri de, geceden niyetli orucunu mazeretsiz kasten bozan kimsenin, kefaret olarak varsa bir köle azat etmesini, yoksa peş peşe 60 gün oruç tutmasını, herhangi bir sebeple oruç da tutamazsa, 60 fakiri doyurmasını bildirmişlerdir. (Redd-ül-muhtar)

Resulullah’ın bildirdiği hükmü kabul etmeyen, Allahü teâlânın emrini kabul etmemiş olur, çünkü Kur’an-ı kerimde mealen, (Resule itaat eden, Allah’a itaat etmiş olur) buyuruluyor. (Nisa 80)

Oruç açarken


Sual: Orucu hangi gıda ile açmak gerekir?
CEVAP
Sünnet olan hurmayla, su veya sütle açmaktır. Bunlar da yoksa meyve veya sebzeyle açılabilir. Mesela zeytinle açılır. Ateşte pişmiş şeyle, mesela ekmekle, çayla, çorbayla açmamalı. Bir hadis-i şerif meali şöyledir:
(İftarı hurmayla açın, zira o berekettir. Şayet hurma bulamazsa suyla iftar edin, çünkü o temizleyicidir.)
[İ. Mace]

Bu konudaki diğer hadis-i şeriflerden üçü de şöyledir:
(Peygamber efendimiz, taze hurmayla iftar ederdi. Taze hurma yoksa kuru hurmayla, o da yoksa suyla iftar ederdi.) [Tirmizî]

(Peygamber efendimiz iftarını sütle de açardı.) [Dâre Kutnî]

(Peygamber efendimiz, üç hurmayla veya ateş dokunmamış bir şeyle iftar ederdi.) [Ebu Ya’la]

İftar vakti dua
Sual:
İftar açmadan önce dua etmek uygun mudur?
CEVAP
Çok iyi olur. İftardan önce yapılan dua kabul olur. İki hadis-i şerif meali şöyledir:
(Oruçlunun iftar vaktinde geri çevrilmeyen [kabul edilen] bir duası vardır.) [İ. Mace]

(Oruçlunun duası reddedilmez.) [Tirmizi]

Şöyle dua etmek iyi olur: Euzü ve Besmele çekilip, (Allahümme yâ vâsi’al-magfireh, igfirlî ve li-vâlideyye ve li-üstâziyye ve lil-mü’minîne vel mü’minât yevme yekûmülhisâb) denir. . Manası şöyledir:
(Ey mağfireti çok geniş olan Allah’ım! Kıyamet günü hesaba çekilirken, beni, ana babamı, hocamı, erkek ve kadın bütün müminleri affet!)

Oruc və ac qalmaq


Sual: Bəziləri ac və susuz qalmağın nə faydasının olduğunu deyirlər. Oruc tutmaqda məqsəd nədir?
CAVAB
Oruc tək ac və susuz qalmaq deyil. Bir heyvanı və ya inanmayan birisini bir otağa salıb ac-susuz buraxmaqla oruc tutdurulmuş olmaz. Orucun səbir, şükr, nəfs tərbiyəsi kimi digər ibadətlərlə əlaqəsi vardır. Ona görə hədisi-şərifdə “Hər şeyin bir qapısı vardır. İbadətlərin qapısı isə orucdur” buyuruldu. (İbni Mübarək)

Sinir sistemimizin bədəndəki yeri çox mühümdür. Dil sinirləri iflic olan danışa bilməz. Ayaqdakı sinirlər iflic olsa, insan gedə bilməz. Sinirimizin pozulması nisbətində həyatımız az və ya çox təhlükə içindədir. Siniri xəstə olan narahat olar, səbir edə bilməz. Cəmiyyətdəki mübahisələrin, cinayətlərin çoxu əsəbi olmaqdan, səbir edə bilməməkdən irəli gəlir. “Oruc səbirin, səbir də imanın yarısıdır” hədisi-şərifi oruc tutanın səbirli olduğunu bildirir. (Əbu Nuaym)

Beləcə, orucun imandan da olduğu görülür. İmanlı olan da imanının qüvvəsinə görə cinayət və günah işləməz. Əsəbinə hakim olar. Hər şeyin bir zəkatı vardır. Bədənin zəkatı isə aclıqdır. Oruc tutaraq ac qalanın arzularının azaldığı üçün səbir etməsi asan olur. Oruc tutan ac qalar. Ac qalmaq yaxşıdır: Ac qalanın bəsirəti açılar. Anlayış qabiliyyəti artar. Hədisi-şəriflərdə “Ac dayananın idrakı artar, zəkası açılar”“Təfəkkür ibadətin yarısı, az yemək isə hamısıdır” buyurulmuşdur. (İ. Qəzali)

Çox yeyən çox yatar, çox yatanın da ömrü boşa keçmiş olar. Çox yeyən sərxoş kimi olar, beyni yorular. Zəkası, zehni kütləşər. Aclıq qəlbdə incəlik doğurar. Hədisi-şərifdə “Az yeyənin içi nurla dolar və Allahu təala az yeyib-içən və bədəni xəfif olan mömini sevər” buyuruldu. (Deyləmi)

Aclıqda arzular azalar, nəfsimiz itaətli olar, itaətsizliyi gedər. Çox yemək qəflət doğurar. Azğın bir atı tutmaq çətin olduğu kimi, çox yedirməklə üzvün nəfsinə hakim olmaq da çətindir. Aclıqla tərbiyəsi asanlaşar. Hədisi-şərifdə buyurulub:
“İnsan qəlbi tarladakı əkin, yemək isə yağış kimidir. Çox su əkini qurutduğu kimi, çox qida da qəlbi öldürər”.
[İ. Qəzali]

Həmişə tox olan şəfqətsiz və mərhəmətsiz olar. Tox acın halını bilməz. Çox yeyən sərt və qatı qəlbli olar. Hədisi-şərifdə “Çox yeyib-içməklə qəlbinizi öldürməyin!” buyurulmuşdur. (İmam Qəzali)

Əsəblərinə hakim olan dinc olar. Aclıq günah işləmək arzusunu yox edər, pislik etməyə mane olar. Hədisi-şərifdə “Aclıq və susuzluq yolu ilə nəfslə cihad etmək Allah yolunda cihad kimidir” buyurulub. (İmam Qəzali)

Çox yeyən çox su içər. Çox su içən çox yatar. Çox yatanın ömrü yuxu ilə keçdiyi üçün, dünya və axirət qazancına mane olar. Deməli, aclıq əsəbləri sağlam və gümrah tutar. Çox toxluq axmaqlığa gətirib çıxarar. Oxuduğunu əzbərləmək və yadda saxlamaq çətinləşər. Hədisi-şərifdə “Hər gün bir dəfə yemək yeymək etidaldır” buyuruldu. (Beyhəki)

İki gündə üç dəfə yemək yeməyin normal olduğu bildirilmişdir. (Təshilül-mənafi)

Xəstəliklərin çoxu çox yeməkdən irəli gəlir. Hədisi-şərifdə “Çox yeyib-içmək xəstəliklərin başıdır” buyurulmuşdur. (Darə-Qutni)

Az yeyənin canı sağlam olar. Hədisi-şərifdə “Oruc tutan sağlam olar” buyurulub. (Təbərani)

Çox yeyəndə acıma hissi azalar. Arzuları artar, harama meyl salar. Qeyri-məşru arzuları hərəkətə gətirən yolları kəsmək lazımdır. Aclıq şeytanın yolunu kəsər. Hədisi-şərifdə “Şeytan damardakı qan kimi bədəndə gəzər, aclıqla yolunu daraldın” buyurulub. (Əhya)

Oruc tutmamağı mübah edən üzrlər


Sual: Oruc tutmamağı mübah edən üzrlər hansılardır?
CAVAB
Oruc tutmamağı mübah edən üzrlər bunlardır:
1-Xəstəlik: Xəstə olan və ya oruc tutanda xəstəliyi artan şəxs oruc tutmaz və ya tutursa, poza bilər. Xəstəyə baxan da xəstə hökmündədir. Xəstəyə baxmaq üçün çətinliyə düşsə, oruc tutmaya bilər.
2-Səfər: 104 km uzağa gedən şəxs 15 gündən az qaldığı yerdə səfəri olar. Səfərdə çətinlik olarsa, iş axsayarsa və ya qəzaya səbəb olacaq bir vəziyyət olarsa, orucu qəzaya saxlamaq caiz olar. Hədisi-şərifdə «Səfərdə sıxıntı içində oruc tutmaq yaxşı iş sayılmaz» buyurulmuşdur. «Buxari»
3-Hamilə və əmzikli olmaq: Özünə və ya uşağına bir zərər gələcəksə, hamilə və əmzikli qadın oruc tutmaz. Hədisi-şərifdə «Allahu-təala hamiləylə, əmzikli qadına oruc tutmaması üçün sənəd verdi, orucunu təxir etdi» buyurulur. «Əbu Davud, Tirmizi, Nəsai»
Əmzikli qadın öz uşağını və ya başqasının uşağını əmizdirsə də, hökm eynidir.
4-Aclıq və susuzluq: Özündə şiddətli aclıq və susuzluq meydana gələn şəxs ölüm təhlükəsi varsa və ya huşunu itirəcəksə, yaxud xəstələnib bir zərərə uğrayacaqsa, orucunu poza bilər.
5- Qocalıq: Oruc tuta bilməyən yaşlı adamın yaxşılaşma ehtimalı da yoxdursa, tuta bilmədiyi günlər üçün fidyə verər. 30 günün fidyəsi 52 kq undur. Və ya 52 kq un dəyərində qızıl da verilə bilər.
6- İkrah: Oruclu «Orucunu pozmasan, səni öldürərik və ya bir üzvünü kəsərik» deyə təhdid edilmişsə, dediklərini etməyə gücləri çatır və uydurmurlarsa, oruclunun orucunu pozması mübah olar.
Ramazanda oruc tutmaq çox savabdır. Üzrsüz oruc tutmamaq böyük günahdır. Hədisi-şərifdə «Üzrsüz ramazanda bir gün oruc tutmayan bunun yerinə bütün il boyu oruc tutsa, ramazandakı o bir günkü savaba qovuşa bilməz» buyurulmuşdur. «Tirmizi»

Oruc pozulunca
Sual:
Ramazan ayında orucu pozulan şəxs artıq yeyib-içə bilərmi?
CAVAB
Ramazan günü orucunu hər hansı bir səbəblə pozan, səfərdə ikən öz şəhərinə gələn, yəni gəlincə mukim olan və heyzi kəsilən qadın axşama qədər oruclu kimi qalar, yeyib-içməz; lakin heyzi başlayan qadın oruclu kimi qalmaz; yeyib-içər. Oruc tuta bilməyəcək bir üzrü olanlar oruc tuta bilmədikləri günlər gizli yeyib-içməlidir.

Ağızdaki kan ve oruç


Sual: S. Ebediyye’de, (Ağız bazen bedenin içi sayılır. Bunun için, oruçlu kimse, tükürüğünü yutarsa, orucu bozulmaz. İnsanın içindeki necasetin mideden bağırsağa geçmesi gibi olur. Ağızdaki yaradan veya diş çektirmeden, iğne yapılan yerden yahut mideden ağza kan çıkması, abdesti ve orucu bozmaz) deniyor. Buradan iğne yapmanın orucu bozmadığı mı anlaşılıyor?
CEVAP
Hayır, iğne yapılınca dört mezhepte de oruç bozulur. Orada oruçla abdest bir arada bildirilmiştir. Teker teker yazarsak anlaşılması kolay olur:
1- Ağızdaki yaradan kan çıkınca, oruç da abdest de bozulmaz. Kan yutulursa oruç bozulur, abdest bozulmuş olmaz. Kan, ağızdan çıkınca abdest bozulur, oruç bozulmuş olmaz.

2- Diş çektirince gelen kan yutulmadıkça, oruç bozulmaz, ağızdan dışarı çıkmadıkça abdest bozulmuş olmaz.

3- İğne yapılan yerden gelen kan, ağızdan dışarı çıkmadıkça abdesti bozmaz, yutulmadıkça orucu bozmaz. Orada bildirilmek istenen budur. Oruçluyken iğne yaptırmak orucu bozar.

4- Mideden ağza kan gelse, orucu da abdesti de bozmaz.

Şevval ayında oruç


Sual: Ramazandan sonra, Şevval ayında oruç tutmanın önemi nedir?
CEVAP
Her zaman oruç tutmak sevabdır. Hadis-i şerifte, (Oruç, Cehennem ateşinden koruyan bir kalkandır) buyuruldu. (Buhârî)

Şevval ayında tutulan orucun çok sevabı vardır. Üç hadis-i şerif meali şöyledir:
(Ramazandan sonra Şevval ayında da 6 gün oruç tutan, anasından doğduğu günkü gibi günahsız olur.) [Taberanî]

(Ramazan orucuyla Şevvalde de 6 gün oruç tutan, bir yıl oruç tutmuş sayılır.) [İbni Mace]

(Ramazan ayı orucu on aya, Ramazandan sonra tutulan 6 gün oruç da iki aya mukabil olur ki, böylece bir yıl oruç tutma sevabına kavuşulur.) [İbni Huzeyme]

Bu 6 gün orucun bayramdan sonra hemen tutulması iyidir. Aralıklı tutmak da caizdir. Kazaya niyet ederek tutmalı. Kaza oruçlarını, pazartesi ve perşembe günleri tutmak daha iyidir. Üç hadis-i şerif meali şöyledir:
(Ameller, pazartesi ve perşembe günleri arz olunur. Ben de amelimin oruçluyken arz olunmasını isterim.) [Tirmizi]

(Pazartesi ve perşembe, günahların affedildiği gün olduğu için oruç tutuyorum.) [Müslim]

(Cennetin kapıları pazartesi ve perşembe günleri açılır.)
[Müslim]

Sual: Şevval ayına girdik. 6 gün orucuna başladım. Ramazanda âdet olduğum zaman tutamadığım oruçlarım oldu. 7 gün tutamadım. 6 günlük oruç diğerinin yerine geçer mi? Yoksa 13 gün oruç tutmam mı gerekiyor?
CEVAP
Altı gün orucu tutarken kazaya da niyet ederseniz hem kazanız ödenmiş olur, hem de Şevval ayında oruç tutma sevabına kavuşmuş olursunuz. 7 gün kaza tutarsanız borcunuz kalmaz.

Sual: Şevval ayında tutulan altı gün orucu (kaza ve nafile oruca niyet ederek) peş peşe tuttuk. Kimisi Pazartesi-Perşembe tutulması gerektiğini söylediğinde kötü bir niyet olmadan, bir an önce tutmak manasında (Altı gün orucu bir an önce tutup kurtulalım) dediğimiz oldu. Bir mahzuru var mı?
CEVAP
Oruç tutan adamın kötü niyeti olur mu? Siz onu kendinize bir görev hissettiğiniz için öyle dediniz. Namaz için de aynı şey söylenir. (Hele şu namazı bir an önce kılalım veya önce namazı kılalım da kurtulalım) demek küfür olmaz. Çünkü borçtan bir an önce kurtulmak demektir.

Sual: Biz komşularla altı gün oruçlarımızı tuttuk. Bir hanım, kadınların tutması gereken bir borcu varsa, bu altı gün nafile orucu tutamaz dedi. Bu doğru mu?
CEVAP
Farz namaz borcu olan nafile ve sünnet kılamaz, ancak oruç tutabilir. Çünkü ikinci ramazana kadar borcunu ödeyebilir. Ama bu altı günleri tutarken kazaya da niyet ederse hem bugünlerde oruç tutmuş olur hem de kazasını ödemiş olur.

Sual:
Şevval ayında tutulan 6 gün oruç, şevval ayı içerisinde hangi gün olursa olsun tutulabilir mi?
CEVAP
Evet, 30 gün içinde altı gün oruç tutulur.

Sual:
Ben 6 gün orucuna başladım. İkincisini bugün tutacağım. Ancak dün gece biraz uykulu idim, yemeği yiyip yattım. Sabah kalktığımda niyet etmediğimi hatırladım. Ancak gece yatarken hanımıma “ben sahura kalkacağım yarın ve diğer günler (14-15. günler de) oruç tutacağım dedim. Böyle yapmam niyet yerine geçer mi?
CEVAP
Sahura kalkıyor hem de yemek yiyorsunuz. Bu niyet yerine geçer. Hatta acele edip, vakit bitmeden şunu içeyim şunu da yapayım deniliyor, bunlar da niyettir.

Şevval ayında oruç tutmak
Sual:
Hilal gözetilmeden takvimlere göre ramazan ve bayram yapılan günlerde, Ramazandan sonra iki gün oruç tutmak gerekiyor. Bir de hayz halinde tutulmayan oruçlar oluyor. Şevval ayında altı gün nafile oruç tutmak da çok sevabdır. Kaza namazları kılarken, nafile namazlara da niyet edildiği gibi, kaza oruçlarını tutarken, hem Şevval ayı orucuna, hem de kaza orucuna birlikte niyet edilebilir mi?
CEVAP
Evet, öyle niyet edilir. Şevval ayında kaza orucu tutarken, Şevval orucuna ayrıca niyet edilmese bile, yine Şevval ayında tutulması çok sevab olan nafile oruçlar da, tutulmuş olur. Peygamber efendimiz, Muharremin 9 ve 10. günleri nafile oruç tuttuğu için bize sünnet olmuştur. Yine Peygamber efendimizin, her Arabî ayın 13, 14 ve 15. günleri ve kurban bayramı arefesinde nafile oruç tuttuğu olurdu. Resulullah efendimiz, bu günlerde nafile oruç tuttuğu için, o günlerde bizim oruç tutmamız da müstehab olmuştur. Bu günlerde kaza orucu tutarken, sünnet veya müstehab denmese de, Peygamber efendimiz, o günlerde oruç tuttuğu için, sünnet veya müstehab da yerine gelmiş olur.

Bildirilen günlerde nafile oruç tutarken kazaya da niyet etmeli, yani (İlk kazaya kalan Ramazan orucumu tutmaya) demelidir. Kaza orucumuz olmasa bile, böyle niyet etmenin hiç mahzuru olmaz. Kazamız yoksa zaten nafile olur. Mübarek günlerde, oruç tutarken her zaman kazaya niyet etmeliyiz.

Şevvalde 6 gün oruç
Sual:
Ramazan-ı şerifin ve bayramın başlaması hilalin gözetlemesiyle tespit edilmediği için, ramazandan sonra 2 gün kaza orucu tutmak gerekiyor. 6 gün de şevvalde oruç tutuluyor. Hepsi 8 mi ediyor, yoksa 6 gün tutulsa, hem 2 gün kaza orucu hem de şevvalde 6 gün oruç tutulmuş olur mu?
CEVAP
Şevvalde 6 gün kaza orucu tutulsa, ramazandan sonra 6 gün oruç tutmak gerektiği için, bu ayda 6 gün oruç tutulmuş olur. İkisi ramazan orucunun kazası diyerek 8 gün oruç tutmak gerekmez. En az bire on sevab verildiği için, bir ay ramazanda oruç tutan 300 gün, şevvalde de 6 gün oruç tutan 60 gün oruç tutmuş gibi olacağı, yani bütün yıl oruç tutmuş sayılır. Diyelim ramazanda tuttuğumuz 30 gün orucun ikisi isabet etmese, ikisini sonra kaza etmiş oluyoruz. Ramazan diye tuttuğumuz 2 gün normal nafile olur. 4 gün de şevvalde tutulunca yine 6 gün tutulmuş oluyor.