TAKLİT EDİLEMEYEN İNSAN YÜRÜYÜŞÜ

Her sağlıklı bebek biraz büyüdükten sonra yürümeyi öğrenir ve gün geçtikçe bunu hiç zorlanmadan, düşünmeden, hesap yapmasına gerek kalmadan dengeli ve güvenli bir şekilde yapar. Dengeli ve sağlam yürümek, bedenimizde sahip olduğumuz en önemli tasarımlardan biridir. Çünkü bu tasarımda mükemmel bir hesap, ayar ve denge var. Ama bu dengeyi sağlamak için fazladan hiçbir çaba sarfetmemize gerek kalmıyor. Bu yüzden ne kadar önemli olduğunu da bazen düşünemeyebiliriz.

İnsan hareketlerinin taklit edilmesiyle yapılan robotlarda, yürümenin ne kadar hesap ve bilgi gerektirdiği ortaya çıkmıştır. Hiçbir teknolojik robot, insan yürüyüşündeki mükemmelliğe ulaşamamaktadır. Bunun tek açıklaması vardır: insan bedeninin çok isabetli tasarımı. Teknoloji ile beraber gelişen bilimler, her geçen gün insanları hayrete düşüren gelişmeler kaydediyor. Bu hayret verici olayların bir kısmı da insan vücudunun sırlarının anlaşılmasıyla ortaya çıkmakta.

Yürümeye başlamadan önce hiçbir zaman kendimize “acaba adımımı hangi açıyla atmalıyım”, “şöyle basarsam dengemi kaybeder miyim”, “şu engeli aşmak için ayağımı ne kadar yukarı kaldırmalıyım”, “çok kaldırırsam düşer miyim” gibi sorular sormamışızdır. Yürümek bizim için her zaman çok basit bir işlem olmuştur.

Fakat 21. yüzyıla girdiğimiz şu dönemlerde, insanın hareketlerinin taklit edilmesiyle yapılan robotlarda, yürümenin ne kadar hesap ve bilgi gerektirdiği ortaya çıkmıştır. Robotlarla yapılan deneylerde üç veya daha fazla ayakla yürüme işlemini sağlamanın kolay fakat iki ayak üzerine bunu yapmanın çok hassas ve detaylı bir çalışmayı gerektirdiği görülmüştür.

“New Scientist” dergisinde yayınlanan bir yazıda, Amerika’nın Massachusetts eyaletindeki Cambridge Üniversitesi’nin bir bölümü olan MIT’de görevli robot bilimci Rodney Brooks, yaptıkları araştırmalarda sonuçlarını şöyle açıklamıştır:

“İki ayaklılar gerçekten çok basit ve kararsız olarak sürekli enerji harcayarak dik durabilmektedirler. Makinalarda ise bu çok istenen bir özelliktir. Yakın bir zamana kadar bu olay birçok bilgisayarın kapasitesinin çok ötesinde birşeydi. Daha kötüsü ise robotlarda kullanılan katı bağlantı yerleri, insanlardaki dış etkileri emebilecek kas sistemleri ve esnek yapılarla kıyaslanamayacak kadar ilkel olduğundan, robotlar için iki ayak üzerinde yürümek çok zor bir işlem olmaktadır.”

Aynı dergide, başka bir robot bilimci olan Gill Pratt tarafından söylenen ve MIT laboratuvarlarında yapılan deneylerde geliştirilen, son teknoloji ürünü VMC sistemli (Sanal Kontrollü Model) robotlarla ilgili şu bilgilere de yer verilmiştir:

“Çok kompleks programlamalarla geliştirilen VMC sürümlü robotlar, çoğu zaman ileriye doğru hareket ederken, topukları yere değene kadar kendisini dengelemektedir. Ayaklarının atacağı adımı ayarlayan algılayıcıların kullanılması, robotların bulundukları ortama anında uyum sağlamalarına izin verir. Bu robotlar beklenmeyen engelleri, eğimli yüzeyleri, hatta basamakları algılar ve yürüyüşünü buna göre ayarlar, bu ise gözü kapalı olan bir insanın daha önce hiç alışık olmadığı bir binada dolaşmasına benzer.”

İnsanın hiçbir eğitim almadan, hiçbir hesaplama yapmadan, hatta gözü kapalı bile yapabildiği yürüme işlemini, bir robotta gerçekleştirebilmek için uzun yıllar araştırma yapmak, çok karmaşık programlar kullanmak gerekmektedir. Ayrıca Pratt, robotlarda kullanılan parçaların hiçbir zaman bir kas kadar hafif ve güçlü olmadığını da belirtmiştir.

Yapılan araştırmalarla ortaya çıkan bu gerçek, insanların hiç dikkate almadan yaptıkları çok basit bir yürüme işleminin bile aslında ne kadar zor ve ince ayar gerektiren bir şey olduğunu ispatlamaktadır. İnsanın yaratılışındaki mucizeler bu ve benzeri bilimsel araştırmalar sayesinde karşımıza çıkmaktadır. Yürüme yeteneğinde olduğu gibi, Allah’ın yaratması hiçbir şekilde insan yapımıyla kıyaslanamaz. Allah herşeyi örnek edinmeksizin yaratırken, yarattıkları da teknolojide tasarımcılara örnek olmaktadır.

———–
“Onlar, ayakta iken, otururken, yan yatarken Allah’ı zikrederler ve göklerin ve yerin yaratılışı konusunda düşünürler. (Ve derler ki:) “Rabbimiz, sen bunu boşuna yaratmadın. Sen pek yücesin, bizi ateşin azabından koru.” [Al-i İmran Suresi, 191.ayet]

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir