UZAKTAN ALGILAMA:Göz-Beyin Sisteminin İlham

Bugün uzay teknolojisi sayesinde tüm dünyayı “avuç içimizde” tutabiliyor, bir tuşla mesela “google earth” aracılığıyla istediğimiz adresin görüntüsünü alabiliyor, canlı bağlantıyla binlerce kilometre ötedeki insanlarla görüntülü toplantı yapabiliyor, haberleşebiliyoruz. Peki hiç düşündünüz mü, bu nasıl mümkün olabiliyor ? Saniyeler içinde dünyamızın etrafında dönen uydular hangi yöntemle hem istenen görüntüyü, sesi algılıyor, hem de bize aktarıyor ?

Bunun cevabı aslında her birimize çok yakın, çünkü bilim insanları “Uzaktan Algılama” mekanizmasını göz-beyin sistemimizin birlikte mükemmel çalışmasından ilham alarak uydu teknolojisine uyguladılar..

***
Son 25-30 yılın en popüler konularından biri uzaktan algılamadır. Uzaktan algılama, doğrudan temas olmaksızın nesneler hakkında bilgi elde etme sanatı veya bilimidir. İnsanların çeşitli gâyelerle uzay boşluğuna yerleştirdiği ve sürekli dünyanın etrafında veya eşzamanlı olarak dünya ile birlikte dönen çok sayıda uydu vardır. Bunlardan bazıları uzaktan algılamada kullanılır. Bu uydulardan elde edilen görüntüler, dünya yüzeyinin geniş bir bölümünü, meselâ bir ilin, bölgenin veya küçük ölçekli bir ülkenin tamamını aynı anda görebilme imkânı verir. Dünya üzerindeki objelere geniş bir bakış açısıyla tepeden bakmamızı sağlayan bu görüntüler sayesinde o yerin; toprak, su, orman, kaya, maden, bitki örtüsü gibi tabii kaynaklarını tanıyabiliriz.

Meselâ, Türkiye’de ne kadar alanda pamuk ekili olduğu ve o yıl kaç ton pamuk elde edileceği hasat mevsiminden bir kaç ay önce belirlenebilir. Benzer şekilde herbir bitkinin ekili olduğu alan, bunların illere ve bölgelere göre dağılımı tespit edilebilir. Bir ülkenin nehirleri, kara ve demir yolları gibi binlerce kilometrekarelik alana yayılmış yapılar detaylarıyla birlikte yakalanabilir ve haritalanabilir. Belli bir alanda, belli bir sürede meydana gelen değişiklikler belirlenebilir.

>>> UZAKTAN ALGILAMA NE DEMEKTİR?
Günlük hayatımızın can alıcı ve sürekli yaptığımız bir faaliyetidir uzaktan algılama. Farkında olmadan bu mükemmel sistemi hepimiz kullanırız; ama onun nasıl işlediğini çok az insan düşünür. Bazen de ona basit, alelâde bir hadise olarak bakarız. Halbuki bu yazıyı okurken, aktif olarak uzaktan algılama yapıyoruz…

Bakmakta olduğumuz kâğıttan yansıyan ışın bir algılayıcı (sensör) olan göz tarafından tutuluncaya kadar bir mesafe kateder. İşte bu, “UZAK” denilen şeydir. Göze gelen ışınlar elektrik enerjisine çevrilip göz siniri tarafından beyne iletilirler ve beyin tarafından değerlendirilerek görüntü olarak algılanırlar. Bu ise; “ALGILAMA” dediğimiz şeydir.

Gerçekten bu, insanı hayrette bırakacak mükemmel bir sistemdir. Göz; gözyaşı bezleriyle, korneasıyla, konjonktivasıyla, irisi ve göz bebeğiyle, göz merceğiyle, retinasıyla, koroidiyle, göz kasları ve göz kapakları gibi doku ve yapılarıyla benzersiz bir sistemdir. Bunların yanında beyinle bağlantısını sağlayan muhteşem sinir ağı ve son derece kompleks olan görme alanıyla çok özel bir yapıya sahiptir. İnsan beyni ise, bilinen en iyi görüntü (imaj) işleyicidir.

NASA’daki araştırıcılar, yeryüzündeki görüntüleri uzaktan geniş bir perspektifle alacak ve değerlendirecek âletler yapmak için insana verilen bu mükemmel mekanizmadan yararlandılar. Yani; bilgisayar ve uzaktan algılama gibi bir çok teknolojinin prototipi de yine insandır.

İnsan algılamasının yaklaşık % 80’ini sağlayan gözlerin özellikleri hayret vericidir. Bütün vücuttaki duyu algılayıcılarının % 70’i gözün retina tabakasında yer alır. En gelişmiş dijital kameralar bile 1 300 000 görüntü algılama noktasıyla çalışabilirken, insan gözü yaklaşık 120 000 000 renksiz algılama ve 6 500 000 renkli algılama hücresiyle, 1 fotonluk hassasiyetle çalışabilmektedir. Bu sayede aydınlığın farklı derecelerini ayırt eder; kırmızı, yeşil ve mavi arasında değişen 150 renk tonunu görebiliriz.

——–
“Gözler O’nu idrak edemez; O ise bütün gözleri idrak eder. O, latif olandır, haberdar olandır.” [En’am Suresi, 103.ayet]

“Eğer dilemiş olsaydık, gözlerinin üstüne bastırır-kör ederdik, böylece yola dökülüp-koşuşurlardı. Fakat nasıl göreceklerdi ki?” [Yasin Suresi, 66.ayet]

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir